1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Yönetenlerin yönetme hakkı neye bağlıdır?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yönetenlerin yönetme hakkı neye bağlıdır?

A+A-

Yanılıyor olabilirim, çünkü kaynak bakmaya zamanım olmadı. 

Sanırım Thomas Hobbes’un sözleridir: “ Yönetenlerin meşruiyeti, yönetilenlerin onlara bu hakkı vermesine bağlıdır.” 

Yoksa Locke mu söylemişti? 

Doğrusu cümle aklımda ama söyleyen için yanılabilirim!

Devletin Mezopotamya’da ortaya çıktığı günden beri, yönetenlerin asıl dayandıkları güç; kaba kuvvet değil, yönetilenlerin onlara duyduğu güven ve kabul edip, boyun eğdiği  yönetme gücüdür. 

Yönetme hakkıdır. 

İster monarşi olsun, ister diktatörlük, isterse demokrasi olsun, yönetilenlerin “yönetme hakkı”nı kabul ve teslim etmediği, hiçbir yönetim, işbaşında kalamamıştır.

Bu olgu, zor uygulanarak elde edilebilir! 

Ama ilk fırsatta tepetaklak gidilir! 

Mussolini ve Saddam’ın sonlarına bakın! 

Ve dahi Kaddafi’nin… 

Çağdaş düşünürlere, siyaset sosyologlarına bakarsak, Hobbes’un 16-17 yüzyıllarda söylediği bu gerçeği, 20.yy başlarında Antonio Gramsci Politik Hegomonya diye tarif etmiştir. 

Ortalarında ise Louise  Althusser, aynı olguya Devlet’in İdeolojik Aygıtları der… 

Devletin zora dayanan, asker, polis gibi güçlerinin yanında, yönetenlerin yönetmesinin meşruiyetine halkı ikna eden, hukuk, din, okul, kültür v.s. gibi ögelerdir.

Lâfı, nereye  getireceğim?

Geçen gün bir nüfus sayımı yapıldı… 

Hiç kimse, doğru sonuç çıkacağına, inanmadı! 

Birkaç yıl önce bir tane daha yapılmış ve gene hiç kimse, sonuçların doğru olduğuna inanmamıştı! 

Bence asıl mesele, Kıbrıslı Türkler’in, kendilerini yöneten ve yönetmeye talip olanların, yönetme hakkını artık kuşkuyla karşılamaya başlamalarıdır. 

Neden derseniz, bu yönetim mekanizması, örneğin üç defa bu halkın bankalardaki birikimlerini, iç etmiştir! 

1964, 1976 ve 1992’de…

1974’ten sonra kurulan düzenin, adil olduğunu iddia edebilecek bir Allahın kulu, yoktur… 

Hükümetler gelmiş gitmiş, her parti de yürütmenin bir kenarından tutmuş ama bu düzenin yapısını elleyebilecek bir babayiğit, görülmemiştir! 

Elbette sorumluluğun büyüğü, düzeni kuranlardır ama “yıkacağım” deyip, yıkamayanın da kusurdan hali olduğunu, kimse ileri süremez!

Sonuçta, halk herhangi bir parti veya hükümete değil, siyaset kurumunun tümüne güvenini yitirmiş ve sanırım bundan sonra, “yönetenler”in, “yönetme” hakkını teslim etmekten vazgeçmiştir!

Dolayısıyla, kimsenin bu güvesizlikten nemalanacağını zannetmemek gerekir! 

O bakımdan, herkes heybesinde bir şey varsa ortaya dökmek zorundadır.  

Yoksa da susmayı öğrenmelidir! 

Artık yürütmenin hatalarına güvenip, çamura yatarak siyaset devri bitmiştir. 

Yaklaşımlar, iddialar, ideolojik dogmalar, milliyetçi palavralar değil; artık programların konuşulması gerekir! 

Yoksa sayım yapacaksınız, halk inanmayacak! 

Seçim yapacaksınız, halk gelmeyecek… 

Kim gelirse gelsin, bu ülkeyi, yönetemeyecek… 

Yazıya, düşünürlerle başladık… 

Büyük Mevlâna’nın ünlü sözleri ile bitirelim:

“Her şey söylendi cancağızım eskiye dair,
 
Şimdi yeni şeyler söyleme zamanıdır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.