1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Zaman kimin lehine çalışır?!..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Zaman kimin lehine çalışır?!..

A+A-

Zirve üzerinden bir hafta geçtikten sonra gelin şimdi konuya daha soğuk bir mantıkla bakalım…
  
7 Temmuz zirvesinin tüm tarafları memnun eden tek yanı müzakere sürecinin kopmamış olması. Temasların daha bir yoğunlaştırılmasına ilişkin görüş birliği de sürpriz değildir. BM Genel Sekreteri Moon’un bu uzlaşmazlık zirvesinden prestijini hasara uğratmadan çıkabilmek adına temasların yoğunlaştırılmasını isteyeceği, zaten önceden biliniyordu.  Bu yoğunlaştırılmış temasların en sonunda çözümü getireceğine dair ne ciddi bir belirti var, ne de yaslanılabilecek bir güvence. BM Genel Sekreteri güya mahallenin namusunu kurtardı!..
  
Yoğunlaştırılmış temasların anlamı, havandaki suyu daha seri biçimde dövmekten başka nedir ki?.. O da, taraflar yoğunlaşma moduna girebilirler ve seri hareket etme enerjisini gösterebilirlerse eğer…
     *       *      *
  
Türk tarafı siyasal çözümü tüm samimiyetiyle istemektedir. Çünkü çözümsüzlüğün ağır faturasını göğüsleyen taraftır.
 
İzolasyonlarla birleşen çözümsüzlüğün Kıbrıs Türk tarafını hırpalamakta olduğunu gören Rum tarafı ise, aşikar şekilde zamana oynamaktadır. Rum, Türk’ün eninde sonunda dizleri üstüne çöküp kendisine biat edeceğinin hesabı içindedir.
  
Yanlış hesapların şimdiye dek hep Bağdat’tan döndüğünü göremeyecek kadar aymaz olan Rum stratejistleri, 50’li yıllardan beridir zamanın aslında Türkler lehine işlediğinin tarihsel kanıtlarını barındıramayan bir belleğin sahibidirler. Onların Enosis için şahlandıkları 50’li yıllarda bir “Müslüman azınlık” statüsüne layık görülüyordu Kıbrıslı Türkler… Evet; ilerleyen müthiş süreç içinde çok acı çektiler, çok ezildiler ama bugün artık bu adada coğrafi bir konuma ve devlete sahiptirler.
     *      *      *
  
Bizim içimizden bile çözüm uğruna Rumların topraklarından feragat edemeyeceklerini öne sürenler ve çözüm adına Rumlara topraklarının verilmesi gerektiğini vurgulayanlar var.
  
Oysa Kıbrıs sorunu bir toprak meselesinden ibaret olsaydı çoktan çözülürdü. 1974’ten önce de çözülürdü. 1968’de başlamıştı toplumlararası müzakereler. O zamanlar Türklerin kontrolünde Rum toprağı mı vardı?.. Tam tersine Türklerin şiddet uygulanarak kovulduğu 103 Türk köyü ve kentlerdeki pek çok mahalle Rum kontrolüne girmişti.
  
Kronik Kıbrıs sorunu, Rumların Türkleri asla eşit görmeyen ve onlarla hiçbir şeyi paylaşmak istemeyen hakimiyetçi ve ırkçı zihniyetinden kaynaklanmaktadır.
     *      *      *
  
Hakimiyetçilik ve ırkçılıkla bir yere varabilmeleri olanaksızdır. Onların bir zaman oyununa dayanan komplo teorisi, Kıbrıslı Türklerin eriyip yok olmasını öngörüyor. Hesaplarına göre, 1974’ten sonra Türkiye’den taşınan nüfus Kuzey Kıbrıs’ın tüm yönetim mekanizmalarına hakim olacak. Ve işte o zaman eşref saatin geldiğini düşünerek dünyanın önüne çıkacaklar. “Tümüyle işgal sorunuyla karşı karşıyayız. Bizim birlikte görüşüp, birlikte ortak irade ve çözüm üretebileceğimiz Kıbrıslı Türkler haritadan silindi” diyecekler. Ve dünyanın duruma müdahalesini isteyecekler.
 
Konjonktür gereği dünya bekledikleri tavrı almayacak ama… Siyasal çözüm umutlarının tümüyle yok olduğu öyle bir aşamada neyin olabileceğini şimdiden söylemek kehanet sayılmaz: Kuzey Kıbrıs Türk halkı kendi geleceğini belirleme hakkını bir referandumla gündeme alacak.
  
O referandumdan çıkacak sonucu da varsın zamanın lehine çalıştığını sanan aymazlar aymazı Kıbrıs Rum tarafı düşünsün… 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.