Yeni kimlik kartları ile Muhaceret Affı konusunun sadece tartışma şekli bile son derece anti demokratiktir.

Yıllarca sürdürülen nüfus politikaları, bir türlü önüne geçilemeyen kaçak işçi ve kayıtdışılık, kartopu misali her geçen gün büyümeye devam ederken, bu konularda atılacak her adımın mutlaka ortak konsensus çerçevesinde atılması şarttır.

İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile dün canlı yayında yeni kimlik kartı çalışmalarını konuştuk. Beyaz ve Yeşil Kimlik kartları ile ilgili bilgi veren Bakan ile yayın sonrasında da kısa bir sohbet daha yapma şansımız oldu.

Özünde, kayıt dışı yaşamı sonlandırma olarak gösterilen ve kesinlikle bu konuda acilen adım atılması gereken konu, aslında vatandaşlık hakkı ve nüfus meselesine gelip dayanıyor.

Bakan Çavuşoğlu şu anda verdiği kriterler çerçevesinde kaç kişinin beyaz kimlik sahibi olacağını söylemiyor.

Bu konuda da çeşitli rakamlar var telaffuz edilen.

30 bin diyen de var, 100 bin diyen de.

Ancak bu kimlik kartlarının vatandaşlık hakları, vatandaşlık yasası kapsamında ele alınacak diyen Çavuşoğlu, aynı zamanda mevcut yasaya göre, bunların zaten vatandaşlık başvuru hakkına sahip olduklarını da ekliyor.

Bugün çalışma yaşamındaki kayıtdışılığı kayıt altına almak önemlidir ama bunu vatandaşlık hakkını eklemenin, son derece tehlikeli bir başka boyutu da beraberinde getireceği kesindir.

Mevcut vatandaşlık yasası, bakanlar kuruluna yani aslında siyasilere son derece büyük haklar veriyor.

Zorunluluk ya da istisnai durumlar adı altında, doğrudan siyasilerin iki dudağı arasına hapsediyor nüfus politikasını.

Zamanında bu yasalar hazırlanırken geçilen kritik eşikler, bugün karşımızda büyüyen soruna benzin niteliği taşıdı.

Şimdi bu konularda atılacak en küçük istismara açık adım, başka on yılları da ipotek altına alabilecek özelliktedir.

Tartışılan tüzüğün içeriği ne olursa olsun, hayata geçirilme şekli itibariyle şüpheyle yaklaışılan bir konudur.

Meclisin tatilde olduğu bir zamanda, sadece Bakanlar Kurulu inisiyatifinde böyle kırılgan ve hayati konularda tek başına karar vermek, hiçbir şekilde açıklanabilir değildir.

En başta demokratik değildir.

KADEM Direktörü Muharrem Faiz ile dün yine kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Mevcut çalışmalara doğal bir tereddütle yaklaşıyor.

Faiz yapılan çalışmaları nüfus yapısı açısından okuduğunda, son derece çarpıcı rakamlar da paylaşıyor benimle.

Buna göre, şu anda anne babası Kıbrıslı olanların de-jure nüfus içindeki oranı %39!

Bu rakam son derece ürkütücüdür, çünkü fiili yaşamda Kıbrıs kökenlilerin rakamsal olarak bir erime sürecine girdiğinin göstergesidir.

Vatandaşlık oranlarında bu çoğunluk halen korunuyor.

Ancak o da görüntüye göre, bıçak sırtında, neredeyse yarı yarıya bir oran teşkil ediyor.

Buna göre, toplam 202 bin vatandaşın, 126 bini Kıbrıs kökenli.

Geriye kalan 76 bin ise, Türkiye ve diğer ülke kökenlilerden oluşuyor.

Muharrem Faiz, bugün adada yaşayan 120 bin kişinin, 95 bininin sürekli ikamet ettiğini söylüyor.

Ancak konu sadece bu rakamların kendisiyle de bitmiyor. Bu kişilerin aileleri de işin içine girince ortaya çok daha farklı rakamlar da çıkıyor.

İşte o yüzden, bir toplum bilimci olarak, de-jure nüfus yapısının artık de-facto nüfusa göre çok daha önemli olduğunu vurguluyor.

İşte şimdi bu yeni kimlik çalışmalarıyla birlikte, bu oranların daha da aşağıya düşmesinin önü açılabilir.

Yani %39 olan Kıbrıs kökenli nüfusun bu rakamsal eriyişi daha da çoğalabilir.

Umarım yeni vatandaşlık yasası ile yeni kimlik kartı çalışmaları neticelendirilirken, ortak bir zeminde, toplumsal hassasiyetler de göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılır.

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31