1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Yalan yazmak ve umut olmak
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yalan yazmak ve umut olmak

A+A-

   Bugün 14 Ağustos…

   Özel bir gün benim için ve bu günü hep yazarım.

   Çok mutlu bir gün ve o mutlu günün yıldönümü…

   Gaziveren’in kurtuluşu… 

   İnanılmaz bir mutluluktu…

   Askerlere su taşıyorduk, karpuz, hellim, ne varsa götürüyorduk…

   Yıl 1974’tü tabii ki ve ben 7 yaşındaydım… 

   İnanın, halisünasyon mudur nedir; her asker tank kadardı! 

   Hayatımda ilk defa masallardaki devlerle karşılaşmış gibiydim.

   Seneler sonra o askeri üniformayı giydiğim gün; onlar kadar olmadığımı aynaya baktığımda anlamıştım.

   Savaş istediğimden değil elbette; öyle bir arzum ya da “vay ben savaşmadım” diye kompleksim yok…

   Keşke kimse savaşmasa; keşke çocuklar ölmese…

   O dev askerleri, mavi berelerini, kamuflajlı elbiselerini, kana kana su içişlerini hiç unutmadım.

   Esirdik ve kurtarılmıştık… Çok kötü günlerdi… Ölüler gördük; ölenleri öğrendik…

   Ve aradan geçen 38 yılda; kazanan olmamıza rağmen kaybetmiş durumdayız…

   İyi yönetilmedik.

   İyi yönetilmediğimiz için; kaybeden konumundakilerin hem de ciddi anlamda kaybetmişlerin yanında ezik duruma düşürüldük…

   Hala iyi yönetilmiyoruz… 

   14 Ağustos 1974’teki inanılmaz mutluluğumuz, şimdi hayal kırıklığıdır. 

   Hala, iyi şeyler yapmak yerine, kişisel işler peşinde koşanların yönettiği bir düzendeyiz…

   Değiştik diyenleri yerlerine getirdik iyi yönetemeyenlerin; onlar da farksız çıktı.

   Dün bir arkadaş, hala toplumun umudunun, geçmişte denediğimiz parti olduğunu yazdı bir gazetemizde…

   O parti gerçekten umut olup olmadığını önce kendi kendine anlatabilmeli ve geçmiş hatalarının hesabını topluma ödemeli! Ödemediği takdirde hep borçlu kalacak! Ve belki “alternatif” olacak ama asla bir daha umut olmayacak. 

 

***

   Adamın biri bir yüksek balkona çıkmış ve aşağıdaki kalabalığa bağırarak küfretmiş; “Pez…..k!..

   Durup dururken! İçinden öyle gelmiş! Aşağıdan, ilgisiz, alakasız biri çok kızgın bir şekilde dönmüş ve “değilim be değilim” diye yanıt vermiş!

   “Sana soran mı oldu? Neden üzerine alıyorsun?”

   Şimdi, bir yorumcu, köşe yazarı; yazısını yazarken, “bu yazacaklarım uydurma değildir, bir yerimden uydurmadım, vallahi ve billahi doğrudur, masa başı haber falan da değildir” derse; ya psikolojisi ciddi derecede bozuk durumdadır ya da yalan yazdığını bile bile yazmaktadır.

   Kim sordu ki; üzerine alıyorsun?

   Sen yazarken biz okumamıştık daha! Bekle; “yalandır” diyelim; sonra yemin billah et; doğru olduğunu yaz!

   “Ben Asil Nadir’le ilgili hiç yazı yazmadım” da deme! 

    Hafızamız iyi olmayabilir ama “bilgisayar teknolojisi” insan hafızası değil ki!

   “Ben KIBRIS Gazetesi’ndeyken Asil Nadir ile ilgili hiç yazı yazmadım” diyen arkadaşın üç dakikada üç yazısını bulduk!

   Neden yazmayacakmışız Asil Nadir’le ilgili yazı?

   Yasal bir sıkıntı mı var?

   Asil Nadir’in İngiltere’deki hukuk mücadelesini kazanmasını istemek, dilemek, beklemek ve bunları yazıya dökmek yağcılık mıdır?

   Asil Nadir’in bu ülke için yaptıklarını yazmak hata mıdır?

   Ayrıca şimdi bize “şişko” demeye getirip aşağılık kompleksiyle laf eden; “tosuncuk” diyen; kompleksine ve kuyruk acısına dayalı sebeplerden dolayı Asil Nadir’e dümdüz küfreden bu kardeşim; kaç sene Sayın Nadir’in yanında çalışmış ve ekmek yemiştir?

   Biz, asla arkadaş bildiğimize ama en önemlisi ekmek yediğimiz tekneye ihanet etmeyiz…

   Etmedik de…

   Biz işimizi yapıyoruz bu arada… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.