1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Yine o rant ekonomisi
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yine o rant ekonomisi

A+A-

Acaba diyorum, “rant ekonomisinin” sonuna mı geldik. Aman gelelim! Çünkü KKTC’nin başına ne gelmişse bu ranttan geldi.. Konuyu hafiften açalım:

Geçen günlerde Merkez Bankasının bir açıklaması vardı. Bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 10 milyar TL’nin üzerine çıktı denirken ötesi rakamlarla birlikte sanırsınız KKTC kanatlandı uçacak havaları yaratılıyordu. .

Tabi şaşırıyorsunuz. Çünkü İşsizlikten dükkânlar kapanır, mahkemeler haciz davalarından baş kaldıramaz, bizzat devletin kendi sektörleri iflası oynarlarken; bankalarda on milyar TL mevduat nasıl birikir sorusuna cevap vermek zor oluyor! Dolayısıyle o zaman yeniden sorarsınız: “Kimindir bu mevduatlar?”

Tabi ki gailesi bize düşmedi ama değil mi ki olayı “Köşeme” taşıyacağım. Düşünmenin yanı sıra bir de etrafa soralım dedik. Dediler ki “millet habire elindeki Rum’dan kalma arazileri elden çıkarıyor. Karpaz’da falan Yahudiler pazar kurdu, toprak satın alıyorlar. Büyük oranlarda sterlinler bankalarda istifleniyor falan…”

YANİ OL ALEM DEVAM EDİYOR: “Al sat, sat al! 1974’den beridir “toprakla” oynuyoruz! O toprağın gerçek sahipleri ve emekçileri olan köylüler, çiftçiler, hayvancılar battık derlerken tutun ki tek ter damlası akıtmadan o topraklara beleşinden sahiplik koymuş insanlar, çuval çuval para kazanıyorlar!

Nereden biliyorsun diyorsanız, şundan: O bankalarda on milyon TL’ye yükselmiş mevduat her halde sabit ücretli memurla işçinin tasarrufu değildir. Ne de “battık” diyen ticari ve ekonomik sektörlerin birikimleridir. Hele devlet sektörlerinin hiç olamaz!

Ya kimindir? İşte “rant ekonomisi yeniden hortladı” dediğimizin bam telinde çalan olay. Nereden geldiği belirsiz paralarla alınıp satıldıkça, tedavülde dolanma fırsatı bile bulamadan, tutun ki bankalara şişirme mevduat olarak akan paralardır söz konusu olan! Bu paraların vergileri verilmiş mi ak pak mıdırlar onu da Allah bilir!

DEĞİL Mİ AMA: Çünkü onca mevduata karşılık beklerdiniz ki sadece memleket uçmasın. Devlet aylık ödemeleri için her ay falan filan bankadan iç borçlanmalara gitmek zorunda kalmayacağı gelire sahip olurken, Sendikaların dayatmasını beklemeden çalışanlarına hakçasına hayat pahalılığı zammı verebilsindi.

Oysa o mevduatlar “bizim değil!” Değil ki dünya alem KKTC’nin bugünkü kadar finansal ve ekonomik sıkıntılara düşmediğini söylüyor, yazıyor, ispatını da çakıyor! (Bizim olduğunu farz etsek bu kez de ortaya insanlar zenginleşirken devletin yoksullaştığı gibi garip bir durum ortaya çıkacak!)

SONUÇ: İçimizdeki yabancı uyruklu Üçüncü ülke insanları parasal bedellerini ödedikleri evlerinin bankalarda ipotekli olan arsalarından dolayı tapularını alamaz, kapılarının önlerine konacak davalar ile bir KKTC fiyaskosu yaşar ve bankalara ödenemeyen kredi borçlarından dolayı haciz davaları dev gibi yığılırlarken; ayni bankalarda biriken on milyon TL’lik mevduat zannedersek Kıbrıs Türk insanı açısından gurur duyulacak bir olay değildir. Kara kara düşünüp “neler geldi başımıza” diyerek ağlayacağı bir olaydır!

**********

 KİMİN “İLERİCİ GÜCÜ”

Dünkü yazımızda son zamanlarda Rum liderliğinin “ilerici Türkler” dediği Kuzey’deki bazı örgütlere sahip çıkılması, işbirliği yapılması gibi önerilerini daha sık seslendirdiğini yazdıydık.

Mutadımız veçhile ve her Türk gibi de yazdıktan sonra düşünmeye başladıktı! Kimdir bu “ilerici Türk?” Solcu mu, küreselciliğin inancında heyamola çeken mi? İdealist mi? Barış için mücadele eden mi? Kendinden başka doğru düşünenin olmadığı saplantısında kendi doğrularının esiri olan mı?

Uzatmanız mümkün. Sonunda, “ya şudur ya budur” dersiniz. Yahut “hepsi.”

OYSA: Rum liderliği işte bu soruya çok yalın bir cevap veriyor. Ve diyor ki “Kuzey’in Türkiye’nin işgali altında olduğunu söyleyip protesto eden, askeri ve yerleşikleri ile birlikte adayı terk etmesini isteyen, Kıbrıs’ta Türkiyesiz bir çözümle birleşik Federal sistemin oluşmasını savunup destekleyen Türkler…”

Rum bu kesimi işte böyle tarif ediyor, “ilerici güçler” diyor. Dolayısıyle memleketin “ilerici güçlerine” cevap ve açıklama hakkı doğuyor.

BAŞTA CTP: Hristofyaslı, Akelli, Markullili Rum’a bu konuda cevap verip Türk halkına açıklama yapması beklenen siyasi parti, kuruluşundan bu yanadır “ilericiliğin” patentini zaten sol oluşunun kaçınılmaz doğasallığında taşıyan CTP olmalıdır. Yeni yeni filizlenen TDP’nin Çakıcısı ve kurmayları olmalıdır. Bu memleket bizimdir diyen sendikalar olmalıdır…

Çünkü artık bu ülkede Türkiye ile ilişkilerde, geleceklerdeki siyasi çözüme anlaşmalar çerçevesinde katılımı ile ayrılığını ortaya koyacak belirgin politika saptamalarına da ihtiyaç vardır.

Korka çekine, yahut kaçak güreşerek değil. Bu daha zararlı oluyor. Bu ülkede nihai çözüme giderken Rum’un tarifini yaptığı “ilerici güçler” misiniz, yoksa “iki bölgeli, iki devletli, siyasi eşitliğe dayalı ve (Türkiye’yi nerede nasıl katarsınız bilemiyoruz) bir federal Kıbrıs cumhuriyetinden mi yanasınız?” Ve tabi Kuzey’deki Türkiye ile birlikte mi yoksa Türkiyesiz mi? Tüm bunlara cevap verilip açıklanmalıdırlar…

**********

BELLİ OLDU

Bu Kurultay sonunda İrsen Küçük yeniden Başkanlığını tazeleyecek. Tutun ki Eroğlu-Kaşif cephesini yıkarken UBP camiasından güven oyu alacak. Ve de daha bir güçlenecek dolayısıyle çok daha cesur olacak

Ve tabi beklentimiz şu olacak: “Bu Kurultaydan güçlü çıktığı için aynalara bakıp “söyleyin var mı benden büyüğü” mü diyecek yoksa KKTC’nin yücelmesine bir nefer gibi baş koyan fedakâr cefakâr Başbakan mı olacak?

Kİ SORACAĞIZ: Yine inada inat şu petrol dolum tesislerini sahillere yığmaya devam mı edeceksin? Memleketi pislik götürürken yine seyredecek misin? Belediyeler gözlerinin önünde giderken yine görmeyecek misin? Eğrisine yanlışına aldırmadan yine Ankara’nın her emrine rıza mı göstereceksin? Memleket iflasa sürüklenirken yine “az zamanda çok ve büyük işler yaptık” mı diyeceksin? Yaz tatillerinde Eğitim Bakanlığının da tatil yaparak bütün sorunları okullar açılırken çözmeye çalışması teamülüne yine mi müdahale etmeyeceksin? Rant ekonomisine yine “devam” mı diyeceksin? Yine “ben yaparım olur” tutumunda memleketi allem kalem mi edeceksin? Falan…

Hadi bakalım. Kurultay sonrası hele bir çıkın şişeden, bakalım in misiniz yoksa cin misiniz?” Hep birlikte görelim!    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.