1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Yerleşikleri kovmak!
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yerleşikleri kovmak!

A+A-

“Eh be çocuk sen de gel benim yaşıma da gör” , derdi büyüklerimiz.
Onları hep büyük, kendimizi de küçük kalacağız, sanırdım.
Yeni doğan çocuklarınsa hep öyle mızmız olacaklarını.
Bir hırla gürle geçti ki zaman…
Bir baktık kimimiz Omorfo, kimimiz Mağusa, kimimiz de dünyanın değişik ülkelerindeyiz.
Hep çocuk kalacağız dediklerimin bugün torunları var.
Hep mızmızlayacak düşündüğüm kundaktaki çocukların da yaşları kırka merdiven dayamış.
Anlayamadım bu zamanın ne zaman geçtiği…
Ben anlayamadım ama çoğu geçen zamandaki değişimlere kolay alıştı.
Ve çoğu değişimlerin hep olduğunu, hep böyle olması gerektiğini sandı.
Bu açıdan bakıp bazı açıklamaları okuyunca da düşündüm ve…
Savaşlar olmasaydı eğer  Kıbrıs bugün nasıl olacaktı? diye bir soru yarattım.
Ve kendimce yorumlar, cevaplar aradım .
Şimdi sırtımızı geriye dayayıp 1974’ün hemen öncesine gidelim.
Olanları değil de olması gerekenleri düşünelim.
Savaş yok.
Haliyle silah da yok.
“Anavatan” lar her iki tarafa  yardım gönder(e)miyor.
Kendi kendimize çalışıp kazanıyoruz çünkü.
Yetiyoruz, biz bize.
Nüfusumuz hala 750-800 bin civarında.
Dünyanın en iyi plajları ve otelleri bizde…
Bol turist geliyor ülkeye.
Maraş takır takır çalışıyor.
Tarım fena sayılmaz.
Ticaret ise iyi…
Bir taraftan alıp, diğer tarafa satıyoruz bir sürü mal.
Bir de şarapçılık gelişmiş…
Fransa’ya direk satıyoruz ürettiğimiz Kıbrıs’a has içkileri.
AB’ye girmedik çünkü AB bizden çok geride.
Pasaportumuzla her ülkeye vizesiz girebiliyoruz.
Adresimizin sonunda Mersin/10 değil Cyprus yazıyor.
Biz KKTC’li değil, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıyız.
Ve o pasaportumuzla Türkiye’ye de giriyoruz her yere olduğu gibi.
Türkiye elçisi Kıbrıs’ta  sadece elçi…
Her açılışta boy gösterip, her yetkiliye akıl veremiyor.
Çünkü yabancı bir ülkede elçi ne olması gerekirse, odur…
Şehir isimleri değiştirilmemiş.
Soyadlarımız hala baba isimleri…
Herkes evinde, işinde, köyünde…
Kimse kimsenin malını ganimetlememiş.
Yabancı bir ülkenin vatandaşları gelip kimsenin malına “benim” diyemiyor.
Ve o mal için yabancılar birbirlerini bıçaklamıyor.
Kumarhaneler, kerhaneler, esrarkeşler, trafik canavarları yok.
İcazetler, koyu ibadetler, gereğinden fazla ibadethaneler …
Mandralar, gettolar, dayatmalar…
Besleme yakıştırmaları…
Her gün emir vermek için gelen ziyaretçiler…
Yok yani bir sürü şey.
Ve yerleşik nedir kimse bilmiyor.
Hazır yerleşik demişken…
Hristofyas’ın danışmanı Tumazos Çelebis sormuş, "Kıbrıs'ta doğmuş ve büyümüş insanları kovmamız mümkün mü?"
Savaşlar olmasaydı Kıbrıs’ta ne yerleşik olacaktı, ne de kovmamız gerekenler.
Zaten doğrusu da bu.
Şimdi Çelebis’e bir soru…
Davetsiz misafir “gitmem” derse, evi mi terk edersin bir köşeye çekilip, zaman mı öldürürsün, yoksa böyle mantık mı yürütürsün?
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.