1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Vur patlasın, çal oynasın!..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Vur patlasın, çal oynasın!..

A+A-

* Aşırı gol yiyenler, bedelini öder. İmparator Fatih Terim olayında olduğu gibi. Napolyon Bonaparte da imparatordu ama yediği gollerin bedelini fazlasıyla ödedi. 
   * Eğlence sektörü çalışanları, Kıbrıslı Türklerin eğlenmeyi bildiğini ve sevdiğini söylüyorlar. Vallahi öyleyizdir… Vur patlasın, çal oynasın!…
   * Bazı ata sözlerimiz acayiptir... Mesela şu: "İt ürür, kervan yürür." Zaten it ürümezse kervan çölün ortasında stop eder ey atalar... Kervancının en yakın yardımcısı kervanına aldığı koruyucu ve duyarlı itlerdir. Her kervanın mutlaka iti vardır ve kervandaki hödük develer kesinlikle itlerden daha akıllı, daha zeki değillerdir...
   * Her demokrasinin gerçek ana muhalefeti sanatçılar, aydınlar ve bilhassa gazeteci - yazarlardır. Onlar muhalif tavırlarında eğer duyarsızlaşırlarsa, o ülkeyi de, o demokrasiyi de, özür dilerim ama mok götürür...
   * Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif kendi havaalanımızı kastederek "bir yıla kadar uçacağız" diyor ısrarla... Bir yıl çok kısa bir süre ve uçabilmeye dair ortada hiçbir ciddi belirti yok!..Bu uçmak konusu çok netamelidir. Eski Maliye Bakanımız Ersin tatar da bir aralar "uçuyoruz" demişti ve hâlâ gırgır konusudur.
   * Maliye Bakanı Zeren Mungan, 13’ncü maaşların ödenmesinde sıkıntı yaşanmayacağını açıkladı. Ne o; yine bir devlet malı mı satılacak?.. 2012’nin 13’ncü maaşları, satılan Ercan Devlet Havaalanı’ndan gelmişti de!..
   * Döviz darbesinin perişan ettiği dar ve sabit gelirli bordrolulara 13’ncü maaş şimdiden ödense ne iyi olurdu; değil mi?!.
   * Ozan Ceyhun, AKP ile olan yakın ilişkileri sayesinde bizim yeni hükümetin ekonomik paketin uygulanmasının aynen sürdürüleceğine dair Ankara'ya yazdığı güvence mektubunu yakalayıp günlük bir gazetemizde ifşa etti. "Şeffaflık" iddiasındaki hükümetimiz ise bu konuda, ancak ifşaattan sonra konuşmaya başladı. O da, kem - küm mealinde...
   * Sanayiden sorumlu bakanımız Bakırcı, “yeni bir sanayi bölgesi gerekir” dedi. Doğrudur. Neden doğrudur? Çünkü mevcut olanın her yönden canına okuduk. Orayı baştan başa felâket bölgesine dönüştürdük. Da, yenisini de bu duruma getirmeyeceğimizin garantisini kim verebilir?..
   * UBP iktidardayken bu partinin çevresinde fır dönen, ama şimdi CTP ve DP iktidar sahiplerinin çevresinde ışık sinekleri gibi yoğunlaşan fırıldaklara ne buyrulur?...  Bunlar arasında UBP iktidardayken CTP ile DP'yi eleştiri yağmuruna tutanlar, ama şimdi dut yemiş bülbüle dönen sözde aydınlar da vardır... Her dönem geçer, ama fırıldakların dönemi asla geçmez!..
   * Her polis kontrolünde, arabalarda saldırı amaçlı yığınla alet ele geçiriliyor. Be ama, savaşa mı gider bunlar?..
   * Guinness Rekorlar kitabına girebilecek çok marifetimiz var ama hiçbiri de olumlu değildir.
   * 17 yaşındaki kız, Lefkoşa'da Necmettin Erbakan Caddesinin kaldırımında 1 metre derinliğindeki rögar çukuruna düşerek yaralandı. Hastanede tedavi altında. Yayaların güvenliği için var olan kaldırımlar yaya tuzaklarından farksız. Birkaç yıl önce dönemin bakanı Hasan Taçoy da Dereboyu'nda rögar çukuruna düşerek ayağını kırmıştı. Hiç kamuoyunun bilgisine gelmeyen kaldırım kazaları ise sayısız. Belediyemizde bu kaldırımların sorumlusu olan birim hiç değilse halktan özür dilemeyi düşünmez mi?
   * Bu kaldırım kazaları medeni bir ülkede olsa, belediyenin tazminat ödemekten anası ağlar…
   * “İnsan dünyaya, dünya sırlarını anlamak için gönderilmiştir.” Mevlâna.
   * Haftanın öğüdü Victor Hugo’dan: “İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmaktır. En mükemmel adalet ise vicdandır.”
   * Temel’in dünyası: İstanbul’da takılmakta olan Temel striptizci güzel bir sevgili edinir. Kız üşütüp hasta olunca onu doktora götürür. Doktor muayene sırasında kızı yavaş yavaş giysilerinden arındırır. Muayene sonunda doktor reçetesini yazar ve 100 TL’lik vizite ücretini rica eder. Temel kızı koluna takıp oradan ayrılırken “ödeştik doktor, bizim striptiz şovumuzun bedeli de zaten 100 TL’dir” der.   
   * Ve şiir… Baki Süha Edipoğlu’ndan: “Yıldızsız gecede / Kabaran denize karşı tek ağaç / Korkular içinde / Tarla kuşlarını bekler / Tan yeri ağarıncaya kadar.”   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.