1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. YKP: "Suyun özelleştirilmesi konusunda henüz son sözümüzü söylemedik"
YKP: "Suyun özelleştirilmesi konusunda henüz son sözümüzü söylemedik"

YKP: "Suyun özelleştirilmesi konusunda henüz son sözümüzü söylemedik"

YKP, üzerinde uzlaşıldığı iddia edilen antlaşmanın ekolojik anlamda ciddi bir yıkıma neden olacağı, ülkedeki tarım ve hayvancılığı ciddi şekilde etkileyeceği ve yerel yönetimlerin özerk yapısına, mali durumlarına ciddi zarar vereceği ifade etti.

A+A-

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) suyun özelleştirilmesiyle ilgili üzerinde uzlaşıldığı iddia edilen anlaşma metni hakkında açıklama yaparak, yerel yönetimleri bu sisteme katılmamaya, tarım yapanları ve hayvancıları tepki göstermeye, ekoloji ve çevre örgütlerini mücadeleye çağırdı.

Konuyla ilgili YKP’den yapılan açıklamada, üzerinde uzlaşıldığı iddia edilen antlaşmanın ekolojik anlamda ciddi bir yıkıma neden olacağı, ülkedeki tarım ve hayvancılığı ciddi şekilde etkileyeceği ve yerel yönetimlerin özerk yapısına, mali durumlarına ciddi zarar vereceği ifade edildi.

Metnin çok ağır hükümler içerdiği ifade edilen açıklama, “Uzlaşılan metinde neyin şirketlere devredileceği tanımlanmaktadır. İçme ve kullanma suyu, atık su, yağmur suyu ve zirai sulama suyu tesislerinin işletme hakkı, tıpkı Ercan Havaalanı’nda olduğu gibi işletme hakkı devredilmeye çalışılmaktadır” şeklinde devam etti.

“Bundan sonra, tarım konusunda Kıbrıs’ın kuzeyindeki idare tek başına karar veremeyecek” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Bundan sonra, yerel su kaynakları kullanımı da bu antlaşma ile ciddi şekilde kısıtlanmakta, yer yer yasaklanmaktadır.

Antlaşma ‘işbu anlaşma, temin edilen su ile gerektiğinde yerel suların yönetimine dair her türlü iş ve işlemleri, taraflar ile İşletmecilerin mali ve idari yükümlülüklerini, hak ve sorumluluklarını kapsar’ dendiğinden, şu anki yeraltı su kaynaklarının da yönetimi özel şirkete devredilmeye çalışılmaktadır.

‘İçme-kullanma suyu şebekesinin bulunduğu yerlerde içme-kullanma suyu amacıyla yerel su kullanımına ilişkin yeni izinler/ruhsatlar verilmez’ maddesi ile sistem dışı kalacak yerel yönetimlerin zor kullanarak sisteme dahil edilmek istendiği rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu dayatma mantığı fiyatlandırmada da geçerlidir.

Antlaşma metninde ‘uygulama sözleşmesinde yer almayan bütün belediyelere idare tarafından yerel su kaynaklarından su temin edilecek ve Yap-işlet-devret (YİD) ihalesinde belirlenecek fiyat üzerinden faturalandırılacaktır’ denerek iki farklı su kalitesine ayni fiyat olmasının zorlanması nedeni ile bölge halkı sistem dışı kalacak belediyelere karşı kışkırtılmaya çalışıldığı bellidir.

İlerleyen yıllarda eğer sistem çalışmazsa ve yerel yönetimlerin devreye girmesi gerekirse, ‘işletmeci, işletme süresi boyunca imtiyaz sahibi olur ve bu dönemde herhangi bir özel sektör ve/veya kamu kurum ve kuruluşuna işletme hakkı devredilen alan ve konularla ilgili su işletmeciliği yapma izni ve hakkı verilmez’ denerek bugünden bu engellenmektedir.

Elektrik sorununda yeteri kadar öğrenilmemiş olacak ki, bu özelleştirme süreci de alım garantili yapılmaya çalışılmaktadır. Antlaşma metninde ‘alım garantisi verilen miktarın altında olduğu takdirde aradaki fark ihalede oluşan su fiyatı üzerinden KKTC Maliye Bakanlığınca İşletmeciye ödenir’ denerek, tıpkı AKSA olayında olduğu gibi ciddi mali yükleri de beraberinde getirilmektedir.

Tüm bunlar olurken ayrıca bu şirketin ihtiyacı olabilecek mülklerde kamulaştırmalar da yapılacak ve antlaşma metnine göre ‘kamulaştırma ve tahsislerle ilgili olarak İşletmeciden herhangi bir bedel talep edilmez’.

Bu durumda kamulaştırma bedelleri de bir şekilde Kıbrıslı Türklerden çıkacaktır.

Özel şirkete ayrıca indirimli elektrik de sağlanacaktır. Mali hususlar dikkat çekicidir. Antlaşma metni diyor ki ‘İşletmeciye, anlaşmanın imzalandığı tarihten sonra KKTC’de ek ya da yeni vergi veya mali yükümlülük getirilemez. Ancak vergi ve mali yükümlülüklerde indirim, istisna ve muafiyet olarak yapılacak yeni düzenlemeler İşletmeci için de uygulanır’

Yani yeni gelecek hükümetin vergi düzenlemesi özel şirketin aleyhine ise uygulanmaz, lehine ise uygulanır.

TC yardımı ile yapılan yatırımlara da TC’nin kendince sahip çıktığı görülmektedir. Metin diyor ki ‘devir alınan tesislerin fiili durumları ile yapım ve finansman şeklini dikkate alan bir hesaplama çerçevesinde belediyelere dağıtımı yapılır’ yani TC yardımlarının burada kamu hizmeti olarak yapılmadığını, bir vilayete yapılan yatırım kaleminden yapıldığını, gün gele kullanma ihtiyacı olursa kullanma koşullarını koruduğunu net olarak anlamaktayız.

Bunun yanında antlaşma herhangi bir süreyi kapsamamaktadır, ucu açıktır.

Üzerinde uzlaşılan metinde denetleme görevi su işleri dairesine verilmektedir. Ancak son 5 yılda kadroları dağıtıldığı, müdürünün bile atanmadığı SİD’in bu denetleme ve kontrolü nasıl yapacağı belirsizdir, zaten amaç da budur.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.