Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

YAĞMURA HASRET…

A+A-

Barakalarda yaşarken üstümüz de duvarlarımız gibi tenekedendi.

Sırf toplumun ikiye ayrılıp ülkenin iki parça yapılmasına hazırlıktı o barakalardaki yaşamımız.

Birileri ülkeyi alıp götürsünler diyeydi tenekeler.

Pat diye kimlik göstererek ülkeye gelip, her tarafımızı talan etsinler diyeydi o prefabrik yaşam…

Her neyse…

Zaten bugün ne Kıbrıs sorunu ile ilgili yazmayı düşündüm ne de emperyalist güçlerin bölgeyi paylaşmaları için çektiğimiz sıkıntıları.

Bugün doğadan bahsedeceğim.

Kuşa dokunmayacağım ama topraktan, yağmurdan, dereden, doğadan bahsedeceğim. 

Baf Mutallo’da barakadan yapılmış göçmen evlerinde yaşarken üstümüz de duvarlarımız gibi tenekeydi.

Mevsimlerden kış geldi mi yağmurlar başlardı.

Hiç bilmezdim yağmursuz geçen kışı.

Ekinler boyumuzu geçerdi bahara doğru.

İçlerinde bıyık yaptığımız çiçekler bile vardı.

Girerdik tarlaya gece yağmış yağmurun arkasından çıkan güneşle.

Kaybolurduk.

Sonra gecenin soğuğunu atardık üstümüzden.

Yağmur bir daha gelmeyecek gibi hissederken akşama doğru yine bulutlar dolanırdı üstümüzden Trodos’a doğru.

Yakardık islimi.

Geçerdik etrafına.

Ellerimizi uzatıp ısınırdık yatana kadar.

Ve yine yağmur yağardı tüm gece boyu.

Üstümüz de tenekeydi duvarlar gibi.

O yüzden uykumuzu bölerdi yağmurun sesi.

Kızamazdık ona.

 Yağmurun sesi güzeldi.

Zararsızdı.

Sabah olduğunda derlerden akarlardan sular denize çoktan ulaşmış olurdu.

Ve tek deremize kurbağaları kovalamak, doğal bitkileri koklamak için bazı günlerde giderdik.

Hiç yağmurdan korkup gene yağacak dediğimizi hatırlamam.

Hiçbir toprak yığınından üstümüze akacak diye çekinmedik bir yağmur sonu.

Ve hiçbir logardan evlerimize, caddelerimize lağım dolacak kaygısı yaşamadık.

Ne oldu da “Sizin suya ihtiyacınız var, sizde kuraklık mevcut, size bizim suyumuzu getirelim” denilecek duruma düştük?

Ve tam da her yerimiz kurudu bittik dediğimiz yıl sellerle uğraştık?

Ve hatta yağmur dualarına çıktığımızın ertesinde yağmur yağmasın artık diyerek anti-dualara başladık?

Sırf başkaları mutlu olsun diyedir tüm bunlar biz hala işin gerçeğini anlamadık.

10 kişilik bir odaya doldurursan 100 kişi olacağı budur.

Sırf bundandır ki ülkede yetersiz yollar, yetersiz binalar, yetersiz yeşil alanlar oluştu.

En son örneği Gönyeli’de yaşadık.

Berovadaki köyde artan nüfustan ötürü çoğalan binalardan olsa gerek ki yeşil alana ihtiyaç var denilerek derelere “akar” adı verildi ve dolduruldu.

Şimdi oraları da çamurlar, lağımlar basıyor her yağmur sonrası.

Baraka evimizde bilhassa geceleri yağan yağmurun sesi ile o kadar mutluyduk ki…

Şimdi nerde o yağmur sesine hasret olanlar…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.