1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Yeni hükümet, Kıbrıs sorunu ve katakulli okumak
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni hükümet, Kıbrıs sorunu ve katakulli okumak

A+A-

Yeni bir hükümet var görevde… Günlük işlerle uğraşmak zorunda… Mesela, “polisteki terfilere müdahale edemedi” deniyor… Ne zaman etti ki? Daha doğrusu, ne zaman müdahale edebilme sınırının ötesine geçebildi?

Birbirimizi kandırmaktan vazgeçelim…

Bu ülkeyi ya da “KKTC” kısa adı verdiğiniz devleti seçilmiş siyasetçilerinizden oluşan hükümet, istese de yönetemez…

Hele “militarize” durumdaki poliste terfiler mi? Geçiniz lütfen…

Gelin, bugün bir kez daha 1974 sonrasını hatırlayalım…

Ben eğitimden başlamak istiyorum…

1974 yılında, eğitimimizle övünen bir toplum değil miydik?

Hatta şöyle söylemek lazım; öğrenci – mücahit bir toplumduk ve bu çok ciddi bir gurur meselesiydi… Onurumuzla okuduk, onurumuzla da nöbet bekledik…

Hatta, koskoca bir üniversite neslini Erenköy’e çıkardık… Hataydı bence ama büyük bir gurur ve onurdu mücadele yılları açısından…

Bugün, toplumun eğitim seviyesinde geldiğimiz nokta yerlerde sürünme noktasıdır… Çok ciddi anlamda eğitim almış belki de binlerle ifade edilen insanımız yurt dışında geçimini sağlar haldedir…

1974 sonrası nüfusumuz değişti veya değiştirildi… Sebebi ne olursa olsun, şu anda nüfusunu bilmeyen ve çullisine “hükümetçilik” yapan bir durumda değil miyiz?

Kimin – nasıl vatandaş olacağı konusunda, bir kaç torpilli müdürün yaptıkları sizi hiç mi utandırmıyor?

Sağlık?

Bu ülkede sağlığın ne sistemi kaldı ne de hastanesi…

Devletin yapması gerektiği sağlıktaki dev yatırımı, Suat Hoca yapmayı başardı… Şimdi, “devlet yapamadı hoca yaptı” dersek, bir çok kişinin ağırına gidecek…

Bayındırlık ve ulaştırma?

Ne?

Ne yapıldı ki?

Asfalt yollar mı?

Doğrudur… Genişletildi bazı yollar ve otomobille ulaşım kolaylaştı… Ama 1974 sonrası toplu taşımacılık öldü. Bir turizm ülkesi olan KKTC’de, yeni yollar (Kuzey sahil yolu) yapılırken, eski nostaljik ve hatta tarihi küçük yollar korunmadı. Tarih yıkıldı… Eski tren yolu üzerinde, elde kalan bir kaç istasyon da yerle bir edildi. Korunmadı.

Deniz ve hava ulaşımında bir arpa boyu yol aldık mı?

Telefonda, iletişimde geldiğimiz yeri bilen var mı? Devletin telekomünikasyonu dökülüyor! Tel tel, bakır bakır!

Dış işimiz yok! Ama bakanlığımız var! Olan dış ilişki de Türkiye’nin kontrolünde değil mi?…

Sınırlarımız nasıl korunuyor? Yine aynı…

Hepsinden önemlisi; para – maliye politkamız da yok… Kendi tarih kitabımızı dahi doğru dürüst yazmış değiliz…

Hükümet, neye, nereye hükmedecek anlamış değilim! “Gel oğum – kızım seni işe alayım” dışında bir şey yapamaz ki! Gaz vermiş gibi olmayalım ama mesela Ercan ihalesi… Hade! Buyur Sayın Serdar Denktaş… Dokun da görelim! Laf yaptık, laf ürettik, söz verdik, hava bastık! O kadar!

Narenciyemiz vardı, kuruttuk.

Patates vardı, çürüttük…

Havuç vardı, erittik…

Bize hep sözler verildi. “Satın alırız n’olcek!” dendi, hiç bir şey olmadı…

Halep fıstığı üretimi bile vardı, bitti.

Tütün üretip satıyorduk, o da yok oldu.

Fabrika bırakmıştı Rumlar giderken bize… Söküp götürdük.

Maraş’ı soyduk, kiliseleri soyduk, tarihi yıktık, ormanları yaktık… Paha biçilmez altın koleksiyonları, binlerce piyano ve ikon (ganimet) sattık! Dünyaya rezil de olduk üstelik!

Zeytin ve harup, kültürümüzdü; panayır konusu oldu… Tükendi…

Turizm gelişti diyorlar… Esnaf, vatandaş para görmüyor…

Bir kumarhaneleri bir de kadın satışı yapılan yerleri geliştirmiş olabiliriz… Onunla da gurur duymazsınız her halde!

Oturduğumuz evlerin, işlediğimiz toprakların büyük çoğunluğunun yasal mal sahibi olmadığımızı biliyoruz… Herkes biliyor. Bilmesek, Mal Tazmin Komisyonu diye bir komisyon kurmazdık…

Devlet ve özel diye iki çalışma sistemi geliştirdik 1974 sonrası… Devlette çalışanlar ayrıcalıklı asiller; soylular haline geldi… Tatiller, emeklilikleri, sendikaları, her türlü sosyo – ekonomik ve çalışma yaşamıyla ilgili hakları oldu. Özeldekiler; 1700’lü yılların köle sistemine uygun gidiyor maşallah! Özel sektör çalışanı köle Kunta Kinte – köle İsaura!

Hep propagandayla idare ettik… Bize yalan söylediler. Yalan olduğunu bildiğimiz halde, korkumuzdan veya ne bileyim başka sebeplerden dolayı doğru saydık, doğru saymak zorunda kaldık.

Tiyatro salonu? Daha çok konu var ama bunu yazayım son olarak…

2000 yıl önce Solililer – Salamisliler yaptı… Ve bir de son yıllarda yine Suat Hoca diyeceğim… Be arkadaş; siz 40 yılda bir tiyatro salonu yapamadınız!

Devlet tiyatronuz var, üç – beş kişi… Çırpınıyor… Ama en komiği; devlet senfoni orkestranız var; özür dilerim ve sanatçı kardeşlerimi tenzih ederim ama bir davul, bir zurna bir de teneke! Üç kişilik senfoni orkestrası bir tek sizde olabilir… Ve oldu… Ama törenlerde diyebilirsiniz; “bizim devlet tiyatromuz ve senfoni orkestramız ‘da var!’”… Be de derim ki, yürü be “davar!”

Dağları oydunuz… Geçiyorum… Ülkede çöp sorununu çözemediniz… Yollarınız pislik içinde… Lambalarınız yanmıyor… Bunu da geçtim…

Çıksın biri ve yıllardır nutuk atılırken söyendiği gibi; “Can ve mal güvenliğimiz sağlanmıştır” gibisinden bir şeyler söylesin…

Gülmem bile… Değmez…

Ve yeni bir hükümet var…

Ne yapacak?

Daha öncekilerin yaptığını… Bir kaç müdür, bir kaç müsteşar değişecek… Balığa gitmek ve zevk için zeytin ağacı ekmek için devletten altı – yedi bin TL maaş alan müşavirler yetiştirilecek… Boş gezenin kahyalığını yapan müşavirler, facebook üzerinden siyasete soyunacak. Seçimlerde aday olacak. Kaybedecek…

Kısacası, Özkan Yorgancıoğlu komutasındaki hükümetin yapması gereken tek bir şey var:

KIBRIS SORUNUNU ÇÖZMEK…

Gerisi katakulli okumaktır… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.