1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. “Zenne”… Türkiye’de eşcinsel olmak…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Zenne”… Türkiye’de eşcinsel olmak…

A+A-
Yoğunluğumdan dolayı “Zenne” filmini ancak Lefkoşa’daki son gösterisinde, soğuk bir şubat gecesinde izleyebildim. Filmden çıktıktan sonra içim zaten buz gibi olmuştu, gecenin sıfır altı soğuğu bana vız geldi… Filmde izlediklerim son derece etkileyiciydi. Isıtılmış bir salonda olmama karşın iliklerime dek ürperdiğimi duyumsuyordum… Türkiye’de o tutucu toplum içinde eşcinsel olmak, gerçekten sosyal bir facia!.. Hele bu faciaya bir de Doğu kültüründeki törenin acımasız ve aşılmaz kuralları karışıyorsa.
   
Kimi izleyicinin bu filme dayanamadığını ve film daha bitmeden salondan ayrıldığını öğrenmiştim. Filme dayanamayanlara hak verdim. Çünkü çok gerçekçi, şaşırtıcı ve kimi sahneleriyle şok eden bir sinema yapıtı bu. Türkiye toplumunda eşcinsellerin yaşamına dair bir yarı belgesel olarak da algılayabileceğimiz “Zenne”, beyaz perdeye gerçekten yaşanmış öykülerden ve bir eşcinsel trajedisinden uyarlandı… “Zenne”, eski Türk ortaoyunlarının figürlerindendir. Kadın rolüne çıkan erkek anlamına gelir. Karagöz terminolojisinde ise tüm kadınlara “zenne” adı verilir. Bunların birçoğu da düşük karakterli Karagöz tiplemeleridir. Eve gizlice erkek alırlar, hafiflikler yaparlar ya toplumun yerleşik değer yargılarını hiçe sayarlar… Bizim Kıbrıs Türk folklorunda düğünlerde zenne karakterini uzun yıllar yaşatan kişi merhum Ahmet Kırıkdal (Nadide)’dır.  Bu filmdeki zenne karakteri, kadın giysileri içinde sahnede danslar yapan bir eşcinsel olmasına karşın, temiz karakterli, çocuksu bir kişilik...  Kerem Can’ın zenne karakterinde sunduğu o danslar da doğrusu izlenmeye değer.
  
Filmin iki yönetmeninden biri olan Caner Alper, ki öteki yönetmen de Mehmet Binay’dır, gerçekçi öyküsünü kaleme alıp sinemalaştırmadan önce, İstanbul’daki eşcinsel topluluğun içine girdi. Onların yaşamlarını ve sorunlarını derinliğine inceledi.  Öyküsünün başkahramanlarından birini yaratırken de eşcinsel olduğu için acımasız bir töre cinayetine kurban giden Ahmet Yıldız’ın trajedisinden yararlandı… Filmini de Ahmet Yıldız’ın anısına adadı. Perdede izlenen İstanbul gay mekânları kesinlikle kurgulama değil. Bunlar gerçek mekânlar. İki devrimci yönetmen, kameralarını İstanbul’un gerçek gay mekânlarına taşıdılar. Örgütlü eşcinseller, içinde bulundukları kuralcı toplumun sorunlarına ve yaşamlarına daha bir anlayışla yaklaşabilmesi adına, bu filmin hazırlanmasına gönüllükle katkı koydular.
   
Olanaksız bir üçlünün dostluk öyküsünü anlatır bu film… Karakterlerden biri Daniel,.. O, Türkiye'nin değer yargılarını çok tanımayan ve bir yıllığına İstanbul'a gelen bir Alman fotoğrafçı. Cinsel eğilimlerini gizlemekten sakınmayan, annesinden koşulsuz destek ve koruma gören Can, öykünün ikinci karakteri…İstanbul'un dans kulüplerinde zennelik yapmaktadır.. Ve üçüncü karakter, Doğulu, son derece tutucu bir ailenin çocuğu olan Ahmet…  Birbirleriyle dostluk, aşk ve anlayışla bir arada yaşamaya başlar bu üçlü. Ama çok geçmeden karşılarına aşılması çok zor engeller çıkar. Töre, tutuculardan yana bir devlet ve tutucu, ahlâkçı aile değerleri... Filmin senaryosu, 2008 yılında, eşcinsel takıldığı için babası tarafından öldürülen Ahmet Yıldız’ın gerçek öyküsünden alındı. Maktul Ahmet karakteri de filmde zaten tüm canlılığıyla var… Filmin final jeneriklerinde Ahmet Yıldız’ın görüntüleri sunulurken, katil babanın 2008’den bu yana firarda olduğu belirtiliyor. 
   
Bitip tükenmeyen töre cinayetleri Türkiye'de yaşanan büyük saçmalıklardan biri… Bu cinayetleri işleyenlerin en ürpertici yanları, aile bireylerine olan o güçlü sevgiyi ve insancıl duyguları yok sayıp kendi canlarından birilerine kıyabilmeleridir. Kurban edilen kişi kimi zaman ailenin kızı, gelini, annesi ya da “Zenne” filminde izlediğimiz gibi oğlu olabiliyor. Bunların hepsini de trajik sonlarıyla buluşturan saçma gerekçe ise kötü yola düşmüş olmaktır!.. Cinayetlerini güya aile onuru adına, ailelerinden birilerini feda ederek işleyenler insan yaşamına kıymak gibi bir onursuzluğu düşünemeyecek kadar bağnazdırlar. Töre cinayetlerinde yargının hafifletici nedenler araması ise sanırım bu cinayetlere devlet eliyle verilen destektir. Filmde babayı ille de evlât katili olmaya zorlayan töre manyağı anne, tüylerimizi diken diken eden bir karakter.
  
O talihsiz karaktere esin kaynağı olan Ahmet Yıldız aslında çocuksu ve iyi tarafını kaybetmemiş bir eşcinsel… O nedenle onun buluştuğu trajik son, salonda filmi izleyen en katı yüreklerde bile yanma yaratıyor. Ahmet Yıldız'ın 2008’de sırf eşcinsel olduğu için babası tarafından infaz edilmesi Türkiye’de hâlâ belleklerde yaşayan medyatik yankılar yaratmıştı. Bu öykü beyaz perdeye aktarılırken onun yaşamı ve o yaşam çizgisinde neler yaptığı iyi araştırılmış. Bildiklerimizle perdede izlediklerimizi karşılaştırdığımızda gerçekle örtüşen bir karakterle yüzleşiyoruz.
   
Ünal Silver, Tolga Tekin, Jale Arıkan, Hülya Duyar, Tilbe Saran, Kerem Can, Giovanni Armaneh 110 dakikalık filmin başrol oyuncuları.
 
 
Kaynak: Kıbrıs Gazetesi
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.