Önce Başbakan Erdoğan’ın ziyaretinde “Protesto” yapan cepheye birkaç söz söyleyip geçmek istiyorum.

Partileri veya Sendikacıları bir yana bırakırsak, izlediğim film ve resimlerde tanıdık çehrelere rastladım.

Bunlar  Türkiye Büyükelçilik duvarına  tırmanmaya kalkan ve oraya “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti” bayrağı asmaya  yeltenen birkaç haddini bilmezdi.

Kılıkları,davranışları hiç de Kıbrıs Türk Halkını temsil edecek gibi değildi.

Hele kalemle kendisine bıyık çizerek polislere saldıran kadını alkışlayacak biri olur mu diye düşünüyorum.

Anımsadığım kadarıyla bunların protipleri,Rum kıyımından kurtuluşumuzdan hemen sonra  rahmetli Bülente Ecevit’i de protesto etmişlerdi.

Bir Sendika da Ecevit’in resmini duvarından indirmişti…

Bunlara bakıp da üzülmemek  elde değil.Biz özgürlük-bağımsızlık ve egemenlik cephesinde, bunlar Ruma yama olmanın peşindeler…

Güle güle…

Ama biliniz ki Kıbrıs Türk Halkını peşinizden sürükleyemeyeceksiniz.

***

Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs’a yaptığı görkemli ziyarete gölge düşürmek isteyen Rum ve Yunan lobisi harekete geçmek için zaman kaybetmedi.

İlk haber ABD’den geldi.Bunun üzerinde durmak istiyorum.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde görüşülmekte olan Dışişleri Yetki Yasası’na eklenen Türkiye'deki dini özgürlüklerin durumuyla ilgili değişiklik önergesi, Cumhuriyetçi Dana Rohrabacher'in eleştirileri üzerine Komite'de "çifte standart" eleştirilerine neden oldu.
 
Teklifin komitedeki görüşmesinde milletvekillerinin hemen hepsi teklifi desteklerken, Türkiye'ye yönelik "çifte standart" yapıldığı yönünde bazı eleştiriler de yapıldı. Oturum, komitenin kıdemli Demokrat üyesi ve eski başkanı Howard Berman ile Cumhuriyetçi Dana Rohrabacher arasında küçük çaplı bir sözlü atışmaya da sahne oldu.

Değişiklik önergesinde, "ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'dan, Türk hükümetine, dini ayrımcılığın tüm şekillerine son vermesi, ibadet özgürlüğünü ve Hıristiyan toplulukların dini eğitim verme hakkını teminat altına alması, kiliselerden el konulan tüm mal varlıklarını iade etmesi, kiliseler ve kilise mallarının sahiplerine, bu mallarını muhafaza edebilmeleri ve onarmalarına imkan tanıması" gibi çağrılarda bulunması isteniyor.

ABD'deki bazı önde gelen Ermeni ve Rum kuruluşları tarafından da desteklenen teklif, komitede yapılan oylamada 1'e karşı 43 oyla kabul edildi. Teklife "hayır" oyu kullanan tek milletvekili, ülkede gelecek yıl düzenlenecek başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan aday adayları arasında yer alan Ron Paul oldu.Teklifi sunanlardan biri olan Berman, Türkiye'deki Hıristiyanların dini ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ederek, bu teklif ile Türkiye'nin bu "korkunç"(?) durumu düzeltmesini istediklerini söyledi. Tasarıda imzası bulunan diğer milletvekili Demokrat David Ciciline de Kongre olarak Türkiye'nin dini özgürlükler konusunda kayıtsız kalamayacakları mesajını verdi.

Cumhuriyetçi milletvekili Yunan kökenli  Gus Bilirakis, Türkiye'nin bu konudaki kaygıları gidermek için acil adımlar atması gerektiği görüşünü savunurken, Brad Sherman da Türkiye'yi sert şekilde eleştirerek, teklife güçlü destek verdiğini söyledi.306 no’lu tasarının sunucularından biri olan Cumhuriyetçi Edward Royce da, "Türkiye'deki Hıristiyanların çektiği acılara ABD olarak ses çıkarmazlarsa, bu kesimin yok olacağını" iddia etti.

Bunlar gözlerini açıp Batı Trakya’daki Yunan zulmünü ve yine Makedonya Cumhuriyeti’nin adına bile tahammül  edemeyen Yunanlının tutumunu görmek istemeyenlerdir.

Çöküntü içinde olan ve AB parası ile nefes alan Yunanistan’ın güdümündeki Yunan lobisi bunların gözünü bağlamış!

***

AB’DEKİ  OYUN BAŞLADI

Başbakan  Erdoğan’ın “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’nin” AB  dönem başkanlığı süresince müzakerelerin dondurulacağını söylemesi tepki yarattı.

Bir bölümünü dün yansıttım.Başbakan,  Kıbrıs’ın Temmuz 2012’de başlayacak Avrupa Birliği Başkanlığı döneminde Türkiye’nin Rum yönetimiyle masaya oturmayacağını belirtmiş ve "Tanımadığımız bir ülkeyle görüşmeyiz" demişti.

Avrupa Parlamentosu Türkiye İşleri Sözcüsü Richard Howitt de başbakanın tehdidinin ters tepebileceğini söyledi. Howitt’e göre Erdoğan’ın sert sözleri en çok Türkiye karşıtlarının işine yarayacak, Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyenlerin ekmeğine yağ sürecek.

Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü de Başbakan Erdoğan’ı eleştirdi ve ''Türkiye Avrupa klübüne üye olmak istiyorsa oyunu onun kurallarına göre oynamalıdır” dedi.

Yabancı gözlemcilere göre ekonomik büyüme hızı ve Ortadoğu’da giderek artan nüfuz ve itibarından cesaret alan Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başka ülkeler tarafından da tanınması için yeni girişimlerde bulunması mümkün.

Öte yandan Türkiye’nin AB Bakanı Egemen Bağış “Kıbrıs sorunu AB’nin yoluna konulmuş muz kabuğudur.

Kıbrıs Rum Yönetiminin  AB üyesi bir ülke sıfatıyla dönem başkanı olduğu gün o muz kabuğuna AB kurumunun basacağı gündür.

Biz onları uyarıyoruz”dedi

***

Öyle anlaşılıyor ki,Başbakan Erdoğan’ın KKTC ziyareti uzun bir süre konuşulacaktır.

Dış tepkileri yoğun olarak yansıttıktan sonra Mali ve Ekonomik konulara döneceğim.

Çünkü KKTC’de iç toparlanmaya gereksinim vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31