1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yine kimlik üzerine
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yine kimlik üzerine

A+A-

Sevgili dostum Mete Hatay, “Hiç bu kadar Kıbrıslı olmamıştık” demiş! Haklıdır…
 
Kimlik, durağan değil; dinamik, değişken bir sosyal fenomen olduğu için, tartışılması da herhalde hiç bitmeyecek. 

Kimlik, aidiyetle ilgilidir. İnsanın ve daha genelde toplumun kendini nereye ve hangi tarihsel, toplumsal, ekonomik kategoriye ait gördüğüne bağlıdır. Bir Arap atasözü, “Kardeşime karşı ben, yeğenlerime karşı kardeşim ve ben, yabancılara karşı, yeğenlerim, kardeşlerim ve ben” der. 

Çağımızda, insanlar, kendilerini sadece kan bağları ile tanımlamazlar. Sosyal çevreleri, ekonomik aidiyetleri, kültürel aidiyetleri ve hatta duygusal aidiyetleri, damak tatları, sanatsal zevkleri bile insanların kendilerini tanımlamak için kullandıkları verilerdir. 

Bırakın kuşakları, ayni kuşak içinde yıllar geçtikçe ayni bireylerin kimlik tanımının değiştiği de görülebilir. Bunun nedeni de kimliği belirleyen en önemli etken olan “öteki” kavramıdır.  Tarih içinde çok kısa dönemlerde bile, “öteki” değişmektedir. 
“Bireyin kimlik iddiasının temelinde, karşıt kabul ettiği kimliğin tam tersi yatar!” (  Amin Maalouf,  On Identity, London, The Harvil Press, 2000, s. 13.)

“Kimlik ‘öteki’ye bağımlıdır ve hem kendi kendine hem de ötekinin değişimine bağlı olarak değişir”!  Tarih içinde “ben” bile değişime uğrar. 

İnsan kimliği ile ilgili doğuştan gelen bazı değerler taşır. Irk (renk  anlamında) ve cinsiyet… Geriye kalanlar edinseldir ! Yani, öğrenilirler... Ancak Nijerya’da, Güney Afrika’da ve ABD’de zenci doğmuş olmanın anlamları farklı olduğu gibi; Kabil’de, 
Paris’te ya da İstanbul’da da kız doğmuş olmanın anlamı da farklıdır ve ileride oluşacak kimliği farklılaştırır. 

Kimlik, sahibini başka herkesten farklılaştıran bir değerler, bağlılıklar ve aidiyetler bütünüdür. Bu bakımdan, her birey için bile özeldir. Kişiselliği, hiçbir bireyin, bir başkası ile tıpa tıp ayni koşulları yaşamamasından kaynaklanır. Birey, aidiyetleri, bağlantıları, geçmişi açısından, bunların her biri ele alındığında, çok geniş insan toplulukları ile temas halinde olabilir ama  tümünün bir kompleksi olarak, kimliği son derecede kişiseldir. Bütün bunlar arasında bir hiyerarşi yaratan ve bazılarına öncelik vererek, kendimi  tanımlayan, “ben”im!

Peki toplumsal kimlik nasıl oluşur?

Toplum içinde kişiler son derecede özel kimlikler taşırlar ama kendilerini tarif etmek için, kimliklerini oluşturan ögeler arasında, yine kendilerinin bir hiyerarşi yarattıklarını, yukarıda yazdım. “Öteki” karşısında, en fazla rahatsız edilen öge, bu hiyerarşide, yukarı tırmanır. “Rahatsızlık” eğer toplumun çoğunluğunun taşıdığı kimlik ögelerinden biri ile ilgili ise de bu öge “toplumsallaşır”.

Bu konuda en rahatsız edici olan ise birine, bir başkasının “kimlik” biçmesidir! Başkası “Ne farkımız var?” dedikçe, adam olur olmaz her farkı abartır, fark artar… Mete’nin dikkatini çeken özelliğin nedeni budur…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.