1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Türkiye Cumhuriyeti neyi işaret ediyor?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Cumhuriyeti neyi işaret ediyor?

A+A-

İrlanda’nın AB dönem başkanlığı sürecinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin AB’yle ilişkilerinde bir ilerleme var. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs konusundaki açıklamalarında da bir cüretkârlık havası yaratıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin içinden geçmekte olduğu zor günlerin de fırsat bilinerek bu açıklamaların yapılması olumlu mesajlara gebe olmakla birlikte, olumsuz bir hava esintisine de açık kapı bırakmakta…

Aslında siyasi bir eşitliğe dayalı her türlü çözüme destek vereceği sinyalleri ve mesajlarını sıklıkla çeşitli bakanları ve makamları aracılığı ile dünyaya ileten Türkiye Cumhuriyeti’nin İrlanda’dan veya AB’de aldığı yanıtlar ne yazık ki bizim basınımızda yer bulmadığı gibi Türkiye basınında da yetersiz yer bulmakta.

Sizlerin de dikkatini çekti mi bilmiyorum: Bu süreçte, İrlanda’nın ne dediğinden ziyade, Türkiye Cumhuriyeti’nin mesajları daha ön planda tutuluyor. Bu tavır, iç politikamızı doğrudan etkiliyor. Düşüncelerim beni yanıltmazsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tavrı genel seçimlere sayılı ayların kaldığı ve siyasi hareketliliğin de bol olduğu bu dönemde, iç politikamızda önemli değişikliklere neden olacak. Haliyle, iç politikada meydana çıkması muhtemel tablo, müzakere sürecini ve Kıbrıs’ta federal bir çözüme yönelik süreci hızlandırabilecek, hatta sonuçlanmasına dahi katkı sağlayabilecek gelişmelere açık bir seyir izliyor.

Davutoğlu da, Bağış da (Türkiye Cumhuriyeti Bakanları), daha çok Kıbrıs’ta son dönemde gündemi meşgul eden ve belki de dünyanın her köşesindeki güçlerin dikkatlerini buraya çevirdiği bir dönemde, önemli yer altı kaynakları aracılığı ile Kıbrıs’taki sorunun açığa çıkarak biraz daha anlaşılmasına katkı sağlıyor.

Aslında üzülerek mi söylemeliyim yoksa ben de durumdan faydalanan bir görüntü mü sergilemeliyim emin değilim: Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaşadığı ağır ekonomik kriz ve Rusya ile ilişkilerinin gerilmesi süreci, Kıbrıs sorununun dünya üzerinde eskisinden biraz daha fazla yer bulmasında da etkili oluyor.

Elbette bu durum daha çok Kıbrıs’ın güneyinde yaşamakta olan Rum komşularımızın sesinin çıkmasını sağlıyor. KKTC’nin başarısız, etkisiz ve şanssız dış politika manevraları nedeniyle çözüm için atılması gereken adımlarda da bizi Türkiye Cumhuriyeti’ne muhtaç bırakıyor. Ancak dikkat! Belki de ilk defa, bu muhtaçlık durumunun lehimize bir hareketliliği oluşturabileceği bir dönemin içindeyiz.

Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Erdoğan’ın daha önceden söylemiş olduğu Kıbrıs üzerindeki stratejik çıkarlarının yanında, tespit edilen yer altı kaynaklarının Türkiye Cumhuriyeti’ne ekonomik ve siyasal çıkarlar sağlayacağı düşüncesi, ortamı hareketlendiren önemli etkenlerden bir tanesi. Hatta KKTC politikası açısından bakıldığında en önemlisi gibi görünüyor. Mevcut tablo, Türkiye Cumhuriyeti limanlarının, Güney Kıbrıs ve dünya için önemini bir kez daha gözler önüne serince, Türkiye de çözüme sıcak bakma ve kaz gelecek yerden tavuğu esirgememe noktasına varır gibi bir eğilim içine girmiş gibi görünüyor.

Bütün bunları, önümüzdeki sene gerçekleşecek genel seçimlerimiz açısından değerlendirdiğimizde, gerek müzakereci bağlamında, gerekse de iktidar bağlamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu amacına katkı sağlayabilecek ve destek gösterebilecek bir siyasal partinin iktidarı için istekli olduğu görülebilecektir. Bu nedenle bugüne kadar belki de çok alışık olduğumuz Türkiye’nin Kıbrıs politikası manevralarını gerçekleştirmeye başladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Daha açık bir biçimde ifade edecek olursam, Kıbrıs’ta çözüm isteyen siyasal partiler ile istemeyenlerin hangileri olduğu açıktır. Annan Planı referandum süreci, bu bilgiye açıkça kaynaktır. Bu noktadan hareketle, Kıbrıs’taki çözümün artık olası olduğu mesajlarını son günlerde oldukça sık dile getirmeye başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin, açık bir müdahale ile mi yoksa mesajlarını bu yönde kullanarak veya Kıbrıs’ta yurttaşlık kazanmış kendi memleketlilerine katkı sağlayarak üstü kapalı mı yapar bilinmese de; çözüme hazır, çözümü destekleyen bir siyasal rüzgarın esmesi için çalışmalara başlamış gibi görünüyor.

Anlayacağınız iç politika şenlenecek.

İç politikada değişim habercisi olduğuna inandığım Türkiye Cumhuriyeti mesajları etkili olacak.

Günün sonunda, Kıbrıs’ta yeni bir çözüm sürecinin başlatılabilmesi için kollar sıvanacak. Bu doğrultuda hem iktidara, hem de muhalefete önemli görevler düşmekte, konjonktüre göre bir hazırlığa başlamaları gerektiğini sanırım söylememe gerek yok. Bu hazırlık sürecini en erken tamamlayan, bayrak ve minare olgularını gözü kapalı ve modası geçmiş milliyetçi bakışların esiri olarak kalmak sureti ile sürdürmeye meyilli olan partiler, ne yazık ki bu süreçte kendilerini çıkmaza sokarak, önümüzdeki dönemde söz söyleme ve iktidar yetkisini elinde bulundurma şanslarını yitirecekler.

Her zaman savunduğum gibi gerek Kıbrıslıların, gerekse de Kıbrıs adasının çıkarlarını ön planda tutarak, insanların can ve mal güvenliklerini de garanti altında alabilecek bir yönetim anlayışını benimsemek herkesin işine yarayacak.

Gelecek nesillerimizin bizden daha rahat günler geçirebilmelerine katkı sağlayacak.

Eğer bütün bunları doğru planlayarak, dünyanın gözünü Annan Planı sürecindeki gibi üzerimize çekebilirsek, Kıbrıs’ın kaderini de, kendi kaderimizi de değiştirebileceğiz diye düşünüyorum

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.