1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Yine hormonlara dair…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yine hormonlara dair…

A+A-

 “Silbestrol… Ölümün Adı” başlıklı yazımla ilgili KEMA Vakfı Başkanı Dr. Orhan Aydeniz tarafında arandım. Tarımda kullanılan kimyasallar hakkında söz sahibi olduğunu belirtti ve “Bu konuda topluma aracılığınızla bilimsel bir açıklama yapmalıyım” dedi. Söz sahibi olma hakkı, doktorasını bu alanda yapmasından kaynaklanır. Halk arasında hormon, bilimsel olarak da “bio regulatörler” ya da “büyüme düzenleyiciler” olarak tanımlanan maddelerin kullanılmasının bazı ülkelerde yararlı, gerekli ve zararsız kabul edildiğine, bazı ülkelerde ise tehlikeli ve sakıncalı görüldüğüne dikkati çeken Dr. Aydeniz, ABD ve Kanada gibi kalkınmış ülkelerde bu maddelerin kullanılması için hiçbir kısıtlama olmadığına, Güney Kıbrıs’ta da bu maddelerin serbestçe kullanıldığına parmak bastı. Ona “Bilim adamları tarımda kullanılan hormonlara dair güvence veriyorlar mı?” diye sordum. İşte yanıtı: 
   “Kanada Tarımsal Gıda Araştırma İstasyonu uzmanlarından Dr. Norman Looney’e göre bu büyüme düzenleyici maddeler, çevre ve insanlar için son derece güvenlidir. Hormonların hiçbir şeyi öldürmediğine, doğal sistem içinde verimin artırılmasını sağladığına güvence veriyor. İzmir Ziraat fakültesinden Prof. Benian Eser de, bio regulatörlerin, insan sağlığı ve çevresel risklerinin, tarım ilaçlarının çok gerisinde olduğunu açıkladı. Bazı ülkelerde, hormonların milyonda birkaç parçacığının bile, bitki bünyesinde çok büyük değişiklik ve gelişmelere neden olduğu dikkate alınarak, insanlara zararlı olabileceği düşüncesiyle, kontrollü kullanımına izin verilmektedir. AB üyesi Güney Kıbrıs’ta da, büyümeyi düzenleyici maddeler piyasada serbestçe satılır. Dahası, kimyasallar uygulanarak üretilen sultani üzüm AB ülkelerine ihraç edilir.”
   Bu güne dek bilimsel olarak bitkisel hormonların insan sağlığı için sakıncalı olduğunun saptanamadığını, bu maddeler zararlı ise; etki mekanizmasının ve zarar şeklinin ne olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel araştırma sonucu da bulunmadığını belirten Dr. Aydeniz “Ancak buna dayanarak, hormonların kesin olarak güvenli olduğunu ileri sürmek de doğru değildir. İlk kullanılmaya başlandığı yıllarda harika bir pestisit kabul edilen DDT’nin maskesi de onlarca yıl sonra düşürüldü” diyor. Ona, ülkemizde bu konuda ürpertici söylemlerin kol gezdiğini anımsatıyorum. Tarımsal ürünlerdeki tüm anormalliklerin bu maddelerin kullanılmasından kaynaklandığı gibi bir düşünce yaygınlaştı. Dahası, bu maddelerin ithaline izin verilmezken, öte yandan aynı maddelerle yetiştirilen meyve ve sebzelerin ithaline izin verilmesi gibi bir paradoks yaşanıyor. Bu bağlamda şunları söyledi:
   “Piyasamızda düzenleyici maddelerle olgunlaştırılan ithal muz satılmaktadır. Ayrıca, ithal sarımsakların da hormonlu olduklarından filizlenmediği bilinir. Hormonların çeşitli yollardan sağlanarak tarımda üreticilerimizce kullanıldığı da bilinir. Doğal zamanından önce yetişen enginarlar da, kesinlikle ‘Giberellin’  adlı hormonun kullanıldığının kanıtıdır.”
   Sohbetimizde, üretimin doğal seyrine bırakılmasının ve organik üretime geçilmesinin en doğru yöntem olduğunda birleşiyoruz. O zaman hiçbir risk söz konusu olmaz. Ne ki, bazı evrensel gerçekler de göz ardı edilemiyor. İşte Dr. Aydeniz’in bu konudaki yorumu:
   “Doğal yapı önemli derecede bozuldu, dengeler alt üst edildi. Aşırı betonlaşma, insan nüfusunun aşırı çoğalması ve her alanda kullanılan kimyasallar... Genel doğa tahribatına son verilmeden, doğal olmayan uygulamalar terk edilmeden, verimliliği artıracak alternatif güvenli uygulamalar bulunmadan; sadece tarımsal üretimdeki kimyasallardan vazgeçilmesi, dünya nüfusunun beslenmesini zora sokar. Tek çıkar yol, organik üretimde verimliliği artıracak tekniklerin geliştirilmesine dek, geleneksel tarımda; tüm kimyasal maddelerin kontrollü kullanılmasıdır. Sebze ve meyvelerdeki kimyasal madde kalıntı miktarları titizlikle izlenmeli. Kabul edilebilir sınırların aşılmamasına özen gösterilmeli. Halk da doğru bilgilendirilmeli. Yoksa, sebze ve meyveler, insanların bünyesine alınan saatli bombadır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.