“Bandabuliya: Kıbrıs’ta üstü kapalı, halkın bilhassa sabahları gidip, alışveriş yaptıkları, çarşıdır.

Bizde her bölgede vardı.

Birçok yerde şeklen değiştirilse de Lefkoşa’daki bandabuliya hala canlılığını koruyor.

Neyse…

Baf’taki bandabuliyaya birkaç kere babamla gitmiştik.

Türk Rum esnafı orada birlikte iş yaparlardı.

Müşterileri de karışıktı.

Ancak ne olduysa Türk’ten Türk’e kampanyası başlatmışlardı.

Ve iki halk ufak ufak burada da ayrılmaya başlamıştı.

Ayrılıktan sonra Türkler bandabuliyayı hem yüksek yerlerden hem de bazı evlerin camlarından gözetlemeye başlamışlardı.

O günlerde Mavro diye bir Rum esnaf ile bir Türk arasında sorun oluşmuş.

Ya alacak verecek ya da başka bir olay vardı aralarında.

İkisi arasındaki tartışma yaralamaya dönüşünce Türk bölgesinden Rum bölgesine baskın gibi bir saldırı düzenlendi.

Saldırıda yaralanan ve öldürülen Rumlar oldu.

Aralarında babam da vardı saldıranların.

Babam olaydan çok sonra anlatmıştı olayı…

Arabaların altına saklanan Rumlardan birkaçını bizimkiler, neden saklanıyor diye vurmuşlar.

Babam, “Vurmayın” dedikçe babama da çıkışıyorlardı.

Gözleri dönmüştü bir kere.

Muhtemelen bir yerlerden emir almışlardı…

O gün 7 Mart 1964 günüydü.

Fitilin ateşlendiği en mühim gündü o.

Bilinmezler başlamıştı.

EOKA vardı ama tüm Kıbrıslılar EOKA’cı değillerdi.

Bandabuliyadakilerin hepsine de EOKA’cıymış gibi davranıldı.

Yaklaşık 500 sivil Kıbrıslırum Mutallo’ya esir diye getirildi.

Mavro’yu o gün hunharca vurdular.

O günü çok iyi hatırlıyorum.

O gün ve esirleri geri verdikleri Pazar günü ortam çok sessizdi.

Gergindik.

Çok korkmuştum…

-Anlattıkların korku filmi gibi bir şey, dedi arkadaşım…

-Evet, biz o korku filminin içindeydik, dedim.

-Bulgaristan’da yaşadıklarımı dünyanın en kötüsü sanırdım, meğer, dedi...

Ve sordu, ”Sonra ne oldu?”

Devam ettim anlatmaya:

“Sabahın erken saatinde başladılar vurmaya.

Güne gürültüyle başladık

Evler patlıyordu caddeler savruluyordu.

Bir kâbustu yaşanalar.

Kısaca bugün Omorfo’da andıkları Kıbrıslıtürklerin öldürüldükleri o günün sabahıydı o sabah.

Her yer dumandı.

Yolda tek köpek, havada tek kuş yoktu…

Kaçmışlardı.

Meydan birbirlerini vuraya çalışanlara kalmıştı.

Mahşeri yaşatmışlardı bizlere…

Eğer 7 Mart bandabuliya baskını olmasaydı…

Esir diye alınan, yolda araba altında vurulanlar olmasaydı…

Ve Mavro vurulmasaydı…

Ki bir görüşe göre Mavrali’de katliam yapanların başında Mavro’nun yakınları varmış…

Bugün Omorfo’da uğruna anma töreni düzenlediklerimiz öldürülmeyeceklerdi.

Öldürülenlerin ailelerinin bir kısmı yurtdışına göç etmeyeceklerdi.

Geçen gün sırf bu yazıyı yazacağım diye öldürülenlerden birinin kızı aradım…

Ve ona,”Babanın öldürüldüğü günü hatırlıyor musun?” Diye sordum.

-Sildim, dedi, “o günü de Kıbrıs’ı da…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31