1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yoksa Marx haklı mıydı?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yoksa Marx haklı mıydı?

A+A-

Karl Marx, kapitalizmin doğal yönlendiricisinin, kâr güdüsü olduğunu ileri sürer. Ona göre kapitalist sınıf, üretim yapan sınıfa, ürettiğini tam değerini öderse, ortada kâr kalmayacağından dolayı, üretenler, ürettikleri değerlerin oldukça altında bir ücret almazlarsa, sistem yürüyemez! Ne var ki ayni zamanda tüketenler de bu üretenlerin ta kendisidirler! Ve tüketiciye, üretilen değerlerin bütününü satın alacak ücret verilemeyeceğinden, üretilenlerin tümü, tüketilemez!

Bu, kapitalizm’in dönemsel krizinin sebebidir ve yapısaldır! Aşılamaz… İşte bundan dolayı, kapitalizm ölecektir! Marx, buna “kapitalizmin dönemsel krizi” der! Ve her krizin öncekinden daha derin olacağını öngörür…

Yukarıdaki başlık, bana ait değil! Gençliğinde, MHP’nin ideologları arasında olan Taha Aksoy, 2008 Nisan ayında Milliyet’teki köşesinde, “Yoksa Marx haklı mıydı?” diye sormaktaydı! Çünkü, o günlerde, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince: “İnsanların büyük yoksulluk çektiği bir dünyada bir ülkede yüksek kâr iştahının sebep olduğu denetimsizlikler yüzünden, insanlığın refahına gidecek paraların krizlerde kaybolması bir skandaldır...” diye bir demeç vermişti! Büyük bir finans kuruluşunun başındaki isimden, Marxist bir yorum! Tabii Akyol, “büyük bir filozof ama kötü bir ideolog” dediği Marx’ı, haksız bularak bitirir yazısını…

Ne var ki yaşanan ve bir türlü aşılamayan kriz, açıktır ki bir “tüketim krizidir”!

1.Dünya Savaşı sonrası Almanya’da yaşanıp, Hitler’i doğuran kriz de bu idi…1929’da ABD’de yaşanan da bu idi…1997 Asya finans krizi de…

O zamanlar Almanya ve ABD’de bulunan çare, devletin piyasaya büyük miktarda para sürüp, ( Almanya’da oto yollar, ABD’de Hoover Barajı v.s.) tüketicinin satın alma gücünü yükseltmeye yönelik, Marx’tan esinlenen Keynesçi yöntemdi ki derde deva olamadığının kanıtı, 2. Dünya Savaşı’dır!

Zamanında Kapitalist Metropoller dediğimiz, bugünün gelişmiş batı ülkelerinde, bu tüketim krizini aşmanın asıl yolu, Üçüncü Dünya’dan elde edilen artı değerin, kendi üretici sınıfları ile paylaşılması suretiyle, kendi tüketicisinin satın alma düzeyini yüksek tutmaktan ibareti… Her iki dünya savaşının da “sömürge kavgası” yüzünden çıkmış olması, rastlantı değildir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Kolonyalizm’in çökmesi bir yandan, kapitalizm’in gelişmesinin vardığı düzey dolayısıyla, sadece metropol tüketicisinin, üretimin tümünü tüketmesi olanağının artık yeterli olmaması beri yandan! Pazar ihtiyacı dolayısıyla Çin, Hindistan, Rusya, Türkiye, Güney Doğu Asya ve Güney Amerika pazarlarındaki tüketicinin satın alma gücü yükseltilirken, Bilgi Çağı dolayısıyla, artık bilgiye ulaşmanın ve hatta bilgiyi üretmenin tekelinin “gelişmişlerin” elinden çıkması da öte yandan!

Bugün, Üçüncü Dünyadan değer ithal edip, bunu kapitalist merkezdeki üretici ile paylaşarak, kendi ülkenizde tüketimin boyutunu, üretimi soğuracak düzeyde tutmak, mümkün değil! Ve üstelik, şimdi artık, yukarıda saydığımız gibi sosyalist de değil, kapitalist orta ölçekli rakipler var

Buna, 1971’den beri, finans sektörünün de altına ya da dolara değil, doğrudan doğruya verdiği borca dayalı bir duruma geldiğini, yâni elde mevcut sıcak paranın, piyasaya aktarılıp, tüketimi, üretimi karşılayacak düzeye çıkarmaya yetmediğini de eklersek, gelişmiş kapitalist ülkelerdeki krizin sebepleri, ortaya çıkar diye düşünüyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.