1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu Atun

  3. Üç çocuk hikayesi
Yurdagül Beyoğlu Atun

Yurdagül Beyoğlu Atun

Haberal Kıbrıslı Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Üç çocuk hikayesi

A+A-

Dünyada dengeler değişiyor, dolayısıyla doğrularda.

 

Bize okulda, pasta örneğiyle kafamıza nakşettikleri teorilerin içi boşalmış vaziyette. Zira “nüfus arttıkça pastadaki pay azalır” diyenlerin ezberi sadece Avrupa ülkeleri ve Türkiye karşılaştırmasıyla bile bozulmuş görünüyor. Dolayısıyla Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerini yabana atmamak gerekiyor.

 

Konuyu açarsak, tarih içinde dini ve siyasi düşüncelerle nüfus artışını destekleyen ve/veya desteklemeyen görüşlere rastlıyoruz. Örneğin Martin Luther King, Hz Muhammed’in “evleniniz, çoğalınız, kıyamet gününde ben ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim.”


sözlerine dayanarak, “Tanrı her kulunun rızkını verir” inancıyla çok çocuk sahibi olmayı telkin etmiş, bu fikir aynı esaslara dayandırılarak diğer dinler tarafından da savunulmuştu. Bazı bilim adamları ve yazarlarda nüfus artışını, (özellikle uyruk sayısında) devletlerin kudretini, prestijini ve dünyadaki mevkiini belirleyen önemli etkeni gördükleri için bu görüşe destek vermişlerdi.

 

Merkantilistler de aynı gruba dahildi. Ancak bunlar büyük bir nüfusu yalnız devletin siyasi ve askeri kudretini arttırdığı için değil, aynı zamanda gelişmesine çok önem verdikleri sanayinin bol işçi bulabilmesi için de zorunlu görmüşlerdi. Ancak nüfus teorisi üzerine çalışan T.R.Malthus’a göre, ortaya çıkabilecek açlık ve sefaleti önlemek için nüfus artışını engelleyebilecek tedbirlerin alınması zorunluydu.

 

İlginçtir, Malthus’un teorisine ilk tepkiyi sosyalistler verdi. Bunlar, fakirliğin nüfus çokluğundan değil, adaletsiz dağıtımdan kaynaklandığını savundular.

 

Sosyalistlerden sonra Malthus’un aleyhindeki fikirleri güçlendiren en önemli destek ise19. ve 20. yüzyılda sanayi ülkelerinden geldi.


Nüfusun hızla artmasına rağmen, fert başına gelirin yükselmiş olması, gelir atmaya devam ettiği halde 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren doğurganlığın azalması, 20. yüzyılda nüfus artışının yavaşlamaya başlaması, Malthus’un teorisine olan inançları zayıflattı.

***

Çocuk konusuna nereden geldik diye sorarsanız, “dünyadaki değişen dengelerin, doğruların yeniden masaya yatırılmasını zaruri kılmasından” derim.

 

Zira bizlere öğretilenler ile dünyanın gerçekleri çelişiyor.Maltus’un öğretisini hayatlarına şiar edinen Avrupa yaşlanırken, Türkiye genç insan gücü ve dinamizmiyle bölgenin yükselen gücü olmaya başladı bile.

 

Biliyorsunuz, Türkiye Başbakanı, Türkiye'nin ne zaman yaşlanacağı konusunda bir araştırma yaptırdıklarını, 2030 yılında nüfusun büyük çoğunluğunun 60 yaşın üstünde olacağını öğrendiklerini, genç nüfusun aynen korunması gerektiğini söylemiş ve her aileye üç çocuk sahibi olmayı önermişti.

 

(Hatta geçtiğimiz aylarda kendilerini ziyarete giden Kıbrıslı meslektaşlarımıza ise 4 çocuk yapmalarını salık verdi…)

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerinin sağlamasını yine istatistikler yapıyor. Yapılan araştırmalar 2050′de AB nüfusunun 290 milyona gerileyeceğini öngörüyor. İstatistiklere göre Almanya nüfusu 2050′de 62 milyona, Fransa 56 milyona, İtalya 37 milyona, İspanya 28 milyona gerileyecek.  2050 yılına kadar Japon nüfusunun yüzde 44’ü 60 yaşın üzerinde olacak. Buna rağmen Akdeniz’in güneyindeki ülkeler ve Türkiye’de ise hızlı bir yükseliş söz konusu. 2100′de Türkiye’nin nüfusunun 100 milyona çıkması bekleniyor. Burada da, “en az 3 çocuk” söyleminin ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmakta.

 

Almanya bundan en çok çekinen devlet. Çünkü yapılan araştırmalara göre 2050′ye gelindiğinde Alman nüfus 62 milyon iken yabancı oranı 18 milyona çıkacak. Bu oran 2080′de 53.1 milyon olurken, yabancı nüfus 22.9 milyona çıkacak. 2100′de ise toplam nüfus 46.1 milyona, yabancı nüfus 24.9 milyona ulaşacak. Almanya gibi kadim Batı ülkesi bu durumun sonuçlarını görebilecek öngörüye sahip olduğundan öfke ve paniğini Türkiye’nin AB üyeliğine takoz koyarak belli ediyor.

 

Sonuç olarak, genç nüfusa sahip Türkiye büyük güç olma yolunda hızla ilerliyor. Çok çocuk sahibi olmanın gericilik sayıldığı günler geride kalırken, Uluslararası Para Fonu’nun 2050 yılında Avrupa’da emeklilerin sayısının çalışanlara oranla ikiye katlanacağına dair verdiği rapor az çocuk sahibi olmanın söylendiği gibi pastayı küçültmediğini gösteriyor. Zira genç nüfus kazandığını yiyor, hazır ödenekten yararlanmıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.