2011 yılının son günlerindeyiz. Yarından sonra yepyeni bir yılı yepyeni umutlarla karşılayacağız. Sıkıntılarla, eylemlerle, grevlerle, arayışlarla, sorularla geçen bir yıl geride kalıyor. Nedense son 37 yılı sorgulamak yerine, son 2 yılı sorguluyoruz.

Bu sıkıntılar, bu belirsizlik, bu kimlik arayışı, bu sorgulama son iki yılda mı ortaya çıktı? Elbette hayır. Peki, ne oldu da bunları konuşmaya, tartışmaya, incelemeye başladık. Mal, mülk, para, pul önemli midir?

Elbette önemlidir. Peki, bunlar şimdi mi akıllara düştü? Yani maaşlar ayni olsa, kesintiler, vergiler daha önceki anlayışa göre düzenlense, herkes devlet işine girip, özel sektörde kazanılan maaşların kat kat fazlasını kazansa, tatillerden bayramlardan bol bol faydalansa her sorun ortadan kalkar mı? Toplumsal direniş sağlanmış olur mu?

Rahmetli Haşmet Gürkan’ın “Şilinler önde İngilizler arkada” başlıklı yazısında şu konu anlatılır. Osmanlı yönetimindeki Kıbrıs’ta önemli bir ekonomik sıkıntı vardır.

Çalışanlar maaş alamamakta. Vergiler artmaktadır. Kıbrıs adası İngilizlere verilmiştir. Adaya gelen İngilizler olayı iyi analiz ederler. Ve paranın milleti yoktur anlayışını kullanırlar.

Önce dönemin para birimi olan “Şilinleri” katırlara yükleyerek öne koyarlar ve askerleri de arkadan gönderirler. Korkarlar ama hiçbir direnişle karşılaşmazlar.

Gerçekten de paranın milleti yoktur. İşin aslı lokmadır. Herkes, cebine, tenceresine, aşına bakar. Bu böyle gelmiş ve böyle gider. Şimdi eleştiri zamanı hem de özeleştiri. Şimdi her şeyi sil baştan yapma zamanı.

Evet, doğrudur. Bu ülke bu güne kadar iyi yönetilmedi. Ama bu yönetimleri ve sistemi benimseyen, devamını sağlayan bu ülke insanı değil mi?

Özelleştirmeye karşı çıktık. Ama sebep ne idi? Kurumlarımızın el değiştirmesi mi? Yabancı sermayenin sırf çıkarlar uğruna, adaya çekilmesi mi?

Yoksa bu yerlerde çalışan insanların hakları ve “Siz yapamazsınız” yaklaşımını değiştirmek için mi? İşte K-Pet yerel sermayeye verildi. E, ne oldu? Burada da yapılan özelleştirme değil mi? Niye itiraz etmedik.

Yoksa itiraz ettiğimiz başka nedenler mi vardı? Düşününüz ki Meclisi bir birine katan, başka merkezlerde dahi konu olan olayların yaşanmasına sebep olan, Sosyal Sigorta değişiklik yasası bir anda unutuldu. Sebep, 13. Maaşlar ödeniyor.

Kimsenin yasayı konuştuğu yok. Konuşulan maaş. Yani İngiliz’in yıllar önce uyguladığı yöntem de değişmedi, bu yöntemle yaşamaya alışanlar da değişmedi. Bu düzen bu sistem bir 40 yıl daha gitmez. Öncelikle bunu anlamak gerek.

Kıbrıs’ın bütününü kapsayacak bir çözüm olmazsa, Kıbrıs Türk tarafı bir seçim yapmak zorunda kalacak. Ya bu yapının, sistemin, çarpıklığın, adaletsizliğini, ayırımcılığın, partizanlığın pençesinde bir yerlerden “Beslenen” olarak anılacak.

Ya da tüm iradesini ortaya koyup yeniden bir şeylere başlayacak. Bunun için de bedel ödenmesi gerekiyorsa, ödenecek. Bundan sonra hiçbir şey kolay olmayacak, hiçbir şey kolay elde edilmeyecek. Mücadele ile geçen bir yıldan sonra ayni şekilde geçmesi muhtemel bir başka yıla yarından sonra başlayacağız. Hepimize şimdiden kolay gelsin.

Yarınlarınızın hep dünlerinizden daha iyi olması dileğiyle herkese mutlu ve sağlıklı yıllar diliyorum.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31