1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Zihniyet ideoloji'den önde gelir (2)
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Zihniyet ideoloji'den önde gelir (2)

A+A-

(Dünden devam)

Dünya’da imparatorlukların ulus devletlere çözüldüğü çağda, biz bu zihniyetimiz nedeni ile dünyanın gidişini kavrayacak düşünme alışkanlıklarına sahip olmadığımızdan; Türk Ulusçuluğu’nu yaratmaya çalışan Namık Kemal’i sürdük, Mithat Paşa’yı boğduk, Mustafa Kemal’in Anadolu’da boynunda idam fermanı ile dolaşmasını sağladık! Türk Ulusçuluğu’nun manifestosu sayılan Üç Tarz-ı Siyaset’i, Yusuf Akçura ancak Kahire’de yayınlayabildi. Bu yeni fikrin imparatorluk dengesini bozup, felâkete yol açacağından korkuyorduk, oysa asıl onun yasaklanamaya çalışılması, felâketin nedeni oldu...

Mustafa Kemal, ulus devleti kurduktan sonra, onun ölümü ile eski “denge” zihniyetimiz, yine önaldı! Bu defa da toplumsal, tarihsel, politik bir kategori olan “ulus”, dengenin ortasına yerleştirildi. O kadar ki aslında “ulus”a da “ulus devlet”e de karşı olanlar bile, adlarını “Milli Görüş” koydular! Yeni “denge” bu idi... Düşünmeye falan da gerek yoktu... Farklı sesler dengeyi bozarsa, felâket olurdu...

Ve günümüzde, batı Avrupa’da artık “ulus” ve “ulus devlet” ekonominin gelişmesinin ayakbağları olduğu için, “ulusötesi” bir birlik kurulduğu bu günlerde, imparatorluğun bittiğini ve “ulus devletler çağı” başladığını anlamadığımız gibi, şimdi de bunun çağının geçtiğini anlayamayıp geçmişe mahkûm olmaya, devam ediyoruz.

Şimdi de herkesten sonra ( İngilizler’den altıyüz, Fransızlar’dan ikiyüz, Yunanlılar’dan yüzelli yıl sonra inandık biz “ulus”a!) aklımıza yatan “ulus devlet” düşüncesine, körün değneğine sarıldığı gibi sarıldık, alel acaip egemenlik tanımları yaparak (bizdeki bu tartışmalar, Fransa’da 1789’da, İngiltere’de de 1200’lerde  bitmişti) Don Kişot gibi yel değirmenlerine saldırıyoruz.. “Geç buldum, erken ayrıldım” diyen o şarkıdaki gibi!

Sayın Rauf Denktaş’ın, elindeki davayı alınabilecek en yüksek tazminatla kazanan modern bir avukat gibi değil de ha bire erteleten kasaba avukatları gibi artık bıkkınlık veren zamana oynama taktiği de; Ankara’da İttihat ve Terakki’nin hiç değişmemiş  ama kendini yıllarca “solcu”, “demokrat” şu bu diye yutturan Deniz Baykal’ın “ulusçu” hezeyanları da aslında 1718’den beri sürdürülen tartışmanın, tekrarlanmasıdır. Devam edemeyeceği açık olan statüko karşısında, bir taraf “dünyaya açılalım” diyor; öteki taraf da “geleneklere sarılalım, eskiyi muhafaza edelim!” lll.Selim ile Kabakçı Mustafa arasındaki; ll.Mahmut ile yeniçeriler arasındaki, Mustafa Kemal ile Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi arasındaki tartışma, devam ediyor! Kendi özgüveni ile dünyaya meydan okuyan ve onunla boy ölçüşmeye hazırlanan ilerleme düşüncesi ile  özgüven eksikliğinden dolayı dünyadan korkan, içe kapanmadan başka hiçbirşey öneremeyen, meşkuk bir eskiye bağlılık ideolojisi çatışıyor! Bin yıllık kadim tutuculukla; kendi kendini lll.Selim’den beri oluşturmaya çalışan yeni bir zihniyet, boğuşuyorlar...

Tarih, hep ikincileri haklı çıkarmıştır...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.