1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Zemzem’in kırmızı çarşafı…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Zemzem’in kırmızı çarşafı…

A+A-

Konu o kadar zengin ve albenili ki, uzun soluklu bir romanın malzemesi olabilirdi. Ne var ki, Hasibe Şahoğlu metin olarak 80 sayfalık bir kitapla yetindi. Bunu “uzun bir öykü” olarak nitelendirebilirim. Ama çok güzel, çok çarpıcı bir öykü… Kitabı elinize aldığınızda bırakamıyor ve bir solukta okuyup sonra da okuduklarınıza dair derin düşüncelere dalıyorsunuz… İlk okuma bende öylesine bir tat bıraktı ki, iki gün sonra kitabı baştan başa bir kez daha okudum… 
   “Zemzem’in Kırmızı Çarşafı”, toplumsal belleğimizde iz bırakacak özgün bir çalışma. Kıbrıs Türk halkının köklerine dair araştırma yapanların bu kitabı mutlaka okumaları ve bu kitaptan yola çıkarak araştırmalarına yeni açılımlar getirmeleri gerek… Kıbrıs Türk halkının kökleri yalnızca Anadolu’ya uzanmıyor. İstisnalar olsa da, bu kökün başka diyarlara uzanan kolları da var…
   Filistin kasabası Eriha’da doğan, daha sonra tüccar olan ailesiyle birlikte Kudüs’e göçen güzel Arap kızı Zemzem ile Batı Trakyalı Osmanlı çocuğu Enver’in aralarında 20 yıllık bir yaş farkı ve kilometrelerce mesafe vardır. Akdeniz çanağındaki insanların unutulmaz savrulma yıllarında bir rastlantı, arkasından da büyük bir aşk onları birleştiriyor. Bu aşkın geliştiği ve kurumsallaştığı minik coğrafya Kıbrıs adası oluyor…
Ve bu aşktan köklü bir Kıbrıs ailesi kaynaklanıyor: Vehbi Ailesi… Kimleri tanımadık ki bu ailenin iz bırakan bireyleri arasında… Benim en çok tanıdıklarım polis komutanı Vehbi Bey’in çocuklarıdır…  Erol, Türker, Ergün, sınıf arkadaşım Harper, Hasibe ve Semra Hanımefendiler… Ki her biri, birer kitaba konu olacak yaşamların sahibidirler.

    *       *       *

   Eriha doğumlu Zemzem, Hasibe Şahoğlu’nun büyük ninesidir… Yani annesi Emine Hanım’ın öz ninesi… Ve o fotoğraflar… Zemzem ve Enver’in üçüncü torunu Emine’nin kitaptaki gençlik fotoğrafına bakıyorum. Şu anda İstanbul’da bir aydınlar çevresinde yaşayan kızı Semra hanımın lisedeki çağına ne kadar da benziyor anne Emine... Zemzemin kızı, anneanne Hasibe’nin kucağındakiler Türker Vehbi ile yakın geçmişte kaybettiğimiz Erol Vehbi… Ne kadar da minikler… Bir başka siyah – beyaz fotoğrafta, Zemzem’den kızı Hasibe’ye, ondan da Emine’ye kalan Limasol’daki minik ev… İşte bu minik evden günümüzün büyük ve tanınmış Vehbi Ailesi doğdu… 
   Ve üç neslin hâlâ özenle korunan o kırmızı çarşafının fotoğrafı… Keşke bu fotoğrafı renkli basmak mümkün olsaydı… Kırmızıyı fotoğrafta görebilseydik… Diyeceğim o ki, kitabın son sayfalarına yerleştirilen tarihi fotoğraflar da, anlatılan öyküye ilişkin ışıklarını saçıyorlar…        
   Daha çocukluk yıllarında Zemzem’le ilgili öyküleri dinleyen ve çok haklı olarak bu öykülerin etkisi altında büyüyen Hasibe Şahoğlu, ona dair gözlem ve tespitlerini en sonunda bu yılın nisanında kitaplaştırmayı başardı. Yaşamındaki bu ilginç detaya eğilmenin kararını, 1994 yılında, Girne’deki bir dost yemeğine gitmek için ayna önünde hazırlanırken vermiş Hasibe Şahoğlu… Birdenbire aynada kırmızı çarşafıyla beliren büyük ninesi Zemzem’in konuşan hayali onu büyülüyor. Zemzem, o gün orada torunu Hasibe’ye öyküsünün yazılması ilhamını veriyor.   
 
    *       *       *

   Hasibe Şahoğlu bu ilhamın gereğini o gizemli olaydan 19 yıl sonra yerine getirmekle çok da iyi yaptı… Ama dediğim gibi daha sabırlı bir çalışmayla tespit ve gözlemlerini uzun soluklu bir romana dönüştürseydi harika olacaktı… Filistin, Batı Trakya ve Kıbrıs üçgeninde gelişen albenili bir öyküyü okurken, beynimizde oluşan çağrışımlar ve kurgulamalarla anlatılanlar daha bir genişliyor, yeni boyutlar kazanıyor. 
   Akdeniz çanağındaki bu üçgende gerçekleşen eski yaşam tarzları, bu yaşam tarzlarının mutluluk ve acıları, kızların ufacık yaşlarda koca evine gönderilmesi, bağlılık ve sevgi anlayışları, aile bağlarının gücü okuyucuyu düşündüren öğeler.  
   Hasibe Şahoğlu kitabın önsözünde “Geçmiş olmadan gelecek yaşanmaz. İnsanoğlu geçmişini fazla merak etmez. İrdelemez, araştırmaz. Kendisine söylenenlerle yetinir nedense. Halbuki geçmiş bizimle yaşamalı, bizimle büyümeli, sonraki kuşaklara aktarılmalı” diyor. Bu görüşe imza atılmaz mı?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.