1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Türkiye'ye rağmen!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'ye rağmen!

A+A-

Kıbrıs’ın Kuzey’inde belki de en kolay iş siyaset yapmak.

Ve belki de en zor iş aynı zamanda!

Uzun bir süredir, bir erksizlikten bahsediliyor. Ne yapsak bir şey değişmez havası var etrafta.

Bu da zaten gelişmemiş demokrasiyi daha da güçleştiriyor.

Sadece kişisel çıkarlara dayalı seçimleri daha da çoğaltıyor.

Bu sadece seçmen için değil, siyasi partiler için de öyle. Bugün meclis çatısı altında aslında milletvekili niteliklerine ne kadar uyduğu tartışılan milletvekilleri var.

Şüphesiz ki, halk iradesine yapılan seçime saygı gösterilmeli, ama adı kaçakçılığa, dolandırıcılığa bulaşmış kişiler de sırf cenazelere ve düğünlere gidiyor diye seçilememeli.

Sistem buna izin verdikçe bedelini toplum olarak ağır ödüyoruz.

Önümüzdeki süreç bir çözüm eşiğinin daha atlanmasıyla çözümsüzlüğü pekiştirecek bir süreç. Sadece çözümsüzlüğü değil, aynı zamanda mevcut siyasi acizlikle Türkiye bağımlılığının da artacağı bir süreç.

Sadece mali konularda ya da dış politikada değil, iç siyasette de her geçen gün etkinliğini artıran bir Türkiye politikası var karşımızda. Bu politikalar tartışılmıyor.

Üretildikleri yerden gönderildiği şekliyle burada uygulamaya konuluyor.

Maliye Bakanı Ersin Tatar, “geçen yasalar sayesinde maaş ödemelerinin yapıldığını” açıkladı geçtiğimiz günlerde.

“Her şeye rağmen baskılara boyun eğmeyip geçirilen bu yasalar dolayısıyla Türkiye’nin memnun olduğunu ve hükümeti takdir ettiğini” söyledi. “Demek ki doğru yaptık ki takdir ediliyoruz” dedi.

Her şeye rağmen dediği ve siyasi baskı olarak tarif ettiği toplumun ve muhalefet partilerinin karşı çıkışları.

Doğruluk ölçeği ise Türkiye’nin memnuniyeti.

İşte tam da bu noktadayız.

Artık bizim doğru ve yanlışlarımız yok.

Bunun karşısında muhalefet etmek de saygın bir hükümet modeli kurmak da kolay değil. İşte o yüzden çoğu UBP’linin de son derece rahatsız olmasına rağmen, Başbakan ancak hazır olda emir bekliyor, Türkiye’deki yönetimden.

Muhafazakar otelden, diyanet işlerine kadar yakından ilgileniyor, kendini beğendirmekle.

Karşılığında Cumhurbaşkanlığı umuyor. Ya da Başkanlık sistemiyle daha güçlü bir koltuk.

Peki ya muhalefet?

Geçtiğimiz hafta mecliste yaşananlar aslında siyaseten de içine düştüğümüz acizliğin örneğiydi.

TDP bir süredir, radikalleşen bir tavır içinde yaratıcı protestolarıyla gündemde. 13 saatlik kürsü eylemi ilk anda toplumdan olumlu bir tepki topladı. Ne var ki son eylem, UBP’li vekillerin rezaletinin gölgesinde kalsa da aynı olumlu karşılığı alamadı.

Benzer protestoların kendini tekrarlayarak “one man show”a dönüşmesi siyaset olmamalı.

 Yoksa grev kredilerini fazlasıyla tüketmiş sendikaların pozisyonuna düşüp, eylemlerin anlamsızlaşması akıbetini TDP de yaşayacak.

Radikalleşerek siyaset üretemedikçe de küçülmeye mahkum olacak. Oysa büyüme potansiyeli olan bir partinin daha akılcı politikalar da üretebilmesi gerekiyor.

Bu tür radikal tavırların beklentisi gündem olmak. Ama sırf gündem olarak iş yapılamıyor.

CTP ise, kurultay sonrası yenilenen kadrosuyla tam aksine sessiz bir muhalefet olmakla eleştiriliyor. Toplum genelinde daha etkin bir muhalefet beklentisi var, CTP’den.

Özersay’ı bir devlet kutsiyeti üzerinden eleştirirken gösterilen hassasiyet ve TDP’ye verilen cevaplar, Türkiye güdümünde yok olan siyasete ne yazık ki merhem olamıyor.

Bu dengeci tutumun karşılığı yeniden hükümete gelmek olabilir. Ancak etkisizleşen siyaset geçmiş hükümet döneminden daha fazla zarar da verebilir.

Belli ki çözüm siyaseti üzerine odaklı bu iki sol parti radikalleşmekle uyumlaşmak arasında dengeyi yeterince kuramamış.

Bundan sonrası daha da zor.

Türkiye’ye rağmen ve Türkiye ile birlikte siyaset yapmak dönemi bundan sonra.

Hızla el değiştiren sermaye, hızla etkisizleşen siyaset ve çoktan uyuşmuş bir toplum yapısıyla baş başayız.

Geçtiğimiz günlerde HABERDAR’da Gürdal Hüdaoğlu yazdı.

 Her şeye rağmen bir günde geçirilen yasalar sayesinde 13. Maaşı alıp cebimize koyduk ve sesimiz kesildi. Bir anda herkeste bir rahatlama oldu.

Hayat yeniden normale döndü.

Oysa özellikle bu 13. Maaşın bedeli sadece onur, gurur değil, somut olarak bundan sonraki alışkanlıkların kökten değişeceği yeni bir ortamdı.

Ve biz bunun ne kadar iyi ya da kötü olduğunu bile tartışamadık.

13. maaşı alıp cebimize koyduk ve sustuk.

Bundan sonra temel soru, Türkiye’ye rağmen ve Türkiye ile birlikte bir siyasete bizim siyasi partilerin çözümlemesinin ne olacağıdır.

Üstelik çözümsüzlük ortamında!


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.