En büyüğümüzden en küçüğümüze kadar o günleri hatırlayanlar bir “ah” çeker içinden…

“Ne günlerdi o günler” diye…

Tartışmasız Kıbrıslıtürklerin hayatında yaşadığı en önemli dönüm noktalarından biriydi…

Tabi ki Kıbrıslırumların da…

Evet, Annan planı ve onun getirdiği referandumdan bahsediyorum…

24 Nisan da tam 9 yıl oldu…

Tarihi mitingler…

“Kıbrıs’ta barış engellenemez” sloganları…

“Evet” ve “hayır” kampanyaları…

Miting alanlarına yerleştirilen bombalar…

Sabahlara kadar süren TV ve radyo programları…

Adanın dört bir tarafında yanan “barış ateş”leri…

Çözümün geleceğine inanan insanlar…

 Havalarda uçuşan vaatler…

Hepsi de bir anı olarak kaldı hatıralarda.

Ya o dönemlerde çözümü ve Birleşik Kıbrıs’ı savunan aydın insanlara yapılan saldırılar?

Akın Zabit’in “Rezil Olduk Rüsva Olduk” bestesini o yıllarda seslendiren Alkapon’un söylediği gibi…

“Barış koydular önümüze hain olduk, gavur olduk

Plan koydular önümüze kansız olduk, soysuz olduk

Polis koydular önümüze sanık olduk, suçlu olduk

Ben hep suçluyum ülkemde yazıp söylediğim diye

Üçüncü sınıf bile değilim doğup büyüdüğüm bu yerde…”

Ne çözüm geldi ne de verilen sözler tutuldu…

Koskoca bir yalanın içinde oynan oyunda kendimizce yer aldık…

“Evet” dediğimiz için dünyadan ödüller yağmasını, hatta Rumların cezalandırılmasını bekledik…

AKEL’e kızdık…

Çözüm olmamasını ve bugünlere çözümsüzlük ile gelmemizin tek sorumlusu onları gördük…

Referandum ve sonrasında yaşanan 9 yıl birçok şeyi değiştirdi…

Eskiden sadece “sağcı”ların kullandığı “Rumlar çözüm istemiyor” söylemini “solcu”larımız da kullanmaya başladılar.

Ama en önemlisi iki toplumun çözüm umutları yok oldu…

Zafer işareti ile havaya kalkan eller ceplerde para arar duruma geldiler…

Bu durumda acı çekmemek, “yeter artık” diye bağırmamak elde değil…

Geçen yıl 24 Nisan da CTP ile TDP, referandumun yıldönümü nedeni ile “barış mitingi” düzenlemişlerdi…

2004’lerde “80 binlerin” doldurduğu İnönü Meydanı’na, 250 kişiyi zor toparlamışlardı.

Bu yıl ondan da vazgeçtiler…

Tarihi İnönü Meydanı, Referandumun 9. yılında yabancılara terkedilmiş bir şekilde yalnız bırakıldı.

Toplum olarak elimizden gelen tek şey 9 yıl önceki mitingleri izlemek ve gözlerimizi kapatıp o günleri yeniden yaşamak…

Hani Ahmet Okan ve Acar Akalın’ın sembol olmuş “Güzel Günler” parçasındaki nakarat gibi…

“Güzel günler hangi dağın ardındadır

Varabilmek mümkün mü hiç o dağlara

Hiç bu denli unutmamıştık yaşamayı

Gülmeyi, sevişmeyi ve şarkı çalmayı…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31