1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Yurttaşlık, din, iman meselesi...
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Yurttaşlık, din, iman meselesi...

A+A-

Önce şunu söylemeliyim;bu ülkenin ilk “Çalışma,İskân ve Rehabilitasyon Bakanı” olarak binlerce kişiyi “Yurttaş” yaptığım için bu konuda doğruları yazarken hiç ama hiç gocunmam.

Üstüne üstlük “Çiçeği burnunda Bakan ve milletvekilleri” gibi her konuda dönüp geçmişi suçlayanlardan da değilim.

Yaptıklarımı da savunacak konumdayım.

Eğer bu toprakların gereksinim duyduğu emeğe kapıları açmamış  olsaydık, bugün KKTC diye bir Devlet oluşmaz, gelinen bu ekonomik yapı da ortada olamazdı.

Var olan yapıyı, varolan ekonomik durumu kötüleyerek bir yere varmaya kalkanlar, aynaya bakarlarsa o uç noktalarda kendilerini veya yandaşlarını  görürler.Bu sağcısı için de, solcusu için de  geçerlidir.

Her Partinin bu “Yönetimde” damgası vardır.

Kiminin şöyle veya kiminin böyle…

Bugün cıvıl cıvıl bir KKTC varsa bunu,savaşı izleyen günlerde henüz barut kokusunun ve dumanının dağılmadan alınan kararlara borçluyuz.

Nufusumuzun büyük çoğunluğunun Rumlar tarafından Güney Kıbrıs’ta tutsak tutulduğu dönemde bomboş tarlaları ekmek,kurumaya yüz tutan bahçeleri yeşil tutmak için “İnsan gücüne” gereksinim vardı.

Güney Kıbrıs’ta yıllardan beri  Rumun Pontus,Hindli,Malezyalı,Arap,Rus,Ukraynalı ve de Kürt nufusa kollarını açtığı gibi üretimin koşulu olan emeğe kavuşmak ve kardeşlerimizi bu adaya getirmek için ciddi kararlar gerekiyordu.

Öyle de oldu.

Biz emekçilere kavuşunca,Kıbrıs Türk Halkını “Güneyde tutsak” tutan ve de  Kıbrıs Cumhuriyeti’ni silâhla işgâl edenler, 1975 yılında Viyana’da BM Genel Sekreterinin huzurunda  “Nufus mübadelesi” anlaşmasına razı oldular.

İşte o Ağustos ve Eylül aylarında geceli gündüzlü çalışma ile 65 bin insanımızı Kuzeye KKTC topraklarına taşıdık.

Onu nasıl yaptığımızı  bizler biliriz.

Bunu yazıyorum,çünkü artık tarih bilincine itibar eden veya araştırarak gerçekleri ortaya koyanlar sayıca azınlığa düştüler.

Herkes “Rumla kolkola yaşamanın” gerekçelerini savunmanın marifet olduğunu pazarlıyor...

Geriye dönüp o acı günlere bakan yok!

Bugün “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’nin” nufusu  1 milyon rakamını vurdu.1960’da İngiltere tarafından yapılan envanterde, Rum nufusu 450 bin idi.

Unutmayalım.Buna bakıp da lâf söyleyen yok.

Güneye yerleştirilen nufusu ağzına alan yok…

Olsun.

Bizler KKTC için gereksinim neyse onu yaptık, yapılmaya  devam edilmesi gerekmektedir.

Birçok ülkede  5 yılda yurttaşlık hakkı kazanılır.

Bunun işlemlerini bazıları 10 yılda, bazıları bir yılda tamamlar.

KKTC Yasa ile yol haritasını önce de çizdi, şimdi de yeniden çizmektedir.

Buna kimse karışamaz.

Seçme ve seçilme hakkı ayrı bir olaydır.

Bugüne kadar Yurttaşlıkla her ikisi de tanındı.

Anlaşılan rahatsız olanlar vardır.

Bunun yolu farklı olarak saptanabilir.

Daha önce de yasalara konan ama değiştirilen maddeler vardır.

Başka ülkelerde de uygulamlar olduğuna göre,KKTC  Meclisi bunu tartışır en uygununu seçer ve yasaya koyar.

ABD’de “Başkan”olabilmek için “Doğumdan yurttaş olmak” koşulu vardır.İngiltere’de milletvekilliği yurttaşlığa bağlanmıştır.

Ayrıca “Daimi  ikamet” uygulaması da vardır.

“Beyaz kimlik” 1974 sonrasında KKTC’de kalan  Rum ve Ermenilere uygulanmıştır.Bunun bir anlamı da “Daimi İkamettir”.

Yaygınlaştırmak ve burada iş kuranlara da bunu sağlamak olası.

Ancak Birinci ve İkinci BarışHarekatına katılanlar ve aileleri,TMT mensupları ve aileleri,yurttaşlık hakkından asla mahrum edilemezler.

KKTC’nin gereksinim duyduğu uzmanlar,istene eğitimi alanlar,iş adamları,Dışişleri mensupları,Üniversite Öğretim görevlileri,Bankacılar,yurttaşlıktan mahrum edilemezler.

Elbette Buna Meclisin de aynen katılacağından eminim.

O hâlde yeniden Yurttaşlık Yasasına şekil verirken kuralları koymak ve uymak gerekir.

Onun bunun lâfıyla,Rumun veya AB’nin sünnetci korkusu ile KKTC’yi yönetmek,boyutlaınrı küçültmek,kol veya kanadını kesmek  olası değildir.

***

LÜTFEN BÖLMEYİNİZ!

İki ayrı Tv kanalında yakışıksız konuşmaya rastlayınca yazmadan duramadım.

O konuşmayı yapan dostları tanıdığım için de ayrıca ayıpladım.

Ayrımcılığı,ayrımcılık yaparak ortadan kaldıramazsınız.

1570’den beri bu adada “Müslümanlığın ve Türklüğün” bayraktarlığını yapan  ve ada  Padişah tarafından İngilize  hibe edildikten sonra da yapan Kıbrıs Türk halkını dinine bağlı olmamakla,ya da Türk Ulusuna karşı konumda olmakla suçlayamazsınız.

Siz bir azınlığın istediğini yapıyorsunuz.

Anket yapılmış da,bu halkın dinine ne kadar bağlı olmadığı  ölçülmüş de…

Öteki “Türk Halkına karşı” tavırlar sergilendiğini öne çıkararak,bir şeyler söylüyor.

Her ikisinin de karşısında, daha dün, bugün Türkiye’den  gelerek Televizyonda mikrofon kapmış ama belli ki Kıbrıs’ı ve de yaşananları bilmeyen iki bayan vardı…

Beyler yazık ediyorsunuz.Bu Kıbrıs Türkü,Padişahın Kıbrıs adasını İngilize hibe ettiği günden sonra da alnına tabanca dayandığı,hapislere atıldığı,Girne kalesinde kaledend yapıldığı gün bile sizin sunmak istediğiniz o kalıba girmedi.İhanet etmedi.

Ne dinine ne de milliyetine…

Hayatını verdi.

Bari sizler bu Kıbrıs Türk halkına  hakaret etmeyiniz.

O Televizyon kanalları da buna omuz vermesinler…

Yani kısaca diyeceğim o ki  ayrımcılığa davetiyeyi siz çıkarmayınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.