1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Yarım kalan eylem…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yarım kalan eylem…

A+A-

Toplum, eylemin meclis kürsüsünden konulduğu andan beridir meseleyi tartışıp konuşmakta. Olay, sınırlarımız dışında da yankı yaptı… CTP milletvekili Doğuş Derya’nın amacı şok bir farkındalık yaratarak kendi dünya görüşü konusunda gündem oluşturmaktı. Eylemi yarım kalsa da, amacına kesinlikle ulaşmıştır. Eylemin neden yarım kaldığını aşağıda açıklayacağım.
   Doğuş Derya andı, kelimesi kelimesine herkesin bilgisine gelmiş durumda. Demokratik ve çağdaş düşünce sahibi olanların o görüşlere karşı çıkması düşünülemez. Yapılanı beğenmeyenler, tepkilerini usule karşı göstermişlerdir. Açıkçası, zamanın ve mekânın seçiliş biçimine karşı göstermişlerdir. Yoksa toplumumuzun en ünlü feministi olan ve aydın kişiliğiyle ön plana çıkan Doğuş Derya, şimdiye dek benzeri düşünceleri yüzlerce kez toplum önünde seslendirmiştir. 
   Onun bu tavrıyla ezber bozduğunu savunanlar da çıktı… Kanaatimce Doğuş Derya, ezberi değil, disiplini bozdu. Meclis kürsüsü eylem yapma yeri değil, eylemlere neden olan faktörlere çözüm üretme yeridir. Meclisteki seçilmişlerin ilkesi “eylem değil, çözüm üret” olmalı.  Çözümcülük dışındaki şovlar kolaycılık ve popülizimdir. Milletvekili seçilen her kişi o anayasal yemini kelimesi kelimesine okumadan göreve başlayamayacağının bilincindedir. Doğuş Derya göreve hazır, çözüm üretici bir milletvekili gibi davranmadı. Meclis dışındaki bir aktivist gibi davrandı. Arkasından da anayasal yemini aynen okuyarak milletvekilliğine başlaması, hatadan dönmekten başka nedir ki? 
    *       *       *
   Denediği eylem, orijinal bir olay değildir. Bu bağlamdaki ilk eylemler, dış ülkelerdeki bazı milletvekillerinden gelmiştir. Örneğin Kürt kökenli Leyla Zana ve tesettürlü dinci Merve Kavakçı ant gününde meclis kürsüsünde koydukları benzeri eylemlerle Türk demokrasi tarihinde iz bıraktılar. Arkadaşım Serhat İncirli, 13 Ağustos tarihli yazısında İrlanda parlamentosundan bazı örnekleri internetten indirerek önümüze koydu. Gerry Adams ve Martin McGuiness’in isimlerini anarak. 
   Ama tüm bu isimler sonuna kadar eylemlerinin arkasında durarak parlamenterlik niteliklerinin dışında kalmayı yeğlemişlerdir. Doğuş o kadar kararlıysaydı ilk okuduğunun arkasında sonuna kadar durur, anayasal yemini ağzına almaz ve meclis dışında kalarak yıllar sürecek fenomenini yaratırdı… Tıpkı o saydığım aktivistler gibi. Dolayısıyla Derya Doğuş eylemi, bilinçli olarak yarım bırakılmış bir eylemdir.  Derya sadece Meclis disiplinini değil, parti disiplinini de bozdu. Nitekim tavrı konusunda partisinden uyarı aldığına dair haberler ertesi gün medyamızda yayımlandı. Genel Başkan Özkan Yorgancıoğlu “Yapacağından bizim bilgimiz yoktu” dedi… CTP'nin yemini farklı okumak gibi bir politikası mı var? Yoktur…
   Feminist kimliğini asla gizlemeyen Doğuş Derya, okuduğu metinde kadın haklarının da ülkemizde ayaklar altında olduğunun mesajını vermeye çalıştı. Toplumun yüzde 50'den fazlası kadınsa bu büyük nüfus kadın iradesini meclise götürmekte neden yetersiz kalıyor? İddia edildiği gibi erkekler egemenlik kurmuşlarsa, bu da kadınların kendi egemenliklerine sahip çıkamamasındandır. Bu konuda gerçekçi olmalı.
    *       *       *
   Doğuş Derya, feminist karakterli alternatif andının en büyük alkışını yine erkeklerden aldı... Çevrenize kulak verir ve sosyal medya ile klasik medyayı izlerseniz bu gerçeği göreceksiniz. Gene de bu ülkede erkeklere karşı feminist çıkışlar yapılmakta ve maço zihniyetin kadınları ezmekte olduğu öne sürülmektedir... 
   Bu ülkede kadın seçmenler erkek seçmenlerden daha fazla. Erkeklerin desteğine bile ihtiyaç duymadan haklarını ve meclisteki sayılarını zenginleştirebilirler. Kadın kolları, partilerin en güçlü organlarıdır. Yine de baskıcı ve egemen olan erkekler mi? “El insaf” diyorum!... Kadınlarımız önce kendi içlerindeki sorunları aşsınlar, birbirlerini sevmeyi ve desteklemeyi öğrensinler. 
   Yani açıkça cinsiyetçilik, yani ayrımcılık kokan bu aşırı feminist saldırılar karşısında, kadınların toplumumuzdaki üstün sosyal durumunu bilen birisi olarak, benim erkeklik gururum zedeleniyor, kimse kusura bakmasın!.. Burası İran değil, Suudi Arabistan değil, İslami Sultanlıklar hiç değil;  KKTC'dir... Ve de bu ülkede kadınlar ayak altında değil, baş üstündedirler... Aile dahil, çoğu yerde erkekleri yönetenlerdir. Öyle olmaya da devam edeceklerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.