“Başkanlık seçimi özürlü” Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP), “iktidar” sıkıntısı olduğu gayet açıktır.

KKTC’nin ve hatta 1974 sonrası kurulan “sistemin” yaklaşık 40 yıllık geçmişinde, toplumun hiç bir zaman bu kadar çok “hükümetsiz” kaldığı olmadı. Hiç bir “hükümet” de bu kadar ciddi “iktidarsız” duruma düşmedi!

Darmadağınık bir görüntü hakim.

Evet, çok güçlü bir UBP’ye ihtiyacımız var… Ve bu UBP’nin de çok güçlü bir liderliğe ihtiyacı olduğu açık.

“Eğer olmayacaksa; yani çok güçlü bir UBP ve çok güçlü bir yapısı söz konusu değilse; o zaman erken seçime gidelim, başkaları gelsin” noktasındayız…

Haaa, “kim gitse, kim gelse aynıdır” diyenlerdenim ama mevcut yapıyı da inkar edemeyiz. Mevcut yapı içerisinde UBP’nin görüntüsü tek kelimeyle “laşka!”…

Peki ne yapmak lazım?

Aylar oldu aynı şeyi yazmaktan gına geldi; liderlik yarışının sonlanması lazım.

Peki neden sonlanmıyor?

Çünkü, mahkemece de sabitlendiği üzere; kurultaydaki başkanlık seçimi yasal değildir, tüzüğe aykırıdır ve tekrarlanmalıdır. 28 Ekim 2012’de bu yapılmalıydı.

Mahkeme de aynı karara hükmetti.

Anlayamadığım; yargının da muhtelif kararlarına rağmen, İrsen Küçük’ün neden ısrarla yarıştan kaçmaya çalışır görüntüsüdür. Neyi uyalıyor? Altı tane düşeş atsa marsı kesemeyecek Ermeni tavlacı gibi acaba “ya deprem olursa!” diye mi bekliyor?

Efendim, diyebilirsiniz ve diyenler de vardır; “İrsen bey o akşam yarışı kazandı”…

Ama bu söylediğiniz, tüzüğe aykırıydı; mahkeme tarafından da bu aykırılık kesinleşti!

Kaza Mahkemesi’nin “10 gün içinde seçim yapın” demesinin asıl sebebi, bence, zaten bu seçimin çok gecikmiş olmasından kaynaklanıyor.

Hukuken gecikme vardır.

Manevi olarak gecikme vardır.

Ve en önemlisi toplum hizmet bekler pozisyondadır.

İrsen Küçük, derhal ikinci tura gidilmesini isteyen ilk kişi olmalıdır.

Olmalıydı!

Uyaladıkça, “eğreti” genel başkan, “yetkisiz genel başkan” durumuna düştü… Şimdi “kazanma şansı gün geçtikçe azalan başkan adayı” durumuna gelmiştir.

Ayrıca her geçen gün, toplum da çok kötüye gidiyor.

Bir an önce, kim olacaksa olsun, UBP, “hayırlı olsunlarıyla” birlikte, yani üç yeni milletvekiliyle, yoluna devam etsin.

Öyle bir genel başkan seçilsin ki; elini masaya vurduğu zaman, “ben da bakanlık isterdim” diyecek olan milletvekilinin midesine kanama gelsin! Gözleri faltaşı gibi açılsın!

Topluma ve UBP’lilere düşen; kim seçilirse seçilsin; en üst düzeyde saygıyla destek vermektir.

Haaaa; böyle olmayacaksa; parti bölünecekse, kavga sürecekse; o zaman erken seçim kaçınılmaz olur.

İlk erken seçime, “genel başkan” sıfatıyla giremeyen İrsen Küçük de, delege oyuyla Lefkoşa lisetesi dışında bile kalabilir.

Tepkiler büyük olur! Bilmem anlatabildim mi?

Şu anda, “yarıştan kaçan, korkan, çekinen” bir pozisyonu olduğu yorumu yapılabilecek olan İrsen Küçük, istinafa giderse, bu sıfatlara, benzerlerini ekler.

6 hafta veya sekiz hafta sonra Ahmet Kaşif karşısında kesinlikle fark yer… tüm delegelerin çocuklarını veya kendilerini devlet memuru yapsa da, yenilmekten kurtulmaz. Çünkü tepki doruğa çıkacaktır. Tepkilerin tüm hedefi de tek başına kendisi olacaktır.

Ama, “hodri meydan” deyip, istinafsız önümüzdeki Pazar Atatürk Spor Salonu’nu işaret ederse, şansı az değildir; eşittir. Hatta dünkü istihdam çalışmaları (rüşvetimsi) ile şansı daha da fazladır…

Lütfen artık…

Hade!

13 Ocak 2013… Yer Atatürk Spor Salonu – Lefkoşa… Saat: 08.00… Sabah sabah bitsin; biz da erken kapatalım sayfaları!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31