1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. UBP kaybetmezdi!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

UBP kaybetmezdi!

A+A-

Siyaset gazeteciliği nedir? Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde bu konuda yarı zamanlı ders veriyorum…

Çok bildiğimden değil elbette… Kaynak kitaplar, yayınlar var… Onlardan faydalanıyorum; biraz da tecrübeyi ekleyip, öğrencilerle paylaşıyorum…

Siyaset gazeteciliği, tek kelimeyle “yorum”dur… Yorum; “…Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme” diye tanımlanabilir.

Gelin bugün, UBP’nin neden kaybettiğini yorumlayalım… Değerlendirelim…

İrsen Küçük’ün UBP’ye genel başkan olma hakkı yok mu?

Elbette var…

Ama, “UBP neden ve nasıl kaybetti?” sorusuna verilecek ilk yanıt; “İrsen Küçük’ün genel başkanlık hırsı yüzünden kaybetti” şeklinde açıklanabilir.

Bu hırsının olması da doğal değil midir? Elbette doğaldır ama dengesi iyi ayarlanmalıdır. Ayarlanamamıştır…

“Geçici – emanetçi başkan” olarak altı aylığına Dr. Derviş Eroğlu’nun da desteğiyle genel başkan seçilen Küçük, önce “geçiciliği” ortadan kaldırmakla hata yaptı. Burada, güven sarsıldı… Neden sarsıldı? Çünkü, çekileceğine dair söz verdiği halde, genel başkanlık hırsı nedeniyle çekilmeyince, “koltuk hırsı var” dendi… Evet, koltuk hırsı normaldir ama güven bir kez gitti mi kolay kolay geri gelmez…

Koltuk hırsı öne çıktığı için, bu kez çevresindeki “sevgi çemberi” yerini “çıkar çemberine” bıraktı.

Türkiye ile ilişkilerde, kontrolü tamamen terk etti. Tüm ipleri Türkiye’nin eline verdi ve “ne isterseniz yapın, yeter ki beni koltukta bırakın” dedi. Burada da itibar kaybetti… Çevresindeki sevi çemberi yine azalma yaşadı, çıkar ilişkisi yükseldi.

Partide çok ciddi ağırlığı olduğunu bildiği halde, O’nunla uzlaşmak yerine, “seni yerim” iddiasına girdi ve Dr. Derviş Eroğlu ile kavgaya tutuştu. Çevresindeki “çıkar grubu”, kavgada kendisine gaz verdi… Sevgi yumağı kalabalık olsaydı, buna izin verilmezdi. Ancak çıkara dayalı ilişkilerde, uzlaşı terk edilir ve yerine kavgaya girilir… Öyle yapıldı… Ne yazık ki İrsen Küçük burada da kaybetti… O kadar ki, Dr. Derviş Eroğlu’nun özel banka hesaplarının ifşa edilmesinde, kendisi gibi seçim kaybeden bir CTP’li vekille işbirliği yaptığı havası estirildi… İşbirliği yaptı demiyorum… Ama o hava estirildi… Ne isterse olsun, mesela Tahsin Ertuğruloğlu ne kadar eleştirirse eleştirsin; UBP’ye 40 senesini veren Dr. Derviş Eroğlu’nun üzerine bu kadar acımasızca ve muhaliflerle işbirliği yapılarak gidilmesi de İrsen beye çok ciddi destek kaybettirdi. Yağcılar ve çıkarcılar etraftaydı ama yüreği sevgi dolu olanlar azalmaktaydı.

Değerli eşi Gülin Küçük hanımefendinin tavırları da oldukça düşmanca görüldü… Öyleydi demiyorum… Öyle görüldü diyorum… UBP kadın örgütünde veya UBP’nin esas gücü olan kadınlarının üzerinde, Meral Eroğlu’nun etkisi iyi hesaplanmadı… İrsen bey burada da kaybetti.

Ve kurultaya gidildi…

Kurultaya gidilirken, bir yanda Eroğlu ve çevresinde, büyük çoğunluğu çıkar ilişkisinden çok yılların verdiği sevgi ve bağlılığa dayanan güç vardı; öte yanda sadece çıkar ilişkisi ve Türkiye’nin rahatsız edici baskılı desteği.

İrsen Küçük, kurultayın yapıldığı akşam ikinci turu çağırmayıp, göz göre göre “başkan benim” diye hırs yaptı… Orada da kaybetti… Mahkeme süreci gerçek bir yıkımdı…

Bu satırların yazarı, “UBP bizim için çok önemli ve değerlidir, bu kurultayın uzaması, doğru değildir; derhal ikinci tur” diye yazdı… İrsen Küçük, karşı taraftan, “güreş ettik ben kazandım, kaybeden pehlivan çekilsin” gibi; siyasi yarışı farklı kulvara çekmeye çalıştı; yine kaybetti.

Bu kaybedişlerin her adımında, etrafında zaten az olan sevgi bağı daha da azaldı. Baskı ve çıkarla kendisine destek veren kişiler ortaya çıkınca, tamamen kaybetti…

Örneğin, Sunat Atun ve Ersan Saner’in “Biz de İrsen beyin yanındayız” dedikleri süreçte, UBP seçmeni, açıkça İrsen Küçük’ün defterini dürmüştü. Çünkü, gönülden değil, baskıyla hatta şantajla insanların kurultay sürecinde Küçük’e destek vermesinin sağlanması, bir kaç yüz delegeyi etkileyebilirdi ama UBP’nin gerçek sahibi olan “TMT’den kalma muhafazakar tabanı” etkilemedi…

Kurultayı kazanmak için yapılan istihdamlar, maddi ataklar da; genel seçimlerde mühür yanında “tikleme” kalemciğini elinde tutan UBP seçmenini rahatsız etti…

İrsen beyin çok yakın çevresinde kimse de kalmadı… Türkiye’den getirilen ve UBP ruhunu asla tanımayan; Kıbrıslı psikolojisini hiç bilmeyen, benzer hatayı son cumhurbaşkanlığı seçiminde Mehmet Ali Talat için de yapan kadro tam bir fiyaskoydu… Kısacası, İrsen Küçük’ün kazanması, gerçek bir mucize olacaktı… Mucize gerçekleşmedi. (Bu arada, yazımı bitirmeden, “İrsen bey sana söyledim, Tahsin bey sen anla – Derviş Eroğlu ile kavgayla olmuyor” mesajını da eklemiş olayım. Ve son bir not: Bu sadece bir yorumdur… Bir olayın, kendimce değerlendirilmesidir… İlla ki “haklıyım” modunda değildir…)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.