1. YAZARLAR

  2. Kemal Bağzıbağlı

  3. Tüm Sorunlarımız Gibi TÜK'ün de Çözüm Yolları Yıllardır Bilinmekteydi!
Kemal Bağzıbağlı

Kemal Bağzıbağlı

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Tüm Sorunlarımız Gibi TÜK'ün de Çözüm Yolları Yıllardır Bilinmekteydi!

A+A-

18 Ağustos 2016 tarihli ve H(K-I)695-2016 numaralı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Toprak Ürünleri Kurumu’nun (TÜK) görevlerini yerine getirebilmesi ve ‘İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’ gereği piyasa düzenleyici bir Kurum haline gelebilmesi için” tamı tamına 109 ürünün ithalinde fatura üzerinden %3’lük bir katkı payı alınmaya başlanmıştır. Karar alındığından beridir konu gündemin en üst sıralarında yerini almış ve birçok yazılı ve görsel haberde tartışılmıştır.

Öncelikle, yapılan tartışmalara bakıldığı zaman, ilgili yöneticilerin birbirini suçlamakta olduğu dikkat çekmektedir. 1. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı borç batağının bir önceki ilgili bakan döneminde başladığını söylüyor. 2. Yine Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı, "2014 yılında TÜK tarafından iç piyasadan satın alınan arpa ile yurt dışından ithal edilen tohumluk arpa ve buğday materyallerine ilişkin araştırma raporu"nu Başsavcılığa sunuyor. 3. Dönemin TÜK Yönetim Kurulu Başkanı suçlamaları kabul etmeyip topu dönemin TÜK Müdürü’ne atıyor. (Not: Bu yazı yazıldığı zaman dönemin TÜK Müdürü’ne ulaşılamıyordu.)

Suçlama sarmalını bir yana bırakarak gelelim işin bence en önemli noktasına. 23 Ağustos 2016 tarihinde Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı’nın açıkladığı “8 maddelik TÜK’ü kurtarma operasyonu” yeni yaratılmış, tüm geçmiş sorunlardan sonra mevcut hükümetin sorunu ele alması sonucu ortaya çıkan bir şey değildir. Sorun yaşayan tüm kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi, TÜK’te de bilinen çözüm yolları yıllardır sümen altı edilmiştir.

Türkiye ile imzalanan “2010-2012 Kamunun Etkinliğinin ve Özel Sektörün Rekabet Gücünün Artırılması Programı”nda yer alan araştırma çalışmalarından biri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı tarafından yürütülen ve ülke ekonomimiz üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olan “KKTC Devletinde Fonksiyonel ve Kurumsal Gözden Geçirme Projesi (KKTC- FOKUS) mevcut tartışma içerisinde büyük önem arz etmektedir. (Not: Dikkatinizi çekmek isterim, projenin nihai raporu nisan 2013’te yayınlanmıştır.)

FOKUS projesi çerçevesinde hazırlanan birçok rapordan bir tanesi, “KKTC KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) Sistemi’nin Fonksiyonel ve Kurumsal Analizi” raporudur. Raporun kapsamı TÜK de dahil toplam 11 KİT’in fonksiyonel ve kurumsal analizi ve bu teşebbüsler hakkında tedbir önerileri hazırlamaktır.

Mevcut hükümetin TÜK’ü “kurtarma operasyonu” adı altında 109 ithal ürüne %3 katkı payı koyarak elini vatandaşın cebine atmasından yıllar önce, TÜK konusunda alınması gereken tedbirler FOKUS projesi çerçevesinde şu şekilde sıralanmıştır:

●“Sadece müdahale kurumu olmaya imkan verecek miktarda stok tutulmalı, fazla stoklar eritilmelidir.”

●“Her bir bölgede çok sayıda alım satım şubesi mevcuttur. Bölge başına şube sayısı en fazla 5 olmalıdır.”

●“Yeni istihdam yapılmadan emeklilik yoluyla personel sayısı azaltılmalıdır.”

●“Başka devlet dairelerine nakledilen personelin TÜK ile bağlantısı kesilmelidir.”

●“Tüccarların düzenli alım yapmaları teşvik edilerek TÜK özerindeki alım baskısı azaltılmalı, serbest alım satım piyasası oluşturulmalıdır.”

Peki, bu tedbirlerin değerlendirilip ele alınması gereken dönemde, Kurum’u piyasa düzenleyicisi haline getirememek dışında, yetkililer ne yaptılar? Şimdiki “kurtarma operasyonu”nu açıklayan Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanımızın kendi Partisi’nin de gerek iktidar gerekse hükümet ortağı olduğu dönemde, TÜK’te kâr/zarar durumu ne idi?

Konuyla ilgili Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı’nın yaptığı ilk basın açıklamasında “Altı yıllık bilançolar ekonomik aklın hangi dönemde kaybolduğu net olarak göstermektedir” ifadeleri kullanılmıştır. İlgili Bakan tarafından paylaşılan bilanço rakamlarına baktığımız zaman, kurumun çöküşünün başlangıç dönemi UBP hükümetinin tek başına iktidar olduğu 2011-2012 yılları olduğu görülmektedir. Kurumun kârı önce 2011 yılında 3,738,385.28 TL’den 2,005,188.85 TL’ye, yani %46 oranında düşmüş, 2012 yılının sonuna gelindiği zaman ise kârdaki düşüş oranı %94 seviyelerine ulaşmıştır (2,005,188.85 TL’den 119,977.34 TL’ye).

2013 yılı itibarıyla önce CTP-DP daha sonra da CTP-UBP koalisyonları yönetiminde Kurum’un zarar batağına tamamen gömülmüş olduğu açıkça görülmektedir. 2013-2015 dönemi toplam zararı 18,438,771.5 TL’dir. Buna bir de TC Yardım Heyeti’nden TÜK’ün arpa buğday fonuna aktarılan fakat geri ödenmeyen ve nereye harcandığı belli olmayan 30 milyon TL’yi de eklediğimiz zaman, Kurum’un toplam zararının 48.5 milyon TL civarı olduğu ortaya çıkmaktadır. Burada Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı’nın açıklamasında yer alan 110 milyon TL’lik Devlet Kefalet Senetleri de göz önünde bulundurulmalıdır.

Görüldüğü üzere, Kurum’un içinde bulunduğu batağın mimarları, alınması gereken tedbirleri yıllardır tozlu raflarda tutan ve bugün suçu birbirlerinin üzerine atma yarışı içerisinde bulunan UBP-DP hükümet ortakları ve muhalefette olan CTP’nin ta kendileridir. Sorumlular besbelliyken, faturanın halka kesilmesi kabul edilebilir değildir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.