1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. ÜLKEMİZ BİZE YASAK…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

ÜLKEMİZ BİZE YASAK…

A+A-

Arabayı yavaşlatarak kenara yanaştım…

Motoru stop ettim.

El frenini çektim.

Çıktım…

Tellere yaklaştım.

İçeriye bakacaktım.

Sağ elimle telleri aşağıya çekerken boynumu uzattım…

Baktım…

“Hooop” diye bir ses.

Sağa sola baktım, kimse yoktu.

Bir daha baktım, yine o ses,”Yassah hemşerim”.

Maraş’tı merak etmiştim.

Bakmak bile yasak…

Askerde iken birkaç kere girmiştim oysa.

Koskoca şehrin yolları delik deşik yabani otlarla doluydu.

Evler kırık kapılı, dökük sıvalıydı…

Bahçeleri ise direniyordu…

Duvarların dibinde anılar vardı…

Geçerken selam vermediler.

Yağan bombaların, çarpan kurşunların izleri duvarlarındaydı.

Hava ise sakinliği ile ışık saçıyordu… 

Komutanlarla girmiştim oraya.

Türk komutanları ile…

Tam bilmezdim meselenin özünü.

Komutanları benim komutanlarım sanırdım.

Gittiğimiz yerde subayların kullandıkları lüks otel vardı.

Sahili ise, “Ah girebilsem” cinsindendi.

Her neyse…

Haklı sanıyordum, “haklıyım” diyeni.

Biz iyiydik, onlar kötüydüler.

Nasıl bilebilirdim kimin ne olduğunu…

Boyumuz uzarken kurşun sıktılar, öyle büyüdük.

Okulda derslerde onlar hep keserlerdi Türkleri.

“Bin kelle bir kin ödemezdi” şarkımızdı…

Milli marşımız ise Maraş’ta, ”Yassah hemşerim” diyen askerin milli marşıydı.

Başka türlü düşünmeye imkân olamazdı zaten.

Koşarken bile milliydik sanki…

Ama Kıbrıs’ın değildi milliliğimiz.

Okurken de öyleydik.

Mesela İstanbul’a ilk gittiğimde kendimi oranın vatandaşı sanıyordum.

Ki birkaç ay sonra anlamaya başlamıştım gerçeği…

Hani var ya önce masa beş, sonra masa yedi…

Daha sonra masa dokuz ve tekrar masa beş.

O, “tik” atar diğerine “tik” arması için gönderirdi bizi.

Gider sıra beklerdik.

Sonra diğer masaya “tik” için giderken, bir önceki sıramızı kaybeder, yeniden sıraya girerdik.

Hepsi üç aylık oturma izni içindi.

Daha sonra seneye çıkarmışlardı süreyi,  rahatlamıştık.

Ama yine de bir ay kala o masalar arası dolaşmalarla kâbusumuz canlanırdı.

Ta ki masalar işi bitene, bir yıllık oturma izni alana kadar sürerdi sıkıntı.

İşte o masalar arası anlatmıştı, gerçeğin ilk satırını…

Eroğlu, “Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını koruyan bir antlaşamaya hiç çekinmeden imza koyarım“ demiş…

Eroğlu 1960 haklarımız dururken hangi haklardan söz etti acaba?

Bugün Maraş’ı göreyim desem, “yassah”.

Yarın bakalım nereleri yasaklanacak…

Başımı uzattım; “Yassah” dedi…

Oysaki orası benim ülkem, “Yassah” diyenin değil…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.