1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. UBP klasiği
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

UBP klasiği

A+A-

 

Dün bir "UBP klasiği" daha yaşandı...

BES'in Hristofyas ile görüşmesini engelleyebilmek için tüm kamuoyu önünde söz vermekten çekinmeyen İrsen Bey, yine sözünü tutmayarak istikrarlı tutumunu devam ettirdi.(En azından yazımı yazmaya başladığım saate kadar durum böyleydi)

Belediye Emekçileri Sendikası'da, İrsen Küçük'ün bu söylemlerine inanarak, hem Hristofyas ile olan görüşmesini iptal etti, hem de iş başı yapma kararı aldı.

Defalarca kendilerine verilen sözleri yerine getirmeyen, hatta bu sözleri tutacaklarına dair anlaşmalara imza koyan hükümete "son bir şans" verelim, yine güvenelim dediler ama hükümet onları yine şaşırtmadı.

Bu satten sonra Hristofyas'ın, BES ile görüşüp görüşmeyeceği konusunda açıkcası pek de emin değilim. Çünkü BES'in ona karşı yaptığı çok büyük bir saygısızlıktır.

Bir devlet başkanından görüşme talep edip, daha sonra onu iptal etmek öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değildir...

Kendisine karşı yapılan bu davranışa nasıl bir cevap vereceğini bilemiyorum ama sanki o yolda BES'e kapanmış gibi duruyor.

Eğer BES bu yolu bir daha dener ve kapalı çıkar ise, hükümetin korkacak hiçbirşeyi kalmamış demektir.

Bugüne kadar çalışanları polis gücü ile durduran ve tüm olaylara rağmen, bir adım bile geriye atmayan UBP Hükümetini güçlendirmiş olurlar.

İşte bu yüzden, ne olursa olsun Hristofyas ile görüşmeye gitmeliydiler. Ne yazıkki UBP oynadığı kumarı kazanırken, Bes bu kumarı kaybetmiştir diyebiliriz.

UBP yarın kalkıp 3 maaşı birden ödese bile bu kumarı kazanmıştır. Çünkü yumuşak karnı olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ne giden yolun tıkanmasını sağlamıştır.

Tabi Hristofyas'ın gitmesine 1 ay gibi kısa bir süre kaldı. Belki de sona geldiği için BES'i tekrar kabul edebilir ama Anastasiyadis'in doğrusu onlara karşı yaklaşımı ne olur bilemiyorum.

Şunu net bir şekilde söyleyebilirimki, eğer BES, Hristofyas ile görüşseydi ve bunu devam ettirseydi, 1  ay içinde maaşları ödenir, sosyal hakları yatırılır ve yapılandırma başlardı.

Bazen yumruğu vurduğunuzda rakibinizin yıkılışına aldanıp arkanızı dönmeyeceksiniz, çünkü arkadan gelen darbeye karşı hazırlıklı olamazsınız...

Peki hükümet çıkartıp 3 aylık maaşları ödese ne olurdu?...

Tabiki çalışanın bu paraya, yani emeğinin karşılığına çok ihtiyacı var. Ödenecek 3 maaş, çalışanın nefes almasını sağlayacaktı fakat çözüm olmayacaktı.

Aylar önce yazdığım bir yazıda "KKTC' ekonomik krizden değil, ahlaksızlıktan batmıştır" demiştim...

Sanırım bugün bu yapıya hangi pencereden bakarsak bakalım hep bir ahlaksızlık görüyoruz...

Hergün ama hergün bu kişiler bizlere tecavüz ediyorlar...

Beynimize, Gözümüze, Ağzımıza, Ruhumuza...

Tüm yönü ile har tarafımıza tecavüz ediyorlar...

Kimisi "Tecavüzcü Coşkun" gibi göz göre göre, ağızlarından salyalar akarak bize saldıyor...(hükümet)

Kimisi de "Nuri Alço" gibi yüzümüze gülüp, içeceğimize ilaç atarak bizi kandırıyor...(muhalefet)

Aralarındaki fark, biri size tecavüz ederken gözlerinizin içine, diğeri cansız bedeninize bakıyor...

Tercih sizin!...

Ya devletçilik oyunu oyanan meclisten çekilmeyen bu partilere oy verip nasıl tecavüze uğrayacağınızı seçeceksiniz, ya da bu kokuşmuş yapıya karşı dik duracaksınız...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.