1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yedi görüşme...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yedi görüşme...

A+A-

Sayın Eroğlu ile Hristofyas, Ocak ayına kadar, yedi görüşme yapmayı plânlamışlar! İşin doğrusu, aklımızın keser gibi olduğu 1959’dan beri o kadar çok görüşme yapıldı ki anlamı ve içeriği ne olursa olsun, “görüşme” lâfından artık “kal geldi…” 

Bundan gündem çıkar mı? 

Bilmem!

Hristofyas’ın yeni seçildiği günlerdi… 

Bir akşam oğlumu da yanıma alıp, burnumuzun dibinde olan ama otuzuna gelmekte olan çocuğun hiç görmediği, Kakopetria köyüne gitmiştim bir akşam! 

Arabadan indik, oğlan etrafına bakındı, “Ne güzel,” dedi bana, “sanki de Kıbrıs değil…” 

Oysa yanı başımızda şırıl şırıl akan dere, Sayın Denktaş’ın adına kitap yazdığı, bizim oğlanın da bütün çocukluğu boyunca kıyısında oynadığı, Cengiz Topel Hastanesi’nin yanından denize dökülen, Karkot Deresi idi… 

İnsan yurduna bu kadar yabancılıştırılabilir işte…

Gidip, bir otelin roof’undaki lokantaya kurulduk… 

Otel sahibi, hemen ilgi gösterip, yanımıza geldi ve nereli olduğumuzu sordu. 

“Lefke” dedim, “tanıdığınız var mı?” 

Yaşlı otelci, gülümseyerek, “Çooook yakından tanıdığım biri var, evet!” dedi, “eşim Lefkeli’dir…” 

Sonra da bana sordu: 

“Ben sizi sanki de bir yerden tanıyorum. 

Politikacı mısınız? 

Sanki de sizi tv’de gördüm!” 

Tanınmış olmak, kimin hoşuna gitmez? 

Bayıldım tabii… 

Partimi sordu… 

“Talât’ın partisi” dedim, lâfı uzatmamak için… 

Yaşlı adam, “Ne kadar iyi” dedi… 

“İşte biz de şimdi, sizin yoldaşı seçtik… 

Gelecek ilkbahara anlaşma olur herhalde…”! 

Ne dersiniz?

“Sanırım, biraz daha tartışmamız gerek…” demek zorunda kaldım… 

Cevap:

“No more discutions… 

Please have an agreement… 

It’s enough! ”

“Daha fazla tartışmayın… 

Lütfen artık anlaşın… 

Yeter…”

Ocak’a kadar yedi görüşme daha! 

Eyvallah… 

Sonra? 

Beşli konferans… 

Daha sonra? 

Rum tarafının AB dönem başkanlığı… 

Ondan sonra? 

Güney’in seçimleri? 

Daha daha sonra? 

Kuzey’in seçimleri… 

Daha? 

Kuyudan petrol da çıkmış! 

Daha daha?

Yıllar önce yazdığım bir makalede, “bir gün biri gelip, iki tarafın da enselerine birer topuz vurup, bu işi kendi çıkarına göre bitirecek” diye yazdığımı hatırlarım… 

Yeni Düzen koleksiyonunda, herhalde duruyordur… 

O güne çok bir şey kalmadı gibi görünüyor ama bu Kıbrıs Sorunu denen ve üç kuşağın hayatını mahveden belânın, hangi gün ne doğuracağı da bilinemez ki? 

Eskiden, “petrol yolları üzerinde oturuyoruz, başımıza ne geliyorsa ondan geliyor” derdik… 

Şimdi meydana çıkıyor ki meğer biz yolun değil, petrol ve doğal gazın üstünde oturuyormuşuz! 

İngiliz bilse, hepimizi halleder, gene de buradan çekilmezdi!

Kendi adıma ne diyeceğimi bilemiyor, kendi kendime “Bırak falcılık etmeyi de git Esra Erol’u izle…” diyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.