1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Uluslararası konferans…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Uluslararası konferans…

A+A-

Biz geçen hafta KKTC’de elektrik ve telekomünikasyon krizleriyle haşır neşirken, gündemimizde hak ettiği yeri bulamayan İkinci Greentree zirvesinde Kıbrıs sorunu yeni ufuklara doğru yelken açtı. Toplumlararası görüşmelerin yerine uluslararası konferansın ikame edilmek istenmesi, 44 yıldan bu yana süregelen Türk – Rum görüşmelerinin kesin başarısızlığının ilânıdır.
  
1968 yılında Beyrut’da Rauf Denktaş ile Glafkos Kliridis tarafından başlatılan toplumlararası görüşmelerin en son halkası olan İkinci Greentree zirvesi, ne yazık ki, beklentilerimize de uygun olarak olumlu sonuç veremedi. Yoğun çalışmalara karşın çok sınırlı bir ilerleme olduğunu açıklamak zorunda kalan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, diplomatik söylemin örtüsü altında başarısızlığı duyumsatıyordu.
  
Genel Sekreter, mart ayı sonuna kadar beklediği bazı ilerlemeleri görürse Kıbrıs sorununun görüşülmesini uluslararası konferansa havale edecek. 2012 baharındaki bu konferansı organize edebilmek için, temsilcisi Alexandr Downer’den rapor bekleyecekmiş… Beklesin bakalım!..
  
Aslında uluslararası konferans, bizim açımızdan toplumlararası görüşmelerden daha da umutsuz.   Türk – Rum görüşmelerinin başladığı 1968’den bu yana geçen 44 yıl içinde çözümlenen nice uluslararası sorun var. Ama yalnızca bölgemizdeki Kıbrıs ve Filistin sorunları sürüncemede tutuluyor.
  
Neden mi?.. Çünkü bu çözümsüzlükler uluslararası aktörlerin işine geliyor. Kıbrıs ve Filistin sorunları çözümlenmediği sürece emperyalist güçler bunu gerekçe sayıp şu stratejik bölgemizde atlarını diledikleri gibi oynatıyorlar.
  
Dahası, bunlar AB üyesi meşru devlet olarak algıladıkları Kıbrıs Rum Yönetimi’ne son derece sempatik yaklaşıyorlar. Hele bu yönetimin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz kartlarını ele geçirmesinden ve AB dönem başkanlığının da eşiğine gelmesinden sonra uluslararası bir konferanstaki güç dengelerini nasıl etkileyeceğini tahmin etmek hiç de zor değildir.
  
Baksanıza Dışişleri Bakanı Markulli ne diyor: Artık ellerinin altındaki doğal gaz ve petrol rezervi oyunun kurallarını değiştirecekmiş!.. Dillerinin altında bakla ıslatmıyorlar.  
  
Greentree zirvesinin ulaştığı sonuç ve şimdi dillerde dolaştırılmaya başlanan uluslararası konferans seçeneği sürpriz değildir. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun biz basın mensuplarına 20 Aralık gecesi verdiği yeni yıl resepsiyonundan ayrılırken, ikinci Greentree zirvesinden sonra toplumlararası görüşmelerin bir kez daha duvara çarpacağının kesin gözlemi içindeydik. Resepsiyonda ilgiyle beklenen konuşmasına önce yazılı başlayan Eroğlu, daha sonra önündeki sayfaları bir yana itmiş ve irticalen konuşmuştu.
  
İşte ne varsaydı, o irticalen yapılan konuşmada vardı. Geçen yılın son günlerinin en önemli konuşmalarından biri olan o söylemler o günlerde medyamızda hak ettiği yere oturtulmadı. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu o konuşmasında Greentree’ye dair umutsuzluğunu seslendirirken ondan sonraki hamlenin bir uluslararası konferans olacağına vurgu yapmıştı.

İkili görüşmeler platformundan, uluslararası konferans platformuna geçiş söz konusu olunca da Türk tarafının uzlaşıcı tavrının yine altı çizilmişti. Eroğlu uluslararası konferansa da evet dediğimizi açıklıyordu. Türk tarafı barış ve uzlaşma adına her platformda vardır. 

Yalnız asla unutmamamız gereken gerçekler de söz konusu: 44 yıllık uzlaşmazlık sürecinde ince ayarlarıyla etkili olan uluslararası politikanın ilahları işte o uluslararası konferansın ev sahipleri ve egemenleri olacaktır. Kıbrıs sorununun yeteri kadar olgunlaştığı düşüncesindeyseler bu sorunu çıkarlarına uygun biçimde orada bitirecekler… Ya da olgunlaşmanın henüz gerekleşemediği düşüncesindeyseler, çözümsüzlük sürecine yeni boyutlar kazandıracaklardır. Baskı daha şimdiden Kıbrıs Türk tarafına yapılmaya başlandı. BM Genel Sekreteri Moon, sıkıntıyı yaşayanların Kıbrıslı Türkler olduğuna vurgu yaparak, “çözüm olursa rahatlayacaklar” telkininde bulunuyor. Sanki de Türkler, Kıbrıs’ta çözüm olsun da, bu çözüm nasıl olursa olsun tavrındaymış gibi!.. 
  
Kıbrıs sorununun gerçek sahipleri Kıbrıslı Türklerle Rumlardır. İdeal olan, bu sorunun onlar tarafından çözümlenmesidir. Gerçek sahipleri tarafından çözümlenemeyen bir sorunu yabancılar çözerse, onun adına “çözüm” denmez “facia” denir.
  
Biz bu facia filmini 1959’daki Londra ve Zürih konferanslarından sonra görmüştük. Yeni bir versiyonuna tahammülümüz yoktur. 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.