1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Ya sen kimsin be adam?
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ya sen kimsin be adam?

A+A-

Kıbrıs, Türkiye medyasının yeniden ilgi odağında.

Uzun zamandır ilgisini adadan çeken Türk beyaz camı, şimdi günde birkaç Kıbrıs programı yapıyor. Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler, en azından Erdoğan’ın çıkışı, Kıbrıs’ın yeniden tartışılmasına, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden sorgulanmasına neden oluyor ki, bu olumludur.

Ancak Türkiye medyasındaki tartışma genellikle Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik sıkıntılarına odaklanıyor. Oysa burada ilk defa sağ ve sol siyaseti temsil eden siyasi parti ve sendikalar ortak bir platformda meydana geldiler. Yapılan çağrı ise temelde, ekonomik modellerin burada şekillendirilmesi ve bir devlet olmanın gereklerine uyulabilmesi.

Atanmış bürokratların değil de halk iradesinin erk olabilmesi.

Belki bu birliktelik bu zeminde kendi adına bir ilk olabilir, ancak 1990’lı yıllar da dahil, bu ülkede kendi kendini yönetmek adına verilen demokrasi mücadelesi, bu mücadelenin zemininde sağ ve sol görüşlerin birleşmesi bir ilk değil.    
Hani soruyor ya Erdoğan “sen kim oluyorsun be adam, bana git diyorsun” diye, “ben bu toprakların gerçek sahibiyim” diyenler bu kavgayı burada uzun yıllardır veriyor.

Ne var ki, buralarda siyaset de günübirlik…

Ve siyaset Türkiye ile iyi ilişkiler üzerinden yapılıyor. Türkiye’deki iktidarla iyi değilse ilişkileriniz, siyasette tutunabilmeniz olası değil.

İlişkileriniz iyi değilse kaynak almanız, aktarılan nüfusu beslemeniz, biraz da kendi geleceğiniz için işe aldıklarınızı memnun etmeniz mümkün değil.

Bu da mümkün olmadan siyaset hiç mümkün değil.

Siyasi niteliği değil ama ilişkilerinin yakınlığının varlığını belirlediği kaç örnek var siyasi tarihimizde.  Bugüne kadar hep Türkiye’ye şükran çekmek ve biat etmek temelli olarak yürütülen siyaset, sağ partilerin ekseninde kaldı. CTP ve TKP’nin hükümetlerdeki küçük koalisyon ortaklıkları hiç uzun süreli olamadı.

En uzun süreli hükümet dönemini geçiren CTP de Cemil Çiçek zihniyetine takılınca, sahneden inmek zorunda kaldı.

Ama kendi kendini yönetme ve kendi evinin efendisi olma söylemi, artık sol siyasetin ekseninden de çıkmış, yıllarca mevcut sisteme ayak uyduran, onu besleyen konumunda olan sağ siyasetin de merkezine yerleşmiştir.

Yerleşmiştir çünkü artık anlaşılmıştır ki, Kıbrıslı Türkler’in yapısı biat etmek üzerinden yürütülen siyasetin karşısında. Çözüm istemek, ekonomik özgürlük istemek, aslında kimlik istemek demek, Kıbrıslı Türkler için.

Şimdi, halka rağmen siyaset yapılamayacağı anlaşılınca, kantarın topuzu da biraz kaçınca bu birliktelik zemini daha da genişletildi.

Özellikle son dönemlerde Erdoğan’a gelene kadar elçiden, bürokrata, bakandan gazeteciye kadar, defalarca aşağılanmış, defalarca anlaşılmazlıktan gelinip, hakarete uğramıştır Kıbrıslı Türkler.

Şimdi ortamı germenin gereği yok diyor ve toplumsal uzlaşı için çalışılsın diyoruz. Biz diyoruz da Türkiye’de Erdoğan’a destek için sıraya girenler, bu uzlaşının arayışına girmiş gibi görünmüyor.

Erdoğan’a destek veren AKP Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’ten sonra, açıklamalarıyla en fazla tepki gören Türkiye’nin Kıbrıs’tan Sorumlu Bakanı Cemil Çiçek de konuştu ve buradaki hükümete pankartlarla ilgili gereğinin yapılmasını buyurdu.

Üstelik, tam anlamıyla bir sokak çocuğu ağzıyla, “KKTC hükümeti arazi olmuş, sesi çıkmıyor” dedi.

Hükümetten kastı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı. Şimdi Çiçek’e de sen kimsin be adam diye sormazlar mı?

Ömer Çelik daha da ileri giderek, gereği yapılmazsa, himaye edilmiş sayacağız dedi.

Gereğinden kasıt şüphesiz ki, bir yargı süreci başlatılması ve cezasının verilmesi. O zaman sormazlar mı, sen kimsin ben adam, benim devletimin hukukuna müdahale ediyorsun?

Bugün Türkiye hala fikir ve düşünce özgürlüğünü tartışıyor. Kıbrıs’ta tek bir düşünce suçlusu yok.

Bugün Türkiye Başbakanı’nın gazetecilere açtığı davalar dağ olmuş durumda.

Kıbrıs’ta böyle örnekler yok. Olan az sayıdakiler de soğuk savaş döneminden kalma.

Türkiye’de panzerler ve biber gazlarıyla gösteri dağıtılmaya alışılmış. Kıbrıs’ta tek örnek var o da bu döneme denk geliyor. 

Ancak bugün siyasilere son derece önemli bir görev düşüyor. Artık Kıbrıs’ta hükümetlere talip olmak değil, iktidar için savaşmak zamanı olduğu teslim edilmeli.

Artık siyaset, günübirlik değil, önümüzdeki yılları öngörerek vizyon geliştirerek yapılabilmeli.

Artık bu yapının devam edemeyeceği, siyaseten eski söylem ve tarz üzerinden yürünemeyeceği kabul edilmeli.

Topluma liderlik edecek, erk boşluğunu dolduracak inat edip yılmayacak siyasetler ortaya konulabilmeli.

 

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.