Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Zor görev…

A+A-

Makam, en üst makam…

Makamın adı, cumhurbaşkanlığı…

Cumhurbaşkanı tepelerde bir yerlerde oturur.

Köşkü var.

Konak da denilebilir.

Koltukları albenili.

Salonda çiçekler.

Yerde en değerli halılar.

Avizeleri söylememe gerek yok sanırım.

Kapıda güvenlik elemanları…

Kameralar, ışılandırmalar, bahçe düzenlemeleri…

Mutfakta aşçı, bahçede bahçıvan…

Her türlü arızada, boya dökülmesinde, su akmasında, tamiratçı hazırda…

Oturanın ne evle, konakla sıkıntısı var, ne de gelecek elektrik, su parasıyla.

Akşam yemekleri istediği yerde…

Devletten.

Ne fiyat sorar, ne pahalı mı diye düşünür.

Arkadan gelen bir ödemeci mutlaka vardır.

E, haliyle en tepede oturanın bu kadar ayrıcalığı olmalı.

Zaten kimse de bu yönü ile ilgilenmiyor.

Peki, bu kadar iyi yaşamı ne karşılığında almalı?

Neyin bedeli bu yaşam?

Başkomutan da derler ona.

Devletin başı da…

Bir bakışı ile yapamayacağı şey yok.

İşi uygun görmek, imzayı basmaktır.

Ancak bizdekinin yükümlülüğü diğer ülkelerdekilere göre biraz fazla…

Onun artılarından, öncelikle sırtına yüklemiş, görüşmeci ve uzlaşmacı işleri var.

Kolay mı o kadar iş güç arasında bir de bu işleri yürütmek?

Üstelik şimdikinin işi daha da zor…

Çünkü uzlaşıcılık görevi aslında uzlaşmamacılık…

İşe tersten bakacaksın.

O iş çok daha zor.

Esas işleri arasındaki diğer iş ise “kabul etmecilik”.

Anavatanından gelen ne kadar heyet, grup, kişi varsa onları kabul eder.

Görüşür.

Ülkemizin ne kadar sakin, güzel, yeşil olduğunu anlatır.

Yetmezmiş gibi bir de çözümdeki sorunları, nasıl çözülmemesi gerektiğini izah eder.

Unutmadan bir işi daha var sayın cumhurbaşkanın…

İade-i ziyaret…

Ülkesinden yani anavatanım dediği ülkeden gelen heyetlerin çağrılarına icazet edip, iade-i ziyarette bulunmak.

Nitekim bu sefer Sivas’a gidiyor.

Konusu ise yine aynı…

Orada, oradakilere, Kıbrıs’ta nasıl çözümsüzlüğe oynanır görevini ballandırarak anlatmanın yanında bir de Kıbrıs’ın dününü ve yarınını sunacak.

Ancak…

Kıbrıs’ın dünü nasıldı, bugünü nasıl?

Hep merak ederler ya…

Onlara 1974 yılına nasıl geldiğimizi, TC’nin nasıl kurtarmaya “atladığını” anlatacak.

Ama anlatamadığı şeyleri de olacak.

Kısmetse onları daha bol bir günde anlatırım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.