1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Utanması Gerekenler Bellidir
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Utanması Gerekenler Bellidir

A+A-

Yine anket düzenlenmiş memleketimin diğer yarısında ve sormuşlar oradaki Kıbrıslılara;”İnanıyor musunuz?”

Çoğu (%64) “hayır” demişler, soruya.

Ne inanıyorlarmış çözüme ne de umutları varmış…

Hatta çoğu federasyona bile burun kıvırıyormuş.

Nasıl olsun ki?

Tam 47 yıl geçti üzerinden.

Pazar günü Mağusa’daydım.

Bir tanıdık “gel oturalım” dedi.

Yaşı 30 üzerinde.

Konuştuk.

Güneyi bilmiyor.Birkaç kere geçmiş, o da, babasının doğduğu köyü merakından.

Birkaç kere de arabasına benzin almak için gitmiş diğer tarafa ucuz olduğundan.

Her gidişinde nasıl olduysa ya faşistler taciz etmişler onu yada başına bir aksilik gelmiş.

-Bir daha geçmem o tarafa, dedi.

-Biz kaçtır gidiyoruz kimse bize bir şey yapmadı ama…

-Ben geçmem bir daha…

Yaşı 30 demiştim…

Yani 1974 savaşından 8 yıl sonra doğmuş.

Doğduğu evi kendi evi bildi.

Orada büyüdü, o evin her köşesinde bir anısı var.

Gittiği okul binası da Rumlardan kalma, her gün bastığı asfalt da.

Hele velespiti ile dolaştığı bahçeler…

Her yeri kendinin bildi bugüne kadar.

Ezberi bozuk bugün.

Evine bakıp bakıp nasıl terk ederim bir çözümde diye sorup duruyor etrafındakilere.

Birkaç kere ev sahipleri gelip bakmışlar.

Dolaşmışlar her odasını ve her köşesinde durup boşluğa bakar gibi bakmışlar.

Muhtemelen o anlarda 1974 öncesini yaşamışlardır.

Bir kahve içip dönmüşler sonra güneye.

Onların da  torunları olmuş.

Torunları da doğdukları evleri kendi evleri biliyorlarmış.

Muhtemelen çözüm olduğunda torunlar doğup büyüdükleri ve arkadaşları ile okudukları bölgelerden kalkıp hiç bilmedikleri kuzeydeki gerçek evlerine gelmek istemeyeceklerdir.

Ki istemezler de.

Annem anlatırken gözleri doluyordu.

“1963’e kadar ben o evdeydim. Orada doğdum, orada büyüdüm ve orada okula gittim.Babanla o evde evlendim ve o evde sizleri doğurdum. Bir ara o evin bir odasını bakkaliye yaptım oradan ekmek yedik. Birden “toplanın gidiyoruz” dediler “her şeyimizi bırakıp Mutallo’ya gittik. Mutallo’da kiracıydık o saatten sonra,  kiracısı olduğumuz evi birisi satın aldı.

Kapımıza dayandılar” çıkın” diye. Prefabrik evler yapılmıştı göçmenler için oraya yerleştik. 1974 yılına kadar o karton evlerde yaşadık. Sonra yine pat diye “kuzeye” dediler. Bu sefer kuzeye geldik, Omorfo’ya.”

Zamana oynuyor bunlar demiştik.

Nesiller değiştikçe zihinler de değişir.

Beklentiler ve umutlar da öyle.

Şimdiki gençlere bize denildiği gibi pat diye “gidiyoruz” denilse giderler.

Ancak  “gider misiniz” diye sorulsa %64 veya daha fazlası “burada iyiyiz” der gitmez.

Öyleyse…

”Küçük bir grubun yaptığı hareketlerin amacı Kıbrıs Türk halkına kara bir leke sürmek” dedi Türk Göçmenler Yardımlaşma Derneği Başkanı Dinçoğlu ve Gaziantepliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Mesut Ayar.

Ne zamandan beridir ki bu beyler Kıbrıs’ta söz söyleme yetkisini kendilerinde görüyorlar?

Ve ne hakla Kıbrıs Türk halkının utandığından bahsediyorlar.

Onlar bulundukları toprak ve evlerin kendilerine ait olmadığını bilmiyorlar mı?

Çıkmamak için de her yolu deniyorlar.

Oysaki burada utanacak birleri varsa…

O da başkalarına ait mülkleri kendininmiş gibi elinde tutanlardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.