“Bugün 13 Temmuz 2015…

O gün 13 Temmuz 1974…

O gün de bugün gibi sıradandı…

Yarının ne getireceğini kimse bilemiyor.

Biz de bilememiştik “bilemez” dedim…

Havadan, sudan sıradan işlerden bahsettim.

Oysa bugün 41 yıl önceki günde neler olacağını tarih yazıyor.

Açın, okuyun, yaşayanların neler yaşadıklarını hissedin.

“Sen misin istemeyen” dediler.

Örgütü hareketlendirdiler.

Silahları sildiler, yağladılar.

Sabahın erken saatlerinde paletleri döndürdüler.

Hedef cumhurbaşkanlığı sarayıydı.

Orayı bastılar.

Kuşattılar.

Makarios içerideydi.

“Ne oluyor” dedi.

Etrafındakiler, “Ne oluyor” dediler.

Beklenmedik bir harekâttı bu.

Anavatan hiç yapar mıydı bu kalleşliği?

Saniyeler içerisinde karar verildi.

Arka kapıdan çıktılar, Makarios’u dağa kaçırdılar.

Hem Kıbrıs, hem Makarios, hem de bizler için zor günler başlamıştı.

Geriye dönüşü olmayan yoldu bu.

Düzen yırtılmıştı.

Ve bir daha eskisi gibi olamayacaktık.

O gün çatırtılar başladığında biz kapalı Mutallo’dakiler birbirimize baktık.

“Ne oluyoruz” dedik.

Korktuk.

Yoksa bize karşı bir savaş mıydı bu?

Mahallelerimize kurşun düşmedi.

Kum torbaları delik deşik olmadı.

Minareye bazuka mermisi isabet etmedi.

Peki, biz sakin otururken, karşı taraftakiler de hep Rum iken bu silah sesleri neyin nesiydi?

Oradan birisi seslendi…

 “Rumlar birbirlerini yeycekler”.

Bakıştık.

Sevindik.

Onlar birbirlerini yerlerse biz rahatlayacaktık.

Başka birisi girdi araya…

“Olur mu hiç öyle, güçlü, güçsüz tarafı yeycek, sonra dönüp bizi yeycek”.

“Öyleyse işimiz zor olacak,” dedik.

Üzüldük.

Ve sinir bozucu bekleme safhasına geçtik.

Bilmiyorduk ne oluyor?

Sonradan işin rengi ortaya çıktı.

Darbe…

Garantör ülke Yunanistan, askeriyle zaten buradaydı.

Komutanları Kıbrıs ordusunun başındaydı.

Polise bile hükmede biliyorlardı.

Ve var olan gücü ile işbirlikçileri bir araya gelince, Amerika’nın planı uygulanmaya başlamıştı.

Makarios gidecek, kukla hükümet kurulacak, bir müddet sonra “bağlanalım mı” referandumu ile iş bitirilecekti.

Ki kazın ayağı öyle değilmiş.

Kuzeyde hazır bekleyen diğer garantör vardı.

Onun da sırası gelecekti.

Pay meselesi bu…

Bekleme süresini bekledik.

Ve sonrası malum gelişmeleri yaşadık.

Sıcak Temmuz aylarından yaşanabilecek en sıcak Temmuzunu yaşadık…

Dağlar patladı…

Ormanlar yandı…

Kıbrıs ortadan çatır çatır ayrıldı.

Diğer garantörü sorarsanız…

O zaten çok önceleri kapmıştı kapacağını…

Ona neydi? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31