1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yaşa Azerbaycan
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşa Azerbaycan

A+A-

Her sene oturup dinlemem… Geçen cumartesi akşamı, evde de misafir var; belgesel kanallarında herkesin keyfine turp suyu sıkmayayım derken, Eurovision’u seyrettim. Bakarken bakarken de tutup dedim ki:

“ Türkiye elenmiş, şimdi ister misiniz Azerbaycan birinci gelsin?”

Eldar ile Nigâr’ı aylar öncesinden internetten dinlemişim… Sağ olsunlar, Azeri dostlar gönderdilerdi… Şarkı iyi… Sonra da başka bir kanalda bir şeyler buldum herhalde, oraya daldım, unuttum gitti…

Pazar sabahı, bir de baktım ki benim fal tutmuş! Üstelik, Nigâr da sahneye Türkiye bayrağı ile çıkıp, Anadolu’da da gönüllere taht kurmuş! Bir hoşuma gitti ki sormayın… Irkçılığımdan değil! Benim Azeriler’e duyduğum sempati de gizli değil ama sanırım yüz sene gecikmeyle, akrabamız olan bir halkın, bir defa da hakkını elde etmesinden…

Azeri aydınlanması, aslında nerdeyse bütün Türk asıllı halkların aydınlanmasının, öncüsüdür, Kazan ve Kırım’la beraber. Kırımlı İsmail Gaspıralı’nın Cedid (Yeni) Hareketi, Yeni Osmanlılar daha din üzerinden farklı bir Osmanlılık yaratmaya çalışırken, bugünkü Türk Ulusçuluğu fikrinin, temelini atmıştır. Onu izleyen Kazanlı Yusuf Akçura ile Azerbaycan’lı Fethali Ahundov, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali gibi düşünürler, ulusçuluk fikrini ki siz bunu “modernizm” diye de okuyabilirsiniz, iya Gökalp, Türkçülüğün Esasları’nda, bu fikri ilk defa Tıbbıye’nin bahçesinde, Hüseyinzade Ali’den duyduğunu anlatır.

Neden?

Çünkü, o devirde Kazan’da kürk, Bakû’de ise petrol ticareti dolayısıyla, Türk asıllı köklü bir burjuvazi bulunmaktadır. Ulusçuluğun zeminini oluşturan bu yaşam biçimi, sadece “ulus devlet” değil, modern yaşam biçiminin bütün ögelerini de hayata geçirmiştir. Bakû Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi’nden çok eskidir örneğin. Bugün Türk modernleşmesinin temeli sayılan pek çok düşünce, örneğin Lâtin Alfabesi, Tevhid-i Tedrisat, Laiklik, batı klâsiklerinin tercümeleri , klâsik tarzda batı müziği, tiyatro gibi atlımlar, Türkiye’de Mustafa Kemal’den sonra, halk içinde hayat bulmuştur ama fikir olarak 19.yy’ın sonlarında, Osmanlı Encümen-i Daniş’ine Fethali Ahundov tarafından önerilmiş, 1907’lerde, Bakü’de yayınlanan Füyuzat Dergisi’nde savunulmuşlardır. Bakü Konservatuarı, bugün bütün dünyada bilinen bir müzik ekolünün merkezidir. Otantik müzikte de dünyada belki de örneğin Muazzez Abacı’yı bizden başka bilen yoktur ama Zeynep Hanlarova’yı herkes bilir… Klâsik müzikte, Türkiye’de Niyazi Tağızade düzeyinde bir kompozitör, henüz yoktur… Cazda Azize Mustafazade düzeyinde bir sanatçı olmadığı gibi… (Yıldız hanım, duyarsa beni bağışlasın… Kendisi de Bulgaristan’dan geldi…)

Bakû ve Azerilere kutlu olsun…

Hamsını da kutlarım… Özümün pek hoşuma geliptir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.