Kadınlar hakkında
ve feminizm üzerine bazı yazılarım oldu.
Feminist teorileri okuyorum,
8 Mart hakkında ne diyebilirim,
ne yazmalıyım diye düşündüm...

Kadınlara ait bir günü kabul etmek
tüm geriye kalan diğer günlerin erkeklere ait olduğunu kabul etmek anlamına mı geliyor?
Yoksa bu kadınların elde ettiği,
önemli,
ve akıllıca kullanılması gereken bir gün mü?

Ayrı günler, ayrı ajandalar, ayrı bilimler
Erkekle kadın arasındaki –varsa- uyumu, yakınlığı zedeler mi?
Hala feminizm var mı?
Gerekli mi?
Kadınları erkekler araştırabilir mi?
Kadınların yaşadıklarını erkek biliminsanı anlayabilir mi?

***
Peki, Amerikalı beyaz bir kadınla,
Afrikada yaşayan siyah bir kadın arasında ne kadar ortak nokta vardır?
Kıbrıslı Türk, genç, eğitimli, yarı ömrünü, Londrada geçirmiş bir kadınla, Kıbrıslı Türk, yaşlı, köyde yaşamış, eğitim düzeyi düşük olan bir kadın arasındaki ortak notkalar neler olabilir veya ne kadar ortak noktaları vardır?
Sadece kadın olmak birbirimizi anlamaya yeterli mi?

60’lardaki feminist anlayışından farklı bir yerlerdeyiz.
Bu gün görüyoruz ki, kadın olmak tüm kadınların birlikte olmasını gerektiren öncelikli bir kimlik değil.
Kadınların yaşadığı yer, hangi etnik kimlikten veya sınıftan oludukları onları farklılaştırıyor,
ve ayırıyor.

Bu feminizmi yıpratır mı?
Hayır! Sadece farklı feminist bakış açılarına gerek duyduğumuzu gösterir.
Zaten bugün “Black” veya “lesbian” feminist çalışmalarına sıkca rastlıyoruz.
Bu bölünme kadınların elini güçsüzleştirmez
tam aksine birbirlerini tanımaya
yani birbirlerinin farklılıklarını öğrenmeye yol açar.
Bu kadar soruların, ve bölünmenin yaşandığı feminizimde,
8 Mart hakkında da farklı görüşlerin olması çok doğal, tabii
Kutlansın mı? Kutanmasın mı?
Ben bu günü kutlamak değil de, doya doya anlamaktan,
yaşamaktan, stratejik bir tarih olarak kullanmaktan yana olanlardanım.

***
Kadınlara özel haklar tanımak, kadınların güçsüz olduğunu onaylamaktır diyenler var
ancak, tarihe baktığımızda, yakın geçmişe kadar kadınların eğitim alanının çok kısıtlı olduğunu görürüz.
Genelde aile içinde, evde yaşam sürdürdüğünü, sanatla, bilimle, politikayla ilgilenmesinin kimi zaman kültürel ortamlardan dolayı ,
kimi zaman da yasalardan dolayı hep engellemelerle karşı karşıya kaldığını biliyoruz.

Bu sürede erkekler kendi aralarında bu alanlarda tecrübelenirken, eğitilirken, kendilerine olan güvenlerini artırırken kadınlar şu veya bu şekilde engellendi.
İşte bu kaybolan zamanı, alınamayan eğitimi, örnek azlığını ve tarihden gelebilecek olan öz güven yoksunluğunu bozabilmek için,
şimdi kadınlara bazı öncelikler tanımalı, özel haklar vermelidir.

Ancak farklı etnik, millet, ve sınıfa ait olan kadınların farklı sıkıntılar yaşadığını gözeterek
Kadınların farklılıklarını bilerek her gruptaki kadına ulaşabilecek avantaş sağlayacak sistemler kurmalıyız.

Kadınlar yarışa şimdi başladı, oysa erkekler yıllardır bu yarışta, adil bir yarış için
kaybolan yıllar için, kökleşmiş, sorgulanmayan erkek egemen kültürün ve değerler sisteminin tartışılabilir olması için ve farklılıkların kabul görebilmesi için, öncelikle 8 Mart, ardından da 9, 10, 11, 12...25.., Mart, Nisan, Mayıs... Eylül... önemlidir....

İyi günler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31