1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yapar gibi bakanlık etmek…
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yapar gibi bakanlık etmek…

A+A-

Başbakan ve bakanlarının elektrik grevi ile ilgili basın toplantısını hatırlıyorsunuz. Bakan Saner, Telefon Dairesi’ndeki “mutasavver düzenlemeler” için, dedi ki : “Bu Türkiye ile birlikte yürüttüğümüz bir çalışma değil ki! AB standartlarına ulaşmak üzere, AB ile birlikte yürüttüğümüz bir çalışma!”

Çok güzel! Bir an için diyelim ki, buna bir şey söyleyemeyiz… Hükümetimiz, Avrupa standartlarına ulaşmak için, telekomünikasyonu reorganize etmeye çalışıyor! “Mesele yok”!

Peki ama dün bu sütunda belgesini yayınladık! Ayni AB, enerji konusunda da farklı şeyler söylüyor! Yoksa haberleşmede AB kriterleri, enerjide de Sri-Lanka kriterleri mi uygulamaktayız?

Bizim memleketimizde 1992’ye kadar, vekillik, bakanlık gibi işler, doğruyu konuşalım, memuriyetin bir terfii aşaması olarak ele alınmıştır! Meclise girmek, hükümete dahil olmak, bir şey üretmek için değil, şan olsun; bir de emeklilik ikramiyesini artırsın için yapılan gayretlerden ibaret olmuştur. Çünkü, esas itibarı ile yapılan, Türkiye’den gelen ve Rumlardan kalan mal ve servetleri paylaştırmaktan başka bir şey değildi! Bakanlar Kurulu’nda, Türkiye büyükelçisi de oturur, o direktifleri verir, bizimkiler de kılıfına uydururdu! Burada yaşanan herhangi bir sorunun sebebini analiz etme, çaresini üretme gibi bir “görev” yoktu ortada…

Onun için bizim siyasi geleneğimizde, programdan çok, lâf üretmek, aytışma yapmak, zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmayı becermek önemli özellikler olarak sivrilmiştir. Hem emir kulu olacaksınız ve hem de “egemenlik” falan filen diye attınız mı mangalda kül bırakmayacaksınız… Uyarına geldi mi Avrupa’cı, rast geldikçe faşist, olmazsa sosyal adaletçi görüneceksiniz… Bir hafta evvel söylediğinizi unutacak, bel altından vuracak, herkesin ne kadar kötü olduğunu anlatacaktınız… Sanki başkasının kötü olması, sizin iyi olduğunuz anlamına gelebilirmiş gibi… Marifet buydu…

Vakta ki 1992’de Tansu Çiller, “Yeter artık, kendi göbeğinizi de kendiniz kesin” diyene kadar...

92’den beri, bizim karşımıza da bütçe yapmak, bazı sorunları da kendimiz çözmek gibi bir “tatsız” görev çıktı… Ama ne seçilenlerin böyle bir alışkanlığı vardı; ne de seçenlerin böyle bir talebi! Her bir seçmene şahsi bir vaad vermek, bol bol lâfazanlık etmek, dün başka bugün başka konuşmak siyaset diye adlandırılıyordu buralarda. Ciddi işleri çözmekle, Türkiye ve Denktaş görevliydiler. Zaten çok affedersiniz ama halk da bunu istiyordu. Halkın da siyasetçinin de gözünde dış göreve gitmek, “gezme”ydi örneğin! Yasa yapmaya çalışmak da kahvehane gezilerini engellediği için, kusur, kabahatti…

AKP hükümetleri ile şartlar değişti ama, ünlü lâftır: Zihniyet en son değişir…

Halâ, örneğin KTHY personelinin istihdamı için, “devlete almak”tan başka bir talep de gelmez, çare de üretilemez! Bakanlık etmek içinse, altı ile üstü birbirini tutsa da tutmasa da “sözüne söz, arşınına bez” verebilmek yeterli kabul edilir…

İşte onun için ayni grevin yarısı hakkında, “AB böyle istiyor” der de bakanımız, öteki yarısında AB’nin ne dediğini düşünemez! Bir Allahın kulu da “Nedir dediğiniz sayın bakan?” diye sormaz…

Bu ülkede her şey “pretending”dir, derim uzun yıllardan beri… Bir tek ölüm gerçektir… Gerisi hep “yapar gibi”dir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.