1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yeter artık kesiyorum...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeter artık kesiyorum...

A+A-

Nerede ise bir haftadır, köşemi genelde ahlâk ve siyasette ahlâksızlık konularına ayırdım… Sokrat’tan, Marx’a; Aristo’dan Karl Popper’e, Kant’tan Epiküros’a, dört bin yıldır bu konuyu yazan düşünürlerden, bir gazete yazısında ne kadar akratılabilirse, o kadar, küçük örnekler vererek…

Bu düşünürlerin önemli bir kısmı, aslında şunu söylüyorlar: Biçimsel ahlâk kurallarını uygulamak önemli değildir. Önemli olan “niyet”tir… Yâni aslında ahlâk konusunda, insan kendisi ile yüz yüzedir, başka kimse ile değil…

Felsefeden çok örnek verdik ama din’lerin bu meseleye bakışına, hiç değinmedik!

Bu konudaki ana kaynak, Hz. Musa’ya gönderildiğine inanılan On Emir’dir. Orada denir ki:

1. Allah'tan başka ilâhların olmayacak. 
2. Kendin için oyma put yapmayacaksın. 
3. Allah'ın ismini boş yere anmayacaksın. 
4. Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın. 
5. Babana ve anana hürmet edeceksin. 
6. Adam öldürmeyeceksin. 
7. Zina etmeyeceksin. 
8. Çalmayacaksın. 
9. Yalan şahitliği yapmayacaksın. 
10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.

Hristiyanlıkta, Tevrat Eski Ahid adıyla yürürlüktedir. İslâmiyet’te ise Bakara Suresi’nin 83 ve 84. Ayetlerinde, bu on emre gönderme yapılır. Musevilik’ten sonra gelen iki büyük dinde de Cumartesi tatili dışındaki dokuz hüküm, geçerlidir.
Kur'ân-ı Kerîm'in İsrâ sûresinin 101. âyetinde, "Andolsun biz Musa'ya açık seçik dokuz âyet verdik. Haydi İsrâiloğulları'na sor" şeklinde işaret ettiği dokuz âyetin, Tevrat'taki on emrin cumartesi yasağı dışında kalanlarını kapsadığı anlaşılmaktadır. Cumartesi gününe saygı ise sadece Yuhudileri bağlayan bir hüküm idi. (bk.Nahl l6/124.)

Ne var ki asıl güzel ahlâkın önemi ile ilgili derin düşünce, bütün dinlerin tefekküründe, felsefesinde yer alır! Başka bir zaman da onlara dalarız, uyarına gelirse...

Amerika’da yaşayan, Macar asıllı bir düşünür var: Lucaks… Bu adam der ki: Ahlâk, görecelidir… Zamana ve zemine bağlıdır. Japonya’da ahlâki olan, Amerika’da olmayabilir… Bu bakımdan önemli olan Ahlâklı veya ahlâksız olmak değildir! Ahlâkdışı olmamaktır…

Bu dizinin ve tartışmanın sebebi de bu idi…

Tartıştığımız pek çok şeyin, politika, ideoloji şu veya bu ile değil, doğrudan ahlâk içinde veya dışında olmakla ilgili olduğunu düşünüyorum artık ben! Bu karışık felsefi meseleyi, onun için gündeme getirdim.

Meşrebiniz hangisi olursa olsun… Marx, Popper, Hobbes, Locke, Gramsci v.s.

Ya da hiçbiri değil de kutsal kitaplar… Felsefe değil de din…

Dönüp bir aynaya bakın ve yanıtı kendi kendinize verin…

Sonunda ben de meseleye, Marx gibi değil de Kant gibi baktım işte… Yoldan mı çıktık nedir?

Kesiyorum… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.