Yıllarca askeri üniforma giymiş, bu nedenle her türlü siyasi ve ideolojik faaliyetin dışında kalmış bir kişi olarak 1 Mayıs’ın tam olarak ne anlama geldiğini öğrenerek kafamdaki sorulara cevap arıyordum.

Neden 1 Mayıs “İşçi Bayramı,” “İşçi ve Emekçiler Bayramı,” “Bahar Bayramı,” “Birlik, Dayanışma ve Haksızlıklarla Mücadele Günü,” “Emek ve Dayanışma Günü,” “İşçilerin Ortak Mücadele Günü” gibi farklı isimlerle anılmaktadır?

Neden 1 Mayıs bazı kesimler tarafından bayram olarak kutlanırken bazı kesimler buna karşı çıkmaktadır?

Neden 1 Mayıs’ta devlet görevlileri tatil yaparken özel sektördeki bazı işçiler çalışmaktadır?

Neden bazı kesimler meydanlarda gösteri yaparken bazıları piknik yapmayı tercih etmektedir?

Neden bazı ülkelerde 1 Mayıs şenliklerle kutlanırken özellikle Türkiye’de yapılmak istenen etkinlikler engellenerek terör havası estirilmektedir?

Neden devlet müdahale etmediği zaman kitle eylemleri güvenle yapılabilmekte, devlet güçlerinin müdahalesi neden çatışma ve terör ortamı yaratmaktadır?

Neden işçi hakları dışında kalan her türlü konu 1 Mayıs’ta gündem olmakta ve işçilerin bayramı olarak kabul edilen bu günde protesto edilmektedir?

Neden 1 Mayıs bazı kişilere göre hâkim sınıfın korkulu rüyasıdır?

Neden 1 Mayıs eylemiyle emekçi sınıfın mücadelesi, kitlesel ve evrensel boyut kazanmaktadır?

***

Ben bu soruların cevaplarını arayarak çeşitli dokümanları okuyup interneti karıştırırken kendimi Lefkoşa’da, 1 Mayıs etkinliğinde buldum. Geçmiş yıllarda da benzer şekilde 1 Mayıs etkinliklerine katılmıştım. Fakat özellikle bu defa yapılan etkinliklerde çok rahatsız oldum. 1974’den beri ülkemin yarısında yaşamak zorunda kalan halkımızın nasıl eritilip yok olduğunu ve kötü yönetimlere ne kadar alıştırıldığını bir defa daha gördüm.

Etkinlik Kıbrıs’ta, bizim ülkemizde yapılıyordu. Fakat etkinliğe hâkim olanlar bize yabancıydı. Atılan sloganların bir kısmı anlamadığımız bir dilde yükseliyordu. Söylemler, halkımızın daha rahat ve daha huzurlu bir yaşam için isteklerini vurgulamak yerine bizim dışımızdaki kitlelerin arzu ve isteklerini vurguluyordu.

TC Genelkurmayının emrindeki emniyet güçleri barikattan geçişleri zorlaştırırken, yapılanları kabullenerek ses çıkarmayan eylemciler içinde yer alan İkinci Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan Yorgancıoğlu ve bazı Bakanlar da ANAYASA’NIN GEÇİCİ (kalıcı) ONUNCU MADDESİ’NE göre, yabancıların kontrolündeki barikat karşısında ne derece etkisiz ve zavallı olduğunu gösteriyordu.

***

Aslında bizler çok zavallı insanlarız! Annan Plânı döneminde meydanları doldurarak gösteri yaparken, yaşadığımız m.ndr.n.n kapılarını açmak için hiçbir teşebbüste bulunmamıştık. Bu m.ndr.d. boyunduruk altında yaşamaya o kadar alışmıştık ki oradan çıkmayı hayal dahi edemiyorduk! Şimdi de iki toplumlu etkinlik diyoruz ama m.ndr.d.n çıkmak için birilerinin izin vermesini bekliyoruz. Bizler kendi gücümüzle engelleri yıkarak geçmeyi denemiyoruz. Belki de daha sonra yapılacak benzeri bir etkinlikte içimize girerek bizleri azınlık durumuna getiren, anlamadığımız bir dilde slogan atan kişilerin inisiyatif alarak m.ndr.n.n kapılarını kırmasını bekliyoruz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31