1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Ürel: "Sistem yok"
Ürel: "Sistem yok"

Ürel: "Sistem yok"

İnsanların mutsuz olduğunu belirten eski milletvekillerinden Atay Cafer Ürel, ufak işlerin yapılması halinde bile halkın moral bulacağını söylüyor.

A+A-

Çiğdem Aydın

Ulusal Birlik Partisi Girne milletvekili olarak bir dönem görev yapan işadamı Atay Cafer Ürel, Kıbrıs Türk halkında morallerin bozuk olduğunu söyledi.

İnsanların mutsuz olduğunu söyleyen Ürel “Ufak tefek de olsa bazı şeyler yapıp halka moral vermek gerekiyor. Yönetsel anlamda ise ne yazık ki bir dağınıklık var. Dahası sistemsizlik var” diyerek ülkenin günübirlik kararla yönetilemeyeceğini söyledi. 

Soru: Siyasete ne zaman başladınız ne zaman ara verdiniz?

Yanıt: 1985 -1990 yılları arasında siyasete girdim.1985 seçimlerine katıldım ve Ulusal Birlik Partisi’nden Girne milletvekili oldum. Bir dönem de parti Genel Sekreterliği yaptım. Siyaseti kendi isteğimle bıraktım bir daha aday olmadım, dilerdim ki birçok arkadaş da benim gibi bir dönem, iki dönem veya üç dönem yapıp kendi istekleriyle ayrılmaları idi. Gençlere fırsat vermeli ve siyaseti bir meslek değil halkın size verdiği bir görev olarak görmelisiniz benim yaklaşımım budur.

Soru: Siyaset öncesinde ne iş yapıyordunuz, şimdi ne yapıyorsunuz?

Yanıt: Özel sektörede çalışıyordum. 1978- 1985 yılları arasında ısıtma-soğutma –havalandırma mühendislik işleri yapıyordum. Politikayı çok sevemedim ve beş yılın sonunda tekrar mesleğe döndüm. Şu anda AS-EL şirketler grubunun sahibiyim. 

Soru: Siyasetten ayrıldıktan sonra dostlarınızın size karşı ilgisi değişti mi?.. Arayıp, soran oluyor mu?

Yanıt: Benim hayatımda dostlarım hiç azalmadı. Hala o günkü dostlarımla görüşüyorum. Bende bir sıkıntı olmadı. Zaten dostluklarım da siyasi değil aslında dediğim gibi insanları seven bir kişiliğim vardır elbette ki kendime göre bir vizyonum vardır fakat her görüşe sahip farklı dostluklarım da var. Özel sektörde, iş dünyasında olma hasebiyle de yine geniş bir arkadaşlarım ve dostlarım vardır. Yeni eklenen dostlarım dışında geçmişten bugüne kadar köklü dostluklarım var onlarla da münferit zamanlarda bir araya gelip sohbet ediyoruz.

Ciddi sorunlar var

Soru: Bugünkü siyaseti nasıl buluyorsunuz?.. Yanlışlar nedir?.. Neler yapılmalı?

Yanıt: Üzülerek belirtiyorum ki pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Ülkede ciddi ekonomik sorunlar vardır ve ne yazık ki gelişime açık değil.

Örneğin belediyeleri bir koruma yasası var ve bu belediye başkanlarının sanki ülkenin kralları gibi davranıyorlar özellikle borç- alacak ilişkilerinde. Öyle bir koruma yapılmış ki mahkeme kararlarına uymama hakkı verilmiş gibi davranıyorlar ve uymuyorlar da. 

Vatandaşın hizmet alabilmesi, borç alacak ilişkilerinde alacaklının alacağını alabilmesi belediye başkanlarının iki dudağı arasında ne yazık ki. Hukukun üstünlüğünden bahseden siyasilerimizin eserlerinden bir de bu koruma yasasıdır ne yazık ki. Hukukun üstünlüğü, adaletin işleyişi hiçe sayılabiliyor. Unutulmasın ki adaletin olmadığı yerde orman kanunları işler ve o ülkede de yaşanmaz hale gelir. Bu durumu yöneticiler ivedi olarak düzeltmelidir kaldı ki bu durumdan haberdar olan ve bu durumu yaratan yöneticilerdir.

Belediye başkanları krallar gibi davranmamalı adalet ülkenin her alanında hissedilmelidir. Üçlü kararnameler de bir başka kangren olmuştur ülkemizde. Üçlü kararnamelerin ortadan tamamen kaldırılması ve amme hizmetlerinin tayin edeceği kişilerin olması gerekir. Bir makama kendi hakkı ile gelmiş olan vasıflı insanlar siyasilerin veya siyasetin kurbanı olmamalı bu düzen değişmeli ve kanunların öngördüğü şekilde insanlar mesleklerini branşlaşmış bir şekilde tamamlayana kadar emekli edilmemeli. 

Bu arada adil, vatanını seven, konusunda uzman kadroların devlet kademelerine, kamu sektörüne yerleştirilmesi gerekiyor. İktidarların değişmesiyle oluşan müşavir ordusuna dur denmesi gerekiyor. Kimse unutmasın iktidarların değişmesiyle oluşan bu müşavir ordusunun maaşları halkın cebinden alınan vergilerle ödeniyor. Tüm bu çarpıklıkların düzeltilmesi gerekmektedir.

Çözüme en yakın dönem

Soru: Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yanıt: Kıbrıs sorunu 1950’lerden beri devam eden bir sorundur. Bu süreç içerisinde çözümün olabilmesine en yakın dönem şimdi yaşanıyor. Ada etrafındaki doğal kaynaklar ve bu doğal gazın işletilmesi, iletilmesi, çıkarılması gibi unsurlar ekonomik refah her iki taraf adına da önem arz etmektedir. 

Ada etrafındaki doğal kaynaklar sadece Türk ve Rum toplumlarının kazanç sağlamasından öte az evvel dediğim gibi bu kaynakların işletilmesi, başta Türkiye olmak üzere İsrail, Yunanistan, ABD vs. gibi devletlerin de iştahını kabartmaktadır. Yani tüm aktörlerin menfaatine olan bir durum oluşmuştur şu anda. Fakat bu kadar olumlu menfaatler olmasına rağmen ben halen daha her kesimin tam anlamıyla mutlu olacağı, her kesimi tatmin edebilecek bir çözüm olacağına inanmıyorum.

Bana göre şu olabilir, kuzeyi de, güneyi de, ekonomik olarak rahatlatacak bazı anlaşmalar olabilir. Örneğin Maraş’ın açılması, Ercan’a direkt uluslararası uçuşların yapılması vs. gibi anlaşmalardan bahsediyorum. 

Bütünlüklü bir çözümü istememe rağmen bu konuda çok umutlu konuşamayacağım çünkü bugün hala Rumlar, Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitliği kabul etmiş değildir, oluşabilecek bir çözümde de yine Rumlar biz Türklerle egemenliği paylaşmak istememektedir bunu yapılan siyasi açıklamalardan ve yine güneyde sivil toplum örgütlerinin, kilisenin verdiği beyanatlardan kanaat getirebiliriz. 

Türk tarafı hazır değil

Soru: Kıbrıs Türk tarafı çözüme hazır mı?.. Değilse ne yapmalı?

Yanıt: Bence biz de hazır değiliz. Kamusal alana baktığımızda veya sosyal alandaki gelişmeler hazır olmadığımızı gösteriyor. Evet, halk arasında bir istek vardır fakat hazır mıyız, bence değiliz. 

Daha biz Avrupa Birliği yasalarını hayata geçirmiş değiliz. Ülkede ciddi bürokratik sıkıntılar yaşanıyor iş yapacaksınız, mal getireceksiniz ticaret yapacaksınız yapma diyen bir bürokrasimiz var adeta. Ne yazık ki olası bir çözüme sistem olarak hazır değiliz. Mahkemelerin kararlarını dahi tanımayan siyasiler, belediye başkanları varken mi gireceğiz Avrupa Birliği’ne. Bizde seçilmiş insanlar kendi yaptıkları yasalara dahi uymazken Avrupalı olacağımızı biz sadece zannederiz, zannetmekten de öteye gidemeyiz. 

Soru: Müzakerelerde en önemli sorun ne olacak? Ve bu nasıl çözülebilir?

Yanıt: Bana göre Toprak ve eşit statüde egemenlik hakları ve Türkiye’nin garantörlüğü Rumlar için en ciddi sorunlar ve bu argümanları öne sürerek sorun yaratıyorlar.

Anastasiadis bir süre önce çıktı ve ‘uluslararası güçlü bir ordu ve son teknolojiyle donatılmış askerler’ istediğini söyledi. Peki, Türkiye’nin garantörlüğünü istemeyen, adada silahsızlanmayı savunan bir “lider” böyle bir açıklama ile mi barış arıyorlar. Bu açıklama hele ki böyle bir süreçte bana göre endişe vericidir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.