Her sene böyle zamanlarda o kaygı doldurur içimi…

Günler öncesinden başlar içteki hesaplaşmam…

Ve sorarım kendime, “Gitmeli miyim?”

Ne işçisiyim bu dünyanın, ne patronu…

Ne çalışanım var, ne de çek git diyenim…

Kendi işimle uğraşan bir adamım…

Versem de ben kendime veririm maaşı, vermesem de ben kalırım katıksız.

“Gitsem ne olacak?” Derim…

Ardından da , ”ne olacak ki bir kişi eksilse” …

Sonra radyolardan Cem Karaca belirir, “Bir Mayıs “ şarkısıyla…

Ve heyecanlanırım.

O günü bir daha yaşarım…

Gitmeli miyim?

Sabahın erken saatinde düştüm yollara.

Balat kıyısında tanıdık bir otel var, onun arka parkına arabamı bırakır vururum kendimi yaya…

Toplanmadan fotoğraflarını çekerim işçilerin hazırlık aşamasını, bir de yürüyüşe geçtiklerini belgelerim…

Unkapanı Köprüsü her zamanki gibi…

Üzerinde, kimisi yeni uyanmış yarı uykulu, kimisi ağzında sigara tüttürürken oltalarına yem takan, en iyi yeri tutmaya çalışan balıkçılar…

Yoksa bugün 1 Mayıs kutlanmayacak mıydı?

Derken Saraçhane’den köprüye doğru akın akın gelenleri fark ettim…

 Bunlar iyiye işaretti…

Bu bayramda da katılım her halde geçen yıldan geri kalmazdı…

Çıktım yürüyerek önce Tarlabaşı sonra İstiklal Caddesi’ne…

Polis geçen yıl olduğu gibi caddeye girişlerde sıkı değildi, ancak Taksim Meydanı’na girişler, “bomba aranacak” diye engellenmişti…

 Derken kamyon yanaştı meydana doğru…

İçinden polislere erzak çıktı…

Demek ki onlar benden de erkenciydiler ki, açtılar.

Onların kahvaltı etmesinden sonra açıldı barikatlar.

İlk dikkatimi çeken Atatürk büstüne işçiler zarar vermesinler bahanesi ile polis tarafından çevresinin kapatılıp meydanın daraltılması…

Ve meydanın orta yerine çekilen dev boyutlu,”1 MAYIS 77 SUÇLULARI YARGILANSIN” Pankartı.

1 Mayıs 77…

O gün oradaydım…                                      

 Ve tam pankartın asıldığı yerdeki devrimcilere doğru ateş açılmıştı faşistler tarafından.

Derin devlet dediler…

Devlet dediler…

Ondan dolayı, “faili meçhul” dediler…

Kısaca yapanlar belliydi, nedense bulunamadılar…

O güzel başlayıp korkunç biten günde kaçtığım noktaya baktım, basını yerleştirmişler oraya daha güzel görüntülesin miting diye…

O günkü cinayetleri düşünerek boynum bükük yürüdüm çiçekçilerin yanından KIBES-KGP’nin olduğu yere…

Coşkulu kalabalık arasında dikkati çekenler, üç kitaptan da alıntılar yaparak slogan oluşturan antikapitalist olduklarını ilan eden namazcı gruptu…

Dikkatimi çeken pankartların başında ise, “Ordu Defol Özgür Kıbrıs-DSİP” pankartıydı…

İstanbul’da yaşayan ve ikiye bölünmüş memleketlerinin yeniden birleşmesi için uğraş veren Kıbrıslıların dernekleri KGP ve KIBES, “Kıbrıs Kıbrıslılarındır”, “Türkiyeli emekçileri Kıbrıs’ta barışa omuz verin ” pankartları ile oradaydılar…

“Gitmeli miyim?” diye sora sora katıldığım 1Mayıs mitingine iyi ki katılmışım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31