Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yağmur…

A+A-

İlk göç 1963’te oldu.

Av tüfeklerini, bıçaklarını alanlar, Türklerin yoğun oldukları bölgelere geçtiler.

Geçmeden önce hatırladıklarım azdı.

Bir gün ne olduysa oldu, babalarımız damlarda sabahlamaya başladılar.

Sonradan öğrendim…

O günlerde EOKA sarmıştı sokakları.

EOKA bugünkü IŞİD gibi dışarıdan destekle kurulmuştu.

Babası Yunanistan’mış gibi olsa da aslında ABD idi…

Fikir meselesi

Ta ne zamandan görmüşlerdi bugünleri…

Petrol gelecekti.

Ve gelecek dünyanın daralmasıydı.

Daralan dünyanın tek arzusu kaynak olmalıydı.

Kaynaklar tükenebilir…

Tükenen kaynaklara yeni kaynaklar ilave edilmeliydi.

Nitekim ABD, bitiyor diye kendi petrol kuyularını kapatmıştı.

Ki daha sonraları rezervlerini ihtiyaç halinde açıp kullanabilsin.

O günlerde ABD, “gelip Ortadoğu’ya hâkim olmak istiyorum, adayı hizmetime açın” dese kimse buyur demeyecekti…

 EOKA’ya Yunanistan ile el attı…

Ada adalıların olmaktan çıkmalıydı.

“Böl-yönet“idi bütün mesele.

Ve TMT’nin doğuşu ondan sonraya denk geldi.

Yazımın konusu aslında bu değil…

Yağmur.

İlk göçümüz EOKA’nın baskısından sonra büyüklerimizin damlara çıkması ve kısa bir süre sonra karışık yaşayan halkın ayrılmasıyla başladı.

Daracık yollara biraz sıkıştık.

Az olan evlere yerleştirildik.

Sonra kıyıdaki, köşedeki tarlalara göçmen evleri yapıldı.

Bizleri barakadan yapılma evlere yerleştirdiler.

Komşumuz Kemal dayıydı.

Bitişiktik.

O günler güzel miydi diye sormayın…

Bugünlerden iyiydi.

Sıcaktı evler.

Tek sorunumuz vardı…

O da, yağmur yağdığında, evdekiler birbirlerini duyamıyorlardı.

Sakkolarımız, fanellalarımız üzerimizdeyken otururduk.

Ortaya koyduğumuz islim odayı rahatlıkla ısıtıyordu.

Yağmur sonralarında dereye mantar toplamaya gidiyorduk…

Bulunduğumuz yer tepe değildi.

Denize yakın yükseklikteydi.

Evlerin sekileri yol ile aynı seviyedeydi.

Sorunumuz yağmur demiştim.

Çünkü bugünlerdeki haberler yağmuru ilk sırada olmaya başladı.

Yollar çamurla doluyor.

Yağmur evlere dere gibi dalıyor.

Ve savaşlarda bildiğimiz kum torbaları ile önlem alınmaya çalışılıyor.

EOKA “Yunanistan’a bağlanalım” diyerek yola çıktığında ada bütündü.

Nüfusu ise 1974 yılına kadar neyse o kadardı.

Düzayak evlerimizdeyken yağmur hiçbir zaman bizleri rahatsız etmedi.

Aksine daha çok yağmur yağsın diye yağmur bombalar bile atıldı.

Ve bugün.

O da kuzeye has bir özellikle karşımıza dikildi.

Yağmur yağınca kuzeydekiler sevineceklerine tedirgin olmaya başladılar…

Ne gelirse başımıza kalabalıktan geliyor sözü boşuna değil…

Kalabalık artıkça kaynaklar tükeniyor…

Ve dağlar, dereler yağmuru tutamıyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.