Bugün günlerden basın günü mü?

Yani sevinip, gurur mu duymalıyız?

Neden?

Gazete kapağını 3 partiye birden satan yayın organımız olduğu için mi?

Yoksa kalemini silah gibi kullanan “gazetecilere” sahip olduğumuz için mi?

Yapılan son anketlerin birinde “en güvenilir olamayan kesim hangisidir” sorusuna verilen yanıt basın olmuştu…

Yani, siyasileri bile geçtik…

Peki, Toplum haksız mı?

Bir gazetenin kapağı üç partiye birden satılıyor…

Hem de reklam amaçlı değil, para karşılığı haber koyma nedeniyle…

Şimdi size soruyorum, etik bunun neresinde?

Kalemini menfaat için kullananlar ve haksız kazanç elde edenlere ne demeli…

Tehdit ve şantaj ile bu ülkede para kazanılmıyor mu?

Ayni görevi yapan ama birisi yoksulluk çekerken, diğeri ise saltanat içinde yüzen gazeteciler de var bu ülkede…

Aradaki bu uçurumun nedeni neler?

Biri diğerinden daha fazla mı çalışıyor?

Basın danışmanlığı adı altında “devleti” sömüren sözde gazetecilerde var…

Bunlardan birisinin kendi eşine benzin istasyonu izni aldırttığını unuttuk mu?      

Evet, bugünlerden basın günü…

Evet, çok anlamlı ve saygı duyulması gereken bir gün…

Ama bunu gerçeklerimizi gizleyerek yapmamalıyız…

Hala Kutlu Adalı’yı katledenler ellerini ve kollarını sallayarak dışarıda dolaşırken ve bizde bunların kim olduklarını biliyorken, yaptığımız görevi bir daha gözden geçirmeliyiz…

Para kazanmak için seçim dönemlerini iple çekiyoruz…

Ülkenin geleceğinden çok, seçim dönemini nasıl karlı kapatırız düşüncesi içerisindeyiz…

Tabii ki bunları yapmayan basın-yayın kuruluşları da var ama bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar…

Peki, tek suçlu bu kurumlar mı?

Elbette ki değil…

Onlarda bu çarpık sistemin birer parçası olmuşlar…

Ama bu onlara emekçileri ezme hakkını vermiyor…

Bakınız;           

Bu ülkede emeğini satan ama karşılığını alamayan basın emekçileri var…

Her gece kafalarını yastığa koyduklarında yarını nasıl geçiririm diye düşünüyorlar…

Sabah veya akşam hiç fark etmez…

Nerede haber varsa oradalar…

Hatta sünnet ve düğün törenlerine bile gönderilen emekçiler var…

Sekiz saat diye güne başlıyorlar ama 16 saat çalıştırılıyorlar…

En azından Kıbrıslı Türkler biraz ses çıkartabiliyorlar ama çalışma izinliyle burada olan emekçiler seslerini dahi çıkartamıyorlar…

Çünkü arkalarında güçlü bir sendikaları yok…

Mevcut sendikanın tek yaptığı şey bildiri yayınlamak…

ART’de aylarca ödenemeyen çalışanları hatırlayanınız var mı?

Ya da görüşleri ve yazıları yüzünden işten çıkartılan arkadaşları…

Şimdi bu insanlar nerede?

Çektikleri ve yaşadıkları yanlarına kaldı…

Başka ülkeleri eleştirmeden önce kendimize bakmalıyız…

Çünkü oralarda penguen belgeselleri varsa, burada da fok belgeselleri var…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31