1. YAZARLAR

  2. Ejder Aslanbaba

  3. Yüryüzündeki melekler
Ejder Aslanbaba

Ejder Aslanbaba

Milletvekili
Yazarın Tüm Yazıları >

Yüryüzündeki melekler

A+A-

Anneler günü anlam ve öneminden uzun uzadıya bahsetmek yerine önce annelerimizin durumuna yani toplumda kadının yerine bir bakalım. Dünyanın her yerinde neredeyse kadına şiddet sorunu hala devam etmektedir. Ev hanımı olan annelerimizin evde çalışmaları işten sayılmamaktadır. Dolayısıyla sosyal güvenlik yatırımları genelde yapılmaz. Geleneklere göre çocuk bakıp, büyütmek ve fikir üretmemekle yükümlüdürler. Hasta olmak ya da depresyona girmek gibi lüksleri yoktur. Sorunlara sürekli çözüm üretmek zorundadırlar. Şayet çocukları başarılı olursa “babasının” oğlu ya da kızı olurlar. Çocukların en ufak hatasında da “annesinin” evladı bu kadar olur ancak denir. Sosyalleşmek için çokta vakit bulamaz annelerimiz. Bulsalar da sosyal yaşamda karalamak ve kötülemek çok basittir. Bir etiket vurulur üzerine tüm hayatı boyunca silemez. İş hayatında da bir kadın başarılı olmaya görsün bin tane kulp hazırda bekletilir ve gerçek asla görülmez. Evlilikleri kötü gitse dahi bitirmek yerine kaderlerine razı gelmek zorundadırlar. Çünkü onlar evliliğin bir dilim ekmek olduğunu ve yarısının acı yarısının tatlı olacağı öğretilmiştir. Kendi hayallerinin acı kısmına denk gelmesi bile onların suçu olabilir. Özetle toplumda kabul edilsin veya edilmesin kadının yeri budur.

Son yıllarda yeni nesil bu sorunlarla aşmayı başarmış olsa da hala bu sorunlarla yaşamakta olan kadınlar yok değil. Özellikle şiddet gören kadınların ne eğitimi ne de statüsü bu sorunu çözmemektedir. Ataerkil bir toplum özelliğini taşıdığımız ve nesillerden nesillere aktardığımız sürece de bu olayları duymaya devam edeceğiz. Çünkü şiddet gören kadının önce bunu ifade etmesi, bu aşağılamayı kabul etmesi ve çare bulması bir süreç gerektirir. Genelde şiddete maruz kalan kadınların sustuğunu hepimiz biliriz. Fakat karı koca arasına girilmez gibi bir öğretiden ötürü bir şekilde şahit olsak dahi müdahale etmek yerine görmezden geliriz. Kadının çalışması da çalışmaması da bu duruma susmasına neden olur. Çalışıyorsa akraba, arkadaş ve iş arkadaşlarına karşı küçük düşmekten çekinir. Çalışmıyorsa geçimini sağlayamayacağı için susar. Çalışmayan kadınların sosyal haklardan geçimlerine kadar bağımlılığı küçümsenmeden ele alınmalıdır. Belki bir yaptırım bile uygulanabilir. Kendi ayakları üzerinde duran güçlü kadınlara toplum olarak da ihtiyacımız vardır. Toplumsal algı değişmelidir. Her boşanan ya da şiddete maruz kalan kadın çeşitli şekillerde korunmalıdır. Bilhassa, şiddetten ötürü polise başvuru yapılması halinde “aile meselesi” olarak görülmemelidir. Polislerin görevi durumu değerlendirerek gerekli işlemi yapmaktır. Bu gibi başvurular ciddi bir şekilde değerlendirilerek gerekirse yardım almaları sağlanmalıdır.

Bir gün de çiçekler ve kutlamalarla onurların okşamak sorunları ve yaşananları görmezden gelmenin süslü halidir. Kutlama yapmak istiyorsak, işe yaralarını sarmaktan başlamalıyız. Şayet bu sorunlar çözüme kavuşturulursa annelerin başımızın tacı olduğunu göstermiş oluruz. Yarınların umudu olan çocuklarımızı yetiştiren annelerimizin mutluluğu, gelecekte toplumumuzun mutluluğu, huzuru ve refahını tesis edecek çocuklarımıza yansıyacaktır. Bu unutulmamalıdır. Doğumumuzdan bu yaşa kadar her durumda yanımızda olan annelerimiz, tüm bunlara rağmen yine de anneler gününüz kutlu olsun. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.