1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Türkiye’de doğan Kıbrıs kökenlerin feryadı!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’de doğan Kıbrıs kökenlerin feryadı!

A+A-

“Gurbetlik…

Vatan hasreti…

Sevdiklerimizin özlemi…
İnsan bu kelimeleri düşündüğünde dahi yüreğinde hemen bir şeyler sızlıyor, sadece düşününce dahi !

Bırakın yaşamayı düşünence dahi insanın içi bir tuhaf oluyor . Bu kelimeyi sadece insanda değil, eşyada da deneyin yine aynı. Taşındığınızı düşünün bir yerden bir yere, eşyalar nasıl yabancı olur, bizi evimize geri götürün der gibi . Kim bilir, belki o yüzden gelirken ağlıyoruz hep, giderken gülüyor Mevlana gibi..
Bizler bu memleketin evlatlarıyız .
Bizler, bu memleketin ; işçisi, esnafı, işvereni, akademisyeni, doktoru, mühendisi,memuru, öğretmeni gibi toplumun çok geniş kesimlerini içine alan daha çok orta gelirli, askerlik problemi nedeniyle kurmuş olduğu iş ve aile düzeninin derinden etkileneceği vatandaşlarıyız. Şimdi, Bedelli Askerliği isteyenler ve bekleyenler, askere alındıkları takdirde, 15 ay süresince maaş alamayacak, evinin kirasını veremeyecek, annesinin, babasının, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir durumda olacaktır. Zaten, hepimiz biliyoruz ki, şu anda askerliğini yapmayan bu vatandaşlarımızın yaş ortalaması 28'in üzerindedir. 30'un üzerinde bir yaşa gelmiş insanın, mutlaka, ailesi vardır, tahsil çağında çocukları vardır. Peki, bu kişiler , 15 ay askerde hiç ücret almadan ailelerinin geçimlerini nasıl sağlayacaklardır? Tam tersi bir durumu düşünelim . Askerliğini Türkiye’de yapan yüzlerce insan var fakat KKTC yasaları Türkiye’de yapılmış olan askerlik görevini saymıyorlar.

Dünyanın neresinde hangi devletinde 2 kez askerlik yapma görevi vardır ?

Eşini 15 ay göremeyecek eşlerin ve çocukların gerek maddi gerekse manevi durumları ne olacaktır.

15 ay işinden , eşinden ayrı kalmış ve geri döndüğünde işini tekrar eski haline getiremeyecek olanlar ne yapsın , 15 ay geçtikten sonra , zarara girmiş hatta kapanmış işyerlerinin kayıplarını nasıl kapatacaklardır. İşlerini kaybetmiş insanlar ise bu kadar işsizin bulunduğu Ülkemizde nasıl tekrar iş bulabileceklerdir.

Ailelerin bu kaybı nasıl kapatabileceklerdir. Bence mümkün değildir. 15 ay sonunda işini ve ailesini kaybetmiş ,İnsanlardan verim almak, sağlıklı hizmet beklemek nasıl mümkün olacaktır? Yani, terk edilmişlik hissine kapılmış, kendi başına bırakılmışlık hissine kapılmış bir insandan siz nasıl verim bekleyebilirsiniz ki Hayat çoğu kişinin varsaydığı gibi, herkes için belirli kurallarla devam etmemektedir. Her zaman için; “önce okul biter, sonra askere gidilir, sonra iş bulunur, sonra evlenir, sonra çoluk çocuk sahibi olunur” kuralı işlememektedir.

Bizler, hayatın türlü nedenlerle bu varsayılan yoldan savurduğu insanlarız. Zaten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarından Bedelli Askerlik Kanunu Mevcuttur. Fakat bu mevcudiyet dahilinde Türkiye’de yaşayan Kıbrıslı Türkler yoktur. Türkiye anlamsız bir şekilde yurt dışı sayılmamaktadır .
KKTC ‘nin nufus politikasının gerek diğer kesimde gerekse birleşme görüşmeleri masasında ve uluslar arası platformlarda böylesine tartışıldığı bir ortamda hükümetin ve yetkililerin kendi yurttaşlarını KKTC’ye çekmeninin önünü açması gerekmektedir. Özellikle Türkiye’de doğan ve/veya yaşayan Kıbrıs kökenli kişilerin KKTC’ye geri dönüşünün önünün açılması gerekmektedir .

Binlerce mağdur Türkiye’de yaşayan KKTC vatandaşı askerlik sorunu nedeniyle vatanına giriş yapamamaktadır. Yurt dışında bulunan KKTC vatandaşları sayısı tahminlerin çok çok üstündedir . En çokta Türkiye’de yaşamaktadır. Bu gerçeği artık yetkililerin görmesi gerekmektedir. Türkiye’de bir çok alanda tıp, bankacılık, sanat , bilişim vs- bir çok başarılı Kıbrıs kökenli insan yaşamaktadır. Bu insanların KKTC ‘ye geri dönüşünü sağlamak, kültürel, ekonomik ve siyasi olarak KKTC’nin kendi yararınadır. Bedelli askerlik ile ilgili olarak toplumuzda bazı mesnetsiz önyargılar bulunmakta ve toplum yanlış yönlendirilerek bazı gerçeklerin üzeri örtülmektedir. Vatan sevgisi, bazı kesimlerde zorunlu askerlik hizmeti ile eşleştirilmektedir. Adı üstünde, zorunlu kelimesi olan bir yerle vatan sevgisini ilişkilendirmek hatalıdır. Vatanı sevmenin tek bir şekli yoktur, bunun türlü yolları vardır. Sosyo-ekonomik problemler nedeniyle bu görevi belirli bir bedel ödeyerek, 1 ay yapmak isteyen vatandaşlarımızın vatan sevgisinden kuşku duyulmamalıdır. Bu kesim, askerlik sistemini ret etmeyen, çağımızın gerçeklerine uygun daha güçlü ve modern bir orduyu arzulayan, savaşta temelli askerlikten kaçmayacak kesimdir.
Sorunun çözülemediği her geçen gün, bu büyük kitlenin sayısı artacak ve sorunun çözülmesi için daha büyük baskı oluşacaktır. Nihayetinde, aklı-selim galip gelip bu sorun şüphesiz çözülecektir. Fakat sorunun çözümündeki gecikmeler geride maddi ve manevi yaralı aileler bırakacak ve tek kaybedenler Kıbrıs Türkleri olacaktır. Bizler adeta zihinsel bir hapisteyiz. Sürekli ailemiz, işimiz için endişe içindeyiz. Hayata dair düşüncelerimizi, kariyerimizi, iş yatırımlarımızı, projelerimizi uygulayamıyor ya da erteliyoruz. Her an içinde bulunduğumuz durumu düşünüyor ve psikolojik bir yıkım yaşıyoruz. Kimimiz mahallesinden dahi dışarıya çıkamayacak durumda hayatını devam ettirmektedir.
Çoğumuz hayatımızın 5- 10 yılını yaşayamadık addediyoruz. Sosyal ve ekonomik yıkım yaşamamak için, askerlik vazifemizi yerine getiremiyoruz, bunun için ağır bedeller ödemekteyiz halen. Bizim için imkânsız değil ama çok zor olsaydı biz vatani görevimizi seve seve yapmıştık. Fakat çoğumuz için bunu yapabilmek içinde bulunduğumuz şartlar itibariyle imkânsız. Bazılarımızın inan ki buna cinsel hayatını dahi etkilediği bu psikolojik işkencenin artık son bulmasını temenni ediyoruz.
Kıbrıs Türklerinin tümünü doğrudan ilgilendiren bu yasanın değiştirilmesiyle bir yanda bedelli hakları genişlemeli Türkiye'de yaşayan Kıbrıs Türklerinin vatan özlemi giderilmeli Türkiye'de yaşayan Kıbrıs Türkleri de mevcut bedelli yasasında belirtildiği gibi yurt dışı kategorisinde sayılmalı diğer yanda ise iki kez askerlik yapmak zorunda kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türkler bu eşitsizlik ve haksızlıktan kurtulmuş olmalılardır.
Toplumsal bir soruna dönüşmüş olan bu mevzunun bir an önce çözülmesi için toplumun tüm kesimlerinden bu konuda değerli yardım ve desteklerinizi bekliyoruz…Saygılarımızla.” (Türkiye’de doğan ve/veya yaşayan Binlerce Mağdur Kıbrıs Türkü)

gunun-fotograf_.20111228004217.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, geçenlerde Karpaz’a yaptığınız ziyarette bölge insanının içine karışmak yerine onları belediyede toplayıp sadece nutuk atmanız biraz abest kaçmış. Kendi seçim bölgenizde kahve kahve gezerken, Karpazlılar’ı biraz ihmal ediyorsunuz sanırız.

Sayın Ahmet ZAİM, sizin trafik polisleri her nedense son model arabaları durdurmaktan daha çok eski model arabaları durdurup bol bol ceza yazıyormuş. Vatandaşın dikkatinden kaçmıyor, aman bu konularda çifte standart olmasın olur mu?

Sayın Abbas SINAY, askerlik işini siz başlattınız yine siz götürmelisiniz. Yurt dışından inanılmaz şikayetler geliyor. Yasanın herkesi kapsamadığı yönündE büyük tedirginlik var, top sizde bilesiniz.

Sayın Hasan TAÇOY, olaylı gecede Mustafa Emiroğluları’ndan midenize bir sol kroşe almışsınız ve iki dakika nefesiniz kesilmiş. Demek ki artık boks derslerine başlamanın zamanı geldi de geçiyor değil mi?

Sayın Ahmet ZENGİN, vekillerin birbirine girdiği meclis oturumunda sakinliğinizle sizleri taktir ettik. Bardak fırlatan insan gitmiş yerine gayet mülayim ve uslu bir vekil gelmiş. Aman bu formattan çıkmayın olur mu?

Sayın Ünal ÜSTEL, ilk kez bir basın toplantısında bu kadar basın mensubunu bir arada gördük. Başbakan bile bu kadar kişiyi toplayamamıştı. Ekip çalışması işe yarıyor değil mi? Ama OTEM konusunda söyledikleriniz tatmin edici olmadı bilesiniz.

Sayın Mustafa YAVER, dernek olarak son aylarda sesiniz soluğunuz kesildi. Hayırdır yoksa yolunuza taş koyanlar mı var? Varsa söyleyin hemen icabına bakalım.

Sayın Ahmet KAŞİF, bölge bakan ve vekilleri arasında partilinin telefonlarına bakan ya da bakamayınca dönen tek siyasetçi olduğunuz yönünde memnuniyet belirten mesajlarınız geliyor. Demek ki eski iyi huylarınız hala devam ediyor, bu iyi bir haber işte.

Sayın Çetin UĞURAL, kamunun sınavlarındaki başarı oranının her geçen yıl biraz daha düştüğü gözlemleniyor. Bunun neden ve sonuçlarını araştırıyor musunuz yoksa artık siz de köşenize çekilip emekliliğin yolunu mu gözlüyorsunuz?

Sayın Ejder ASLANBABA, dün bir vekil aradı ve meclis aralarında viski içip salona geldiğinizi ihbar etti. Ben asla olamaz dedim ama sonra da olur mu acaba dile kendime sorular sordum. Bakalım bir açıklamanız olacak mı?

Sayın Öztürk ÜNVERDİ, Şerife hanımın açıklamalarından sonra evde ütü işlerinin size kaldığı anlaşılıyor. Pantolon çizgileri birden fazla olmuyordur inşallah. Siz en iyisi toplayıp çamaşırların hepsini kuru temizlemeciye verin, Şerife hanım da ödesin…

Sayın Ersin TATAR, sendika başkanlarının hepsinin de cüzdanların boş çıkması acaba sizce bir tesadüf mü? Bir de gayrimenkul koçanlarını ortaya atsınlar bakalım neler neler çıkacak ortaya?

Sayın Süleyman MANAVOĞLU, Lefkoşa Merit’in arkasındaki yolların tümünün de niçin sarı çizgi ile donatıldığını öğrendik. Meğerse bir doktor efendi paralı özel park yeri açmış ve talimatları doğrultusunda böyle olmuş. Bir araştırın bakalım doğru mu?

Sayın Alirıza USLUER, artık sizi kimse meclis kürsüsüne çıkmadığınız için suçlayamaz. Zira olaylı gecede bir şahin gibi oraya atıldınız ve sonuçta kürsüye de değmiş oldunuz. Ama yeni yılda en azından Karpaz konusunda bir iki konuşma bekliyoruz bilesiniz.

Sayın Ata TAHİROĞLU, sizin sessizliğiniz pek hayra alamet değildir. Bu sıralar bir tilki kurnazlığıyla hareket ettiniz ama ser verip sır vermediğiniz gözlemleniyor. Bakalım bombayı ne zaman patlatacaksanız biz de merak ediyoruz.

Sayın Mustafa CANDEMİR, daire satışlarında yeni yıla özel damping yapıp kar oranlarını iyice düşürmüşsünüz. Rekabet olmayan yerde rehavet olur değil mi? Bu arada senin kardeşin bu sıralar cimriliği tuttu, mangalları kurmamakta inat ediyor.

Sayın Necdet ERGÜN, Meze restoran artık her geçen gün daha fazla ortaya çıkmaya başladı. Yeni yılda yeni mekanları seçecek olanlar için hayli romantik bir mekan olacağa benziyor. Ama şu araba yıkama işini de unutmayın deriz.

Sayın Aydın ÇIRAKOĞLU, İskele’den dostlarınız sürekli mesaj gönderiyor ve belediye çalışmalarından memnuniyetlerini dile getiriyorlar. Halil başkan da memnun olduğuna göre sizden iyisi yok değil mi?

Sayın Afet ÖZCAFER, Çakıcı’nın elinden o pankartı bir kaplan gibi saldırıp da nasıl aldınız öyle biz de şaşırdık doğrusu. Bir okur mesaj göndermiş sizi Amazon kadınlarına benzetmiş. Yalan da değil yani…

Sayın Kadri FELLAHOĞLU, yeni yıla yeni aracınızla girmeye hazırlanıyormuşsunuz. Allah kazasız belasız günlerde kullanmak nasip etsin. Ama aracın bluetooth sistemi ile telefonda konuşacaksınız diye dün kimseyle konuşamamışsınız. Anlaşılan siz de benim gibi teknoloji özürlüsünüz desenize.     

 

Günün Fıkrası : Casus 

İsrailli güzel casus Suriye’den dönüp İsrail genelkurmayına rapor verir:
-Hafız Esad’ın son saldırı planını bu gece masasından çaldım. Üstelik bununla kalmayıp oğlunu da hapsettim. Generaller sevinçle haykırırlar:
-Harika oğlunu hemen bize ver sorguya çekelim.
Güzel casus üzgün bir yüzle cevap verir:
-İşte bu hemen olmaz 9 ay beklememiz lazım

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.