Ne de güzel demiş sayın bakanım, “Kıbrıs konusunda Kıbrıslı Türklerin istemediği hiçbir şey gerçekleşmeyecek” …

Bombalar patladığında kurtulduk demiştik.

Dağlar yandığında gözümüz görmemişti yangını…

Nasılsa sönecek, oraları bizim olacak, yeniden yeşerecek demiştik.

Özgürlük başka bir şey...

Dohni katliamını anlatıyordu mağdur; geçen sabah dinledim.

Sabahım beşinde koymuşlar programın tekrarını.

Tesadüfen izledim.

Basa, hem de Türklere ait, doldurdular Dohnilileri.

Götürdüler ıssıza.

“Karşıda çadırlar vardı ama ne çadırı olduğunu bilmedim” dedi mağdur, anlatırken.

“Dört silahlı adam indirdi bizleri.

Tepelik bir yerde…

Aşağısı vadiydi.

Silahlı adamlardan biri indi aşağıya.

Bize “Rahat olun, su için, sigara için” dediler.

Bekledik.

Biraz da gevşedik.

Üç beş dakika sonra aşağıya inen silahlı, havaya tek kurşun sıktı.

Ve kıyamet başladı.

Hepimizi öldürdüler.

Ben ölülerin altında kaldım.

Yaralandım ama öldürücü yaram yoktu.

Hareket edenlerin kafalarına sıktılar.

Sonra apar topar kaçtılar.

 Belliydi kumandanlarından habersiz bizleri öldürdükleri.

Gittiklerinde baktım, üç kişi sağ kalmışız…

Yavaşça kalktım

Birinin ayağı kopmuştu, “Beni de götür” dedi.

Bu yara ile onu taşıyamazdım…

Üzülerek, içim yanarak, dağlara doğru kaçtım nereye gideceğimi bilmeden.

Ve sekiz günlük mücadeleden sonra kurtuldum.”

Tüylerim diken diken oldu dinlerken.

O günleri bir daha yaşadım.

Sahaya toplamalarını…

Büyüklerimizi alıp götürmelerini...

Ve teslim olduğumuz gün taraya taraya sokaklarımıza girdiklerini.

Öleceğiz demiştim.

Şimdi herkesi vuracaklar, sıra bize gelecek…

Sonra da götürüp cesetlerimiz çukurlara gömecekler.

Belki de sonsuza kadar kimse bizi bulamayacak.

Mezarlarımız da olmayacak.

Ne kötüydü.

O günlerde bizim yani Kıbrıslıtrkerin istedikleri ölme öldürme korkusu olmadan yaşamaktı.

Normal bir ülkenin vatandaşı olarak, irademizin olduğu, her türlü haktan faydalanmaktı…

Dağlar patladığında gerçekleşecek dedik, ormanların yanmaların aldırmadık.

Bugün.

Yani aradan 40 yıl geçtikten sonra sayın bakanım, “Kıbrıs konusunda Kıbrıslı Türklerin istemediği hiçbir şey gerçekleşmeyecek” dedi.

Tam kırk yıl.

Bir ömür bu...

O gün doğanların bugün torunları var.

Ve baktığımda hala yanan dağlarımı görürüm.

Ağlarım yitip giden değerlerime.

Ve kırılan onuruma…

Delinen, yok edilen geleceğime.

Sayın bakanım "Artık yavru değiliz" de dedi.

40 yıldan sonra…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31