Geçtiğimiz Pazar, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısı ile AB Bilgi Merkezi, farkındalık yaratmak için “Su için yürü, Yaşam için yürü” diye bir etkinlik düzenledi. Gazete haberlerinden haberdar olduğum etkinlik için, ben de başvuruda bulunarak, kıt su kaynaklarımız ve suyun idareli kullanılması için farkındalık yaratmak maksadı ile yürüyüşe katıldım. Lefkoşa’dan kalkan otobüsle önce Girne İlçesi’ne bağlı Malatya köyüne gittik. Otobüsümüzün çıkabileceği yere kadar otobüsle gittik. Daha sonra Jeoloji Mühendisi Oğuz Vadilili’nin rehberliğinde, eşsiz dağ ve deniz manzarası arasında 700 metrelik yürüyüşle Malatya Şelalesi’nin aktığı noktaya vardık. Ben Kıbrıs’ta ilk defa bir şelale gördüm. Yürüyüşe katılanlar bu anı ölümsüzleştirmek için resim ve video çekimi yaptılar. Çekimlerden sonra önce Çevre Mühendisi Cemaliye Özveren suyun çevre ile uyumlu her türlü kullanımı hususunda bilgi verdi. Daha sonra Jeoloji Mühendisi Oğuz Vadilili Kıbrıs’ın su akiferleri ve oluşumları hakkında geniş bir bilgi verdi. Bulunduğumuz noktada da bizzat bize göstererek bu oluşumların nasıl meydana geldiğini anlattı. Ayrıca şelale ve pınarların da oluşumları hakkında bilgi verdi. Şelalenin suyunun nereye aktığı sorumuza Oğuz Vadilili dereye ve oradan da muhtemelen denize aktığını söyledi. Şelale yanında Alsancak Belediyesi’nin bir miktar suyu şebekeye veren derme çatma bir tesisciği vardı. Geriye kalan günlük 1500 ton (metreküp) su ise denize akıyordu.Malatya’daki şelaleden sonra yine Oğuz Vadilili’nin rehberliğinde Milos Pınarına doğru şahane manzara eşliğinde yürüdük. Milos Pınarı Malatya Şelalesi gibi güçlü akmasa da akıyordu. Yine Milos Pınarında da İngiliz’den kalma eski bir yapı ile suyun bir kısmı şebekeye veriliyordu. Kalan su ise dere ile denize ulaşıyordu. Milos Pınarından sonra bir kilometrelik bir yürüyüşle Alsancak Belediyesi’nin sosyal tesisine geldik. Alsancak Belediyesi’nin ikramından sonra otobüsümüzle yeniden Lefkoşa’ya geldik. Bu yürüyüşü organize edenlere ben teşekkür etmek istiyorum.

                                          ***

Gelelim gün dolayısı ile bizim yetkililerin boş demeçlerine. Gün dolayısı ile Çevre Bakanı Dinçyürek “Suyun önemine vurgu yaparak. Su ile ilgili olmayan çalışmalarından bahsetti.” Halbuki bereketli yağışlarla akmaya başlayan Güzelyurt Derivasyonu, kanalı temizlenmediği için, taşan su dereler vasıtası ile Güzelyurt Barajı yerine denize akmıştı. Kapakları Vadili köylüsünün karşı durmasına rağmen açılan Vadili Göletindeki 3 milyon ton suyun bir kısmı Köprülü Göletine akarken, büyük kısmı da denize akmıştı. Bugünlerde bazıları Köprü Göletinin kapaklarını izinsiz açarak göletteki suyun boşa akmasına neden olmaktadır. Ekili arazileri kapaklardan akan su ile dolan köylülerin şikâyetine rağmen Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığından çıt çıkmıyor. Bir damla suyu bile kaybetmememiz gerektiği halde her yıl akmasalar bile akan şelale ve pınar sularına da aktıkları zamanlarda sahip çıkılamadığı için binlerce ton şeker gibi su denize akmaktadır. Bizi yönetme iddiasında olanlar, mevcut su kaynaklarımızı koruyacak ve geliştirecek çalışmalar yapacak yerde, tüm ümitlerini Türkiye’den gelecek suya bağlamışlardır. Kendi suyunu yönetemeyenlere, elbette gelecek olan suyun yönetimi de verilmeyecektir. Sonra da suçu kendimizde değil, başkalarında arayacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31