Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Vere vere…

A+A-

Sağlık Bakanı Faiz Sucuoğlu açıklama yaptı…

“Biz kendi ev ödevimizi yaparak, ne kadar katkıya ihtiyaç olduğunu tespit ederek, TC  ile bunu masaya yatırarak…

Çünkü TC de bu konuda ısrarlıdır…

Bin yataklı hastanenin projesi ve elimizdeki çantayla BRT’nin hemen arkasındaki 269 dönümlük bölgeye, ‘bunu en süratli şekilde nasıl yaparız’ diyerek…

Türkiye yetkilileri ile görüşmek istiyoruz.

TC’den aldığımız sinyaller çok olumludur. Sudan sonraki ikinci en büyük yatırım olacaktır. “

Sucuoğlu…

Bakan…

Sağlık bakanı…

Adından “SU” var…

Aldı eline cetveli, ölçüyor.

Nereden nereye kadar?

Nokta…

Su meselesi…

Çok narin bir konu…

Ta Makarios zamanında tanımıştım susuzluğu, kuraklığı.

Papaz duaya çıkmamış yağmur yağsın diye.

Uçak, bulutlara kimyasal maddeler atmıştı Mağusa bölgesinde…

Babam o yıl tarlaya nohut ekmişti.

Nohut bitkisini ilk o yıl tanımıştım.

Dalından kopartılırken nohudun çıkarttığı kokuyu...

Değişik bir haz aldım.

Ekşimtırak, nohuda benzemeyen bir kokuydu.

Elde bıraktığı mayhoş iz…

Bir şeyler, bir şeylere vesile oluyor her zaman.

EOKA…

TMT…

Ve diğerleri.

Vesile oldular.

Bugün Baf limanında oturup leblebiyle bira içmek varken Mağusa limanında fıstıkla bira içiyoruz…

İkisi arasında çok fark var.

Birinde kediler babutsalar arasında gezinirlerdi.

Çok babutsalarımız vardı.

Diğerinde kedi insanlara yasak Kapalı Maraş bölgesine dalıyor.

İzin almadan, vurulma korkusu yaşamadan.

Onlar daha Kıbrıslı.

Daha özgür bu memlekete…

Ve oradaki yaseminler Lefkoşa’dan önce tütüyorlar.

Sucuoğlu…

Adında “SU” var.

Sağlık bakanı…

269 dönüme hastane ve TC yardımı diyor…

Sonra sudan sonra “ikinci önemli” ye getiriyor.

Hatırlayalım.

Bugün su barajımızda duruyor.

Onun için boruların dahi geçtikleri yerleri TC’ye tapuladık.

 Orası da bize kapalı…

Ve TC firmalarına peşkeş çektirilen sahiller.

Ve TC’nin “Taşınmaz Mal Komisyonu” vesilesiyle Rumlardan aldığı tapular…

Çok kalmadı sanırım.

Gün gelecek.

“Hiç durmadan vere vere, kalmadı, kalmadı” şarkısını hep beraber söyleyeceğiz.

Eğer o güne kadar kalmışsak.

Sucuoğlu…

Adında “SU” var.

O bakan olmasaydı değişen bir şey yine olmayacaktı.

Başka bakan aynı şeyleri söyleyecekti.

Çünkü kurma kolu ile bilinen sona doğru zemberek kurulmuştur bir kere.

Kim gelirse gelsin.

“Tik, taklar” susmayacak…

Saat hedefe doğru ilerleyecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.